Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Düşman bir dünyada dostsuz kalmamak için…

Bu Makaleyi Dinle!


00:00

Özür dilemenin bir erdem olduğunu bildiğimiz halde, kahir ekseriyetimiz nedense bu konuda pek istekli davranmıyoruz. Acaba diyorum dostlar, kendimizi her daim haklı ya da hatadan münezzeh mi görüyoruz. Ne dersiniz? Yoksa artık her şeyi en iyi ben bilirim diyerek burnundan kıl aldırmayan egosu tavan yapmış kişileri mi örnek alıyoruz? Düşük bir ihtimal sanırım ama yoksa diyorum, çevremizde böyle çok sık özür dileyenlerin bu naif durumunu bir zafiyet olarak görüp, bu güzel insanlara bir kalorilik erkek ya da çavdar erkeği diye lakap takanların sözlerine mi itibar ediyoruz.

Hadi o vakit sevabına söyleyeyim. Evet, kabul edelim ki özür dilemek nefsimize gerçekten zul geliyor. Çünkü özür dilemeyi toplum olarak maalesef bir yenilgi ya da zafiyet olarak görüyoruz. Karizmamızın çizileceğini düşünüp bu işten hep geri duruyoruz. Kendimizi fevkalade mühim görüp, yaptıklarımızı ve söylediklerimiz her şeyin doğru olduğunu düşünüyoruz. Günümüzde bu çirkin durumu abartıp iyice zıvanadan çıkanların sayısı da üzgünüm ki hızla artıyor. Hal böyle olunca da akıllarını yele veren bu modeller kendilerini hep haklı zannediyorlar. Özrü de teşekkürü de hep başkalarından bekliyorlar. Bu tür düşük davranışlara genelde koltuğu olup da oturduğu koltuğu tam dolduramayan kalibresi düşük buyurgan tiplerle, yönetici, amir, müdür tayfasında çok rastlanıyor. Bu durumda hatalı olduğunu bildiği halde, sözüm ona güçlü ve onurlu görünmek için kasım kasım kasılan, bu kasıntı adamların astlarından özür dilemesi beklemek de bizler için fazlası ile hayalcilik oluyor…

Oysa içinden gelerek samimi bir şekilde ağız dolusu özür dilemek, vicdanınla hesaplaşmak muhatabınla helalleşmektir. Karanlıkta kavga olmazmış dostlar! Gelin hep birlikte bu karanlıktan çıkalım ve özür dilemenin o büyüleyici faziletine ulaşalım. Bilesiniz ki özür dilemek, bireyin kalitesini arttıran ona saygınlık kazandıran çok ama çok önemli bir harekettir. Özür dilemek; esasen kendini cezalandırmak, karşındakinden af dilemek ve onun karşısında diz çökmektir. Üzüldüğünü karşındakine belirtmek, onun gönlünü almak, kusurlarını düzeltmek, telafi etmektir. Velhasıl özür dilemek dostlar, gururunu ve kibrini ayaklar altına alıp, yapmış olduğun hatayı kabullenmek, sorumluluğu üstlenmektir.

Evet demem o ki dostlar; kimse zinhar ama zinhar mükemmel değildir. Bilesiniz ki “Kabahat samur kürk olsa, kimse sırtına almaz!..” Burada önemli olan, yapmış olduğumuz hataları mümkün olduğunca bir daha tekrarlamamaktır. İçtenlikle ve zamanında dilenen bir özür, bir taraftan yanlışları telafi ederken diğer taraftan da kalbimizin müsterih olmasına sebep olur. Türbülansa girmiş ilişkilerimizi kurtarır. Nefsimize zor gelse de, ağzımızdan çok zor çıksa da özür dilemekten imtina etmeyelim. Kinin kasırgalaştırdığı, kibrin tavan yaptığı günümüzde bilesiniz ki bazen alttan almak iyi gelir. Kavga, nizah ve gürültü ile hiçbir şeyi halledemeyiz. Ne diyordu üstad Cemil Meriç; “Münakaşada zafer, mağlup olanındır.” Unutmayın biz bir birimizin hatalarını affedersek, Allah da bizlerin hatalarımızı affeder. Düşman bir dünyada dostsuz kalmamak için gelin vakit varken birbirimizden özür dileyelim…

Selametle…