Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Dünyanın en fakir ülkesi Hollywood’u boykot etmeyecek miyiz?

Dünyanın en fakir ülkelerinden biri olan ABD ile yaşadığımız kriz gündemimizin ilk sırasında.

Herkesin hayatını bir şekilde etkiliyor. Normal. Küresel sistem zaten böyle bir şey. Dünyanın bir köşesindeki siyasi ya da toplumsal gelişme çabucak etki gösterir ve diğer dünya ucunu etkiler. Hemen fark ettiğimiz şeyler olduğu gibi zamanla karşımıza çıkacak sonuçlar da olacak.

Dert değil.

Memleketin mensubu olmanın hakkını veren herkesi tarih yazacak ve iki cihanda da karşılığını alacak. Bu toprağa ait olmadığını ortaya koyanlar için de durum farklı değil…

Neyse…

Derdim şu…

Her alanda etkisini gördüğümüz krize dair sinema sektöründe bir sonuç çıkacak mı?

Bazı sinema meslek örgütleri açıklama yaptı. ABD’yi kınadıklarını, mümkün oldukça ABD malı kullanmayacaklarını açıkladılar. Tebrik ederiz.

Fekat meselemiz bu kadarla kalamaz.

Hollywood dediğimiz organizasyon, ABD politikalarını aklamak için en güçlü silahlardan biri. ‘Soft power’ dedikleri mesele… Yani ‘yumuşak güç’…

Yani savaş, silah, kan, ölüm olmadan, darbe yaptırmadan, doğrudan siyaset ve ekonomi alanına girmeden emeline ulaşmak…

Bu yumuşak güç öylesine etkili ki, yakın tarihte ABD ile sinema sebebiyle keriz yaşamışlığımız var.

Gençler bilmez. 90 ve 2000 kuşakları için böyle şeyleri hatırlatmakta fayda var. Ve elbette politika üreticileri de ilgilendiren bir hatırlatma bu…

80’lerde sinemamız zor durumdadır. Yabancı filmler (ki bunlar Hollywood yapımlarıdır) salonları doldurmakta, sektör de bundan olumsuz etkilenmektedir. Yerli yapımların desteklenmesi gerekmektedir. Bunun için Turgut Özal bir kanun tasarısı hazırlatır. Buna göre yabancı filmlere ek vergi gelecektir. Oran da %25 civarındadır. Bu sayede yerli yapımlar salonlarda daha çok yer alacak, daha az film ithal edilecek ve orta vadede sektör canlanacaktır.

Peki, ne oldu dersiniz?

ABB Başkanı Bush (Baba Bush) devreye girer ve Türkiye’yi tehdit eder. “Biz de tekstile kota koyarız” der. Mütekabiliyet gereği sinemaya karşı tekstil kozu öne sürülür. Düşünün ki tekstil o dönem memleketin can damarı. İhracatın en önemli kalemlerinden. Bizim için tekstil neyse ABD fakirleri için de sinema o demek. Nasıl bir ‘yumuşak güç’ olduğunu buradan anlayın.

Elbette sonuç olarak sinema kanunu rafa kalkar.

Ya şimdi…

Sinema sektörümüz belli bir aşamaya geldi. Bir sektörden bahsedebiliyoruz. Hollywood hala aynı yerde. Yine çok güçlü.

Cumhurbaşkanımızın iPhone çıkışını böyle okumalıyız. Bu çıkış 30 sene evvel yapılsaydı (ki, yapıldı) iPhone yerine Hollywood hedefte olacaktı.

Yani şimdi Hollywood için bir şey yapılamaz mı? Ya da yapmamalı mıyız?

Elbette hayır!

Hollywood hâlâ bu kadar güçlüyse sinema kozu da oynanmalı.

Bir farkla…

Eskiden sinema kozu doğrudan film ithalatına yönelikti. Şimdiyse bağlı olarak bütün film platformları hedef alınmalı ve en önemlisi de izleyicinin doğrudan etkin olduğu bir uygulama ortaya konmalı.

Topyekûn bir Hollywood boykotu yapılmalı…

Bu bir çağrıdır…

Sadece bir veri sunayım..