Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Efendisiz bir millet…

Bu millet tarihi boyunca ne efendi kabul etmiş nede başkasına efendi olmak için bir çaba içerisine girmiştir…

Bunun onlarca örneği vardır, derhal aklımıza gelebilen…

En zor zamanlarında bile manda nedir bilmediğimiz çok açık olarak ortadadır…

Ne yazık ki tarih bir kez daha bizi bu önemli yanımızla sınava tabi tutuyor; bütün tarihi başarılarımıza rağmen…

Fakat şu çok iyi bilinmelidir ki bu millet bir kez daha -murad etmeyiz ama- gerekirse defalarca “efendisiz” kalacağını ispat edecektir…

“Dünyanın başka işi yok bizimle mi uğraşacak” diyen zavallılar, hâlâ bu iddialarına devam edebiliyorlar mı?

Görmüyorlar mı “dünya”nın nasıl ayağa kalktığını?

Dünyanın uluslararası dengelerini bu denli oynatabilmek için ciddi bir özgül ağırlığa sahip olmanız gerekir…

Tahterevallinin bir ucunda Türkiye, diğer ucunda ise bütün Batı ve Arap coğrafyasının kukla yönetimleri var…

Bu akıl almaz orantısızlık içerisinde Türkiye’nin yaptığı küçük hamleler bile, diğer uçtakilerin yüreğini ağzına getirmeye yetiyor…

Türkiye pro-aktif olarak kendi yolunu çizmeye çalışıyor; bütün efendi olma arzularını kursakta bırakarak…

Kursakta bıraktı, çünkü son 150-200 yıllık bütün konfigürasyonları darmadağın etti…

İngiliz-Siyonist ittifakının -trilyonlarca dolar harcayarak- kendilerince yüzüp yüzüp kuyruğa getirdiği ve şımarık yavruları İsrail’in yutabileceği büyüklükteki parçalara ayırma faaliyeti, bir cerrah ustalığıyla neşterlenmiş oldu…

Bu sebeple, “Barış Pınarı Harekâtı”na dünyanın her yerinden bu denli tepki gelmesini çok iyi anlayabiliyorum…

Dünyanın en önemli yayın organları Siyonist sermayenin emrindedir ve bu sebeple de algıyı istedikleri gibi şekillendirme çabasına girişiyorlar.

Fakat “Allah haklı olanın yanındadır” inancının tecellisiyle çok komik durumlara düşüyorlar; kendi itibarlarını kendileri sarsıyorlar…

Oluşturulmaya çalışılan bütün bu toz-duman içerisinde asla kaybedilemeyecek temel hakikatler vardır…

Bunların başında, bu ülkenin asla mazlumlara zulmetmeyeceği hakikati gelir…

Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonları bunun en yakın ispatlarıdır ve dahi dört milyon sığınmacıya gösterilen misafirperverlik…

Diğer hakikat de Türkiye’nin ABD’nin karizmasına attığı dört net çiziktir…

Üç harekât ve bir de S-400 çiziği ile adeta şuurunu kaybetmiş bir ABD ve Trump’ın savrulmaları yaşanan ıstırabın en net göstergeleridir…

Batı’ya koşulsuz güç vehmedenlere selam olsun…