Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Ehlisünnet, gündem mezesi değil her devrin meselesidir!

Evvelâ belirtelim ki Erdoğan’ı yem etmek gibi bir maksadımız yok. İç ve dış bütün tehditlere karşı, vizyonumuz gereği Çumhurbaşkanımızın arkasındayız.

Niyetimiz Selçuklu’yu, Osmanlı’yı hatta Abbasîler’i iç planda zayıflatan ve somut, dış tecellilerle yıkıma götüren ehlisünnet tahribatına göz yummamak. Asırlardır topraklarımıza ipleri İngiliz/Yahudi kuklacıların elinde olan din adamı gölgelerinin, proje tiplerin boşu boşuna salınmadığını anlatmak.

Bu, üsluba göre, fitne değil hizmettir. Meseleye gündemden bağımsız olarak, elverdikçe dokunmak durumundayız. Bu mesele gündemin değil, her devrin meselesidir.

Ara ara değinmeye çabalıyorum. Dinin zayıflaması, devletin çöküşünü, devletin çöküşü, dinin zayıflamasını tetikler. Gâvur, kaba düşmanlığının ardında bütün stratejilerini bu denkleme göre tasarlar. Dinden kastımız ehlisünnettir. Çünkü gâvur, zahirî bir din dayatmasını bize uygulayamayacağını bilir. Zira Müslüman’ın itikadıyla oynamak milyonlarca kılıç darbesinden çok daha etkilidir. Bugün, bunu tecrübe etmiş bir medeniyet geleneğinin devamı konumundayız.

Abbasiler’deki Fatımî hareketlerini, Selçuklu’daki Batınî faaliyetlerini, Osmanlı’daki son dönem isyanlarını hatırınıza getirin. (Daha da geri gidilebilir) Ve sonrasındaki hazin çöküşleri…

Halkı fitilleyenler arasında; reformacı sapkınlıktan beslenen kanaat önderleri etkin role sahiptir. Çoğunluğu projedir, casustur. Önce halkın iyice yayılırlar, binbir çeşit hokkabazlık ve iftira ile ehlisünnet akaidini, bu akaidi küfür ve bidate mahal vermeksizin zamana ve mekâna yaymakla vazifelendirilmiş büyük rehberleri lekelemeye çalışırlar. Hakikati savunanı türlü oyunlarla cahil olarak resmedip, reformist fikirleri (hâşâ) bir panzehir edasıyla müminlere aşılarlar. Güven kazanırlar, daha sonra da bâtıla hizmet eden hürriyet düşünceleriyle mütedeyyin kitleleri isyana ve kaosa sürüklerler. Bir de devlet ricaline masonlar, reformistler, mezhepsizler yerleştirilince; liderler yalnız kalır ve devlet izmihlâle koşar. Çatlaklar silsilesi, domino taşları gibi ruhtan politikaya sirayet eder.

Fitneleri ayırt edebilmek lazım!

Malum tartışmaların en temel sebebi, mutlak kurtuluş yolu olan “Ehlisünnet vel-cemaat” itikadının idrak ve yorumlanış biçimindeki kasıtlı kasıtsız falsolar aslında. Ana yara bu. İngiliz ve Yahudi lobisinin üstümüze manto gibi geçirdiği en bariz fitne. Ehlisünnet itikadının umumi şekilde ismi kalmış durumda. Meydan, açık reformcuların yanında, kendini ehli sünnet gösteren/zanneden alim müsveddeleriyle yahut avam ile dolu.

Öyle akılcı şekilde girdiler ki zihinlere, din temayülünü topyekûn yok etme amaçlı çeşitli devrimbazlıklar muhal farz atlatılsa bile, aynı devrimbaz hareketlerin tohumu olan dini müesseseler hakikatin önünü hakikat kılıfıyla tıkamaktan geri durmuyor. Halen daha Cemaleddin Afgani, Abduh ve onun yetiştirmesi Reşit Rıza gibi figürlerin sapkın fikirleri ince ince müminlerin beynine işleniyor, okutuluyor, öğretiliyor. İbni Teymiye ekolü, diplomalı güya alimler kanalıyla gençleri zehirliyor. Yukarıda bahsettiğimiz kanaat önderleri de(!) işte bu tiplerin, bu ekollün hamurunu yoğurduğu kuklalardır. Biraz dikkat eden, nasibi varsa bu isimleri tespit edecektir.

Neyse, iyice ‘’hain’’ damgası yemeyelim!

Reformacıların sapıklıkları kitaplık çaptadır. Ehlisünnet uleması, yüzlerce yıldır gerekli bilgilendirmeleri yapmıştır. Sünnet nedir, ictihad nedir, mezhep nedir, müctehid, mutlak müctehid kimdir, bu vasıflara nasıl haiz olunur; bunlar neden gereklidir ve neden müminler için rahmettir; tüm bu soruların cevabını tek tek bildirmişlerdir.

Konu konuyu açıyor. Teferruata girmeyelim şimdilik, daha ince deşmek niyetiyle erteleyelim…

Velhasıl…

Kaba meâlcilik, hadsiz tefsircilik, ilimsiz ve kusurlu mantıkla içtihat üretme, müçtehitlere, müceddidlere, mutasavvıflara ve hatta ashabı kiram efendilerimize iftira, hakaret kusma, sünnet-i seniyyeye itibar etmeme, mucizeleri reddetme, kerameti ve hikmeti yok sayma, selim aklı tahrif etme; bunların hepsi reformist taassubun ukalalıkları, çapsızlıkları, edepsizlikleridir.

Bâtından nasipsiz, kabukçu, akıl yobazları… Önüne geleni şirkle suçlarlar, diğer yandan sakim akıllarını putlaştırırlar. Çevremiz böyle tiplerle sarılmıştır. Toplumları ve devletleri çekirdek planda zayıflatan, çağa uygunluk kisvesiyle ‘’üzerimize tamam kılınmış’’ dine ekleme/çıkarma yapan işbu sapkınlıklardır.

Başta Erdoğan’ın, halkımızın, hepimizin, bu tiplerin manipülatif atılganlıklarından beri olması temennisiyle…