Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Doğru düşünme örnekleri -2-

İnsan ne tarafa yönelirse o tarafı görür, bir amacı varsa, o amaca giden yolların arayışı başlar. Yani, zihnimizin üst sırasındakiler, hayata katmak istediklerimizdir. Yaptıklarımız, çoğunlukla yapmak istediklerimizdir. Aksini söylüyorsak, ya kendimizi kandırıyoruz ve yapmamız gerekenleri yapmak zor geldiği için, kolay olanı yapıp, sonra da ‘Aslında ben şunu yapmak istiyordum’ deriz. Ya da yaptığımızı doğru zannederiz. Bu ikisi de bilgi yetersizliğinin bir sonucudur. Bir şeyi çok isteyip te onun tam tersini yapmak, çok ta anlaşılır bir şey değildir çünkü sonuçları itibariyle ne yapıyorsak o tarafa doğru ilerleriz.

Davranışların bir tık öncesi duygu, onun bir tık öncesi de düşüncedir. Düşünce duyguya, duygu davranışa kapı açar. Bazen de bir duygu düşünceye kapı açabilir. Bizi öyle davrandıran duygu ve düşünce değişince, davranış ta değişebilir. Günü kurtaracak şekilde davranmakla, hesap ederek ve sonuçlarını düşünerek davranmak arasındaki fark, tam bir bilinç meselesidir. Bu da bizi, sorularımızın ve dualarımızın ne olduğunu düşünmeye sevk etmeli.

Her durumun bir sorusu bir duası olmalı çünkü ilerleyişin kimyasını belirleyen budur. Önceki örneğe dönecek olursak, sorumuzu ve duamızı buna göre oluşturmaya çalışalım. Bilelim ki, sorusu olmayanın cevabı yoktur. Geçen hafta 1. Kendisini koruyan insan tavrı. 2. Karşısındakini koruyan insan tavrı’ndan söz etmiştik. Aslında bu ikincisi, aynı zamanda ilişkiyi koruyan insan tavrıdır. Geçen haftaki örneğimizde, iki buçuk yaşındaki çocuk etrafı dağıtmış, anne de sinirlenmiştir. ‘Ben sana bu odayı dağıtma demedim mi? Daha biraz önce topladım bu oyuncakları, şimdi çabuk topla ve kutusuna koy’ demişti çocuğuna.

Bu yaklaşım ve ifade biçimi, hangi yönden ele alırsak alalım doğru değil. 1. Çocuk daha iki buçuk yaşındadır. ‘Ben sana şöyle yap demiştim, şimdi niye yapmıyorsun?’ denebilecek bir akıl ve beceri olgunluğuna henüz gelmemiştir. Burada anne, çocuğunun gelişim basamaklarını ve çocuğun neye ihtiyacı olduğunu bilmiyor, iki buçuk yaşındaki çocuğun tam bir inatlaşma, memnun olmama, anneyi babayı çıldırtma döneminde olduğunu bilmiyor ve haliyle de buna uygun davranmıyor. ‘Bir daha oyuncaklarını dağıtmadan oyna’ demek, eğitim değildir, ilaveten oyun çoğunlukla dağıtarak oynanır. Üstelik olumsuz kök fiille başlayan komutlarda insan beyni tam tersini yapmaya yönlendirilir. Dağıtma’daki “ma” ekini zihin, fiili yaptıktan sonra, yani dağıttıktan sonra algılar. Çünkü olumlu fiili yani dağıt kısmını beyin emir kabul edip hemen işleme geçer, “ma” sonradan algılanır. Bu kuralın bilinmesi, pek çok iletişim kazasını önler. Burada sorumuz, ‘Nasıl davranırsam çocuğumun yaş dönemi özelliğine ve ihtiyaçlarına uygun davranmış olurum? Nasıl davranırsam doğru olur? Duamız ise şöyle olabilir. ‘Allah’ım (cc), bana verdiğin bu harika emanetin olan yavrumun yaş dönemi özelliklerini öğrenerek, çocuğuma nasip ettiğin değerleri ve potansiyelleri en üst noktaya kadar geliştirebilmesi için, uygun olan yaklaşım biçimlerini öğrenmemi ve çocuğumu geliştirerek hayata hazırlamamı nasip et.’

Peki, bu duayı davranışa nasıl geçirelim?

Haftaya devam edecek…