Son Dakika

Eleştirenlerden değil susanlardan korkun

Bugünlerde gerek içeride ve gerekse dışarıda olan biteni anlamak sanıldığı kadar kolay değil. Biraz kafa patlatıp “tamam, anladım” dediniz anda bir de bakıyorsunuz ki tüm etkenler ve sonuçlar değişmiş “anladım” dediğinizi hiç anlamamış ya da eksik ve yanlış anlamış olduğunuzu idrak ediveriyorsunuz.

Maalesef bazı konularda tek doğru cevabın olmayışı, doğru cevapların birden fazla olması sizleri de yanıltabiliyor.

AK Parti için son yapılan seçimlerin hemen hepsinde “Bu sondu, bundan sonraki seçimde işi hiç kolay değil” denilmesinden sonra AK Parti’nin bir şekilde zaferle çıkması bazı AK Partilileri bile şaşırttı.

Vatandaş olağanüstü durumlardan ötürü kendi önceliklerini hep öteledi. Bana göre de doğruyu yaptı. Daha sonra pişman olup dövüneceğine aklını, mantığını ve hislerini harmanlayarak bir karar verdi ve onu uygulamaya koydu.

Öte yandan “yerel seçimlere şunun şurasında ne kadar kaldı ki” diye bazı sorunlara odaklanılmasını beklerken bazı dış müdahaleler bu sorunların da önüne geçmeyi başardı.

24 Haziran seçimlerinden öyle veya böyle yenilgi ile çıkıp gelecekle ilgili bir “umut” olmaktan da çıkan muhalefetin kendine çeki düzen vermesi, iç muhasebesini yapması beklentisi de maalesef havada kaldı. İyi Parti ve CHP’de olan bitenler vatandaşı haddinden fazla bıktırdı.

Yanlış giden her şeyin sorumlusu olarak Recep Tayyip Erdoğan’ı ve Ak Partiyi göstererek meseleyi düşmanlık boyutuna vardıran başta CHP olmak üzere muhalefet partileri kendi seçmenleriyle birlikte Türkiye’nin gözünü boyayarak en büyük yanlışa imza atıyorlar. Şöyle ciddi ciddi düşünmeme rağmen Recep Tayyip Erdoğan ve Ak Parti düşmanlığından başkaca söylem göremiyorum. Gelecekle alakalı farklı projeler ve çabalar hemen hiç yok.

Yeri geldi mi çok sık kullandığım “Bunlar AK Partili olmayan adamı da AK Partili ederler!” sözüm bilhassa son 10 yılda hep gündemden düşmedi. Vatandaş ne zaman Ak Parti ile ilgili güven kaybı yaşasa gereksiz söylem ve düşmanlıklar seçmeni Ak Partiye geri yönlendirdi, kenetledi.

 “AK Parti’yi gereğince eleştirmek” yazımda da ifade etmeye çalıştığım gibi muhalefetin bu tavrı AK Parti’nin her şeyi en doğru, en mükemmel yaptığı anlamına asla gelmiyor. “Akıntıya karşı duraklamak dahi gerilemektir” derken sorunların farkına varamamanın ANAP, DYP ve DSP’nin akıbetine dikkat çekmek içindi. 24 Haziran öncesinde “Sözün tamamı aptala söylenirmiş, Arif olan anlar” babından yapılan uyarıların da pek dikkate alındığını göremedik maalesef.

Bu satırları bir kez daha yazmamın sebebi yaşanan her sorunun kaynağının aynı olmadığını ifade etmek içidir. Ama vakıa olan farklı (iç veya dış) sorunlara hep aynı gerekçeleri göstermeye devam eder ve sorunların ortadan kalkması için bir çaba harcadığınıza vatandaşı inandıramazsanız bizleri sıkıntıdan da fazlası bekliyor.

Önemli olan milletin eleştirileri değil eleştirse dahi ilgi ve alakasıdır. İlgi ve alakasını kestiğinde, eleştiriden vazgeçtiğinde problemler halloldu falan sanılmasın. Bu vazgeçme veya susma umut kesmekten olacaktır. O raddeden sonra geriye dönüş ve telafi imkânsız bir hal alacaktır.

Her şeyin suçunu iktidara yüklemek ne kadar haksızlık ve yanlış ise yaşanan olumsuzluklara iktidarın katkısının hiç olmadığını söylemek de aynı derecede yanlıştır.

İktidarda olan parti yetkilileri ve teşkilat mensupları da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “halkın mesajını aldık” dediği hususlarla birlikte teşkilat mensuplarına verdiği mesajları ve uyarıları doğru okumalı ve gereğini yerine getirmelidirler. “Mış” gibi davranmak, istenmeyen akıbeti hızlandırır. Anlamış, yapıyormuş gibi davranıp bir şey yapmadan bildiğini okumaya devam etmeyi millet görür ve gereğini yapar.

Gönlünüzden güzellikler eksik olmasın.

Yorumlar

Yazara ait diğer yazılar