Son Dakika

Ecel gelmemişse cihane, bir oğlak olur bahane

Allah'ın verdiği canı Allah'tan başka alabilecek yoktur.

İshak, henüz on yedisinde bir delikanlı...

Toros Dağları'nın devamı olan dağların eteklerinde yaşar. Karacoğlan'ın memleketi Feke ilçesinin uzak bir köyü olan Gaffaruşağı'nı mekân tutmuş olan atalarının yurdunu terk etmemek için direnen üç beş gençten biridir.

Üç köyü aynı anda gören, kartal yuvasını andıran hâkim bir tepedeki evlerinde yaşar. Evin dört bir yanındaki bahçede domates, biber, fasulye, mısır yetiştirip satarak aile geçimine katkı sağlar. Âdeta arkadaş olduğu keçilerini her gün dağlara götürür, onlara meşe ağaçlarından yaprak kesip yedirir, onlarla gezer, onlarla konuşur, onlarla dertleşir; dağlardaki yalnızlığını gideren yegâne dostlarıdır keçileri...

Yine bir sabah güneş tepelerden süzülüp inerken keçilerini alır, türkü söyleyip ıslık çala çala dağları, taşları aşar. Köyden epey uzakta ormanın eteklerinde bir meşe ağacına tırmanır. Ağacın dallarından kesip keçilerini doyuracaktır. Tırmanmadan önce de telefonunu ve erzakını biraz yukarıdaki ağaçlardan birinin altına bırakır. İshak'ın ağaca çıktığını gören keçiler de alışkın oldukları üzere ağacın altında toplanmış, karınlarının doyurmak için yere düşecek yaprakları beklemektedir. 

İshak, ilk dalları kesip yaprakları yere attıktan sonra yoğun yapraklar arasında gözüne kestirdiği büyükçe bir dalı kesmeye koyulur. Dal kopar ancak diğer dallara takılır ve aşağı düşmez. Baltayı yanlışlıkla kestiği dalın bir koluna tutturmuştur; asılınca dal, balta ve İshak hızla aşağı düşer. Yere ayaklarının üstüne çakılmıştır.

Kalkmak için ilk hamleyi yapar, ayağa kalkmasıyla vücudunun kendini taşımaması sonucu takla atması bir olur. Bu, üç defa tekrar eder. Sonra ayağa kalkamadığını fark eder, 20 metre yukarıdaki telefonuna ulaşmak için sürünerek yukarı çıkmak ister ama değil 20 metre çıkmak, vücudunu yerinden oynatamamaktadır. Sonra aşağı doğru sürünüp komşu köy olan Mansurlu'dan birilerine sesini duyurmak ister. Bir çubuk bulup kırar ve onu yere batırıp ondan güç alarak sürünmeye çalışır, ancak en fazla on metre sürünebilmiştir. On metre boyunca ise çam ve katranların iğneleri, çakıl taşları vücudunda onlarca küçük yara açmıştır. Hareket etme olanağının kalmadığını fark edip tam bir teslimiyetle olduğu yerde hareketsiz yatmaya karar vermiştir.

Düştüğünde keçiler korkup sağa sola kaçışıp gözden kaybolmuştur. Biri hariç... Bir oğlak kalmıştır yakınında... O da bir giden keçilere bakar, bir kendine bakar... 15-20 metre kadar uzaklaşır, sonra geri döner. Bu hareket, üç beş defa tekrar eder. Ancak oğlak, en sonunda bırakıp gidemez ve gelip yanına yatar... Tüm bunları izledikten sonra İshak daha fazla dayanamayıp kendinden geçer, bayılır.

Tahminî olarak saat on civarı bayılır, öğle 12.30-13.00 arası oğlağın yüzünü yalaması ile kendine gelir. 

Ayıldığında görür ki oğlağın yalaması sonucu yüzü, saçları iyice ıslanmıştır. Bir süre sonra telefonu uzun uzun çalar ama telefona ulaşması mümkün değildir. Saatler böyle geçer. Ne zaman uykusu gelip kendinden geçse oğlağın yüzünü yalaması ile tekrar uyanır.

Akşam namazından sonra tüm köylüler, komşu köylerden insanlar, dağlarda taşlarda İshak'ı arar. Jandarma ve arama kurtarma ekipleri seferber olur. Birkaç defa yakınına kadar gelirler, onlara seslenir ama sesini duyuramaz. İhtimal ki bağırdığını düşünür ama sesi çıkmaz. 

Gece yarısı 00.30 civarında köy muhtarı Şaban Kayadelen tarafından Allah'ın yardımıyla bulunur. Son defa o bölgeden geçerken telefon konuşmasını duyan İshak, son bir toparlama ile "Buradayım" diye bağırınca rüzgârın da esme yönünün yardımıyla sesini duyurabilir. Sesini duyurabilmiş olmasına rağmen bulunduğu yeri tespit etmek pek kolay olmaz.

Bulduklarında oğlakla koyun koyuna yatmaktadırlar. Oğlak da susuzluktan hâlsiz düşmüştür. İshak'ın belden aşağısı derin dondurucudan çıkmış gibi soğuktur. Sağlık ekipleri bölgeye ulaştığında saat 03.00 olmuştur. 

Neyse ki delikanlının yerinden kaldırılmamış olması, iç kanama geçirmemiş olması, bir oğlağın uyumasına engel olup can yoldaşı olması, rüzgârın doğru yönden esip sesinin ulaşmasına vesile olması vb. bu kadar güzel tevafukun üst üste gelmiş olması sonucunda 17 yaşındaki delikanlı hayata tutunmuştur.

İshak şu anda Adana Balcalı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yatmaktadır. Belinde üç kırık tespit edilmiş, ilk ameliyatı başarılı geçmiştir. Hepinizden dua beklemektedir.

Buradan şu sonuçları çıkarmak mümkündür:

*Allah'ın verdiği canı Allah'tan başka alabilecek yoktur.

*Ecel gelince cihane, baş ağrısı bahane iken eceliniz gelmediğinde beş metreden taşın üstüne düşseniz, beliniz üç yerinden kırılsa, 16-17 saat kıpırdayamadan aç susuz kalsanız, bulunduğunuz bölgede sizden başka kimse olmasa bir vesile ile hayata tutunursunuz.

*Birçok insan, vefasızlık, umursamazlık vb. sebeplerle başka insanın ölümüne sebep olurken küçük bir oğlak, vefası ve sevgisiyle bir insanın hayata tutunmasına vesile olabilir.

Yorumlar

Eleştiren Adam Çok güzel bir yazı olmuş, elinize sağlık.

Mehmet Aydin Selamünaleyküm hayırlı günler kardeşim çok anlamlı güzel bir yazı anlayana çok şey ifade ediyor teşekkür ederim allaha emanet olun.

Yazara ait diğer yazılar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.