Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

“Eşim eline aldığı her işi batırdı”

“Eşim iyi niyetli bir insan, kimseye zararı dokunmaz. Ortaokul terk. Yıllardır kendi işini kurmak istedi. Ben başkasından emir alamam dedi. Biz de tamam dedik. Bir işi batırdı, ciddi borç kaldı. ‘Ben çok şey öğrendim, artık bu sefer inşallah iyi olacak’ dedi. Elimizde avcumuzda ne varsa borçları kapatmak için kullandık. Yeni bir atılım daha yaptı, onu da batırdı. Şimdi üçüncüsü de battı. Ailemden ve çevremdeki arkadaşlarımızdan borç almadığımız kimse kalmadı. Ticaret yapamayacağını anlamıyor ve battıkça daha da hırslanıyor, şimdi de işi inada bindirdi. Hâlâ ona borç bulmuyoruz diye bize esip yağıyor, borç alacak kimse kalmadı ki. O işleri batırdıkça bizde battık. Elimizde avcumuzda bir şey kalmadı.  Başarısız olmasının suçunu evde mutlu olmadığına bağlıyor. ‘Bunun sorumlusu sizsiniz’ diyor. Evde ne yaptık ta mutsuz oldu anlamıyorum. Evde Allah’a şükür maddi konuların dışında huzursuzluğumuz yok, bir dediğini iki yapmıyoruz, daha ne olması gerekiyor bilmiyorum. Üç çocuğumuz var, dört aydır kira ödeyemedik. Tenceremizi kaynatmakta zorlanıyoruz. Eşim hâlâ borç para bulup bir kere daha iş kurmak için çırpınıyor. ‘Bir işe gir, çalış’ diyoruz, ‘Beni anlamıyorsunuz’ diye bağırıp çağırıyor. Çocuk küçük olmasa ben de çalışacağım. Ne yapacağımızı şaşırdık.” 

Birinci düşme gözün görmemesinden, ikinci düşme aklın görmemesindendir.

Bir şeyi istemek başka, o şeyi yapmaya ehil olmak başka bir şeydir. Tahsilini tamamlayamamış olması kendisinde bir yetersizlik duygusu meydana getirmiş olabilir. Okuyamama sebebi algılama ve anlama sorunu ile ilgiliyse, zaten bir IQ düşüklüğü söz konusu olabilir. Böyle ise özel bir eğitim sürecinden geçmesi, günlük hayata ve iş hayatına uyum ve beceri sağlaması için yardım alması gerekirdi. Eğer böyle değilse, o zaman bir iş kurabilmek için meselâ babasının ya da başkasının yanında zanaat öğrenmesi, yani çekirdekten yetişmesi gerekirdi. Bu da yoksa, rastgele bir işe niyetlenilmemeli. Yetersizlik ve değersizlik duygusu yoğun olanlar, en ufak bir eleştiriyi bile kişilik bütünlüğe yönelik bir tehdit gibi algılayabilir ve ağır bir travma geçirmişçesine altında ezilebilirler. Bu yüzden, bilgi ile aklını, beceri ile kendine güveni geliştirememiş olanlar, sadece ve yalnızca kendi kendilerine bir iş yaparlarsa güvende hissederler. Bu durumda da, bir iş kurulacaksa, mutlaka bu işi bilenlerden yardım alınmalı, neyin, ne zaman ve nasıl yapılacağına dair ciddi bir plânlama sonrasında adım atılmalıdır. Eğer bir işte başarılı olmak isteniyorsa, uzun ve sağlam bir alt yapı için çalışma yapılması şarttır.

Sağlıklı bir işleyiş için;

  1. Niyet,
  2. Konu hakkında yeterli bilgi,
  3. Bir ekip ile plânlama,
  4. Uzmanına danışma,
  5. Yavaş ve emin bir şekilde adım atma.
  6. Şartları ve belirtileri doğru okuma,
  7. Bilen birilerinin rehberliğinde devam etme.

Bir iş yapılırken, iyi niyet ve ahbaplık ilişkileri yetmez. Sünnette belirtildiği üzere, her yapılan kayıt altına alınmalı ve yasal prosedür işlemeli. ‘Ben istedim, olmalı’ şeklindeki bir yaklaşım, gerekli şartları içermiyorsa, batmaya koşar adım gitmek demektir. Ve, bilmeyen el hüner üretmez. Çünkü her işin bir oluş ve bozuluş kanunu vardır. Ona uygun adım atmazsak, sonuçları da doğru okuyamazsak, ‘Yenilen pehlivan güreşe doymazmış’ misali, sürekli düşeriz ve bir süre sonra kalkamaz hale geliriz.

Sonuç olarak; burada, gerekli altyapı oluşmadan yapılan atılımın ve sonuçları doğru okuyamamanın üzücü tablosunu görüyoruz. Bundan sonra, eğer akıllıca başka yöntemler denenmezse, on kere iş kurulsa bile, benzer tablolar görmeye hazır olunmalıdır. Çünkü burada sadece kişisel gurur ve başarı hayalleri ile, gerçeklerden kopuk bir yol yürüme biçimi var. Borçlar kapatıldıkça, aklın anlaması güçleşir. Kendisi desteklendikçe ümidi canlanır. İlk sefer dışında, başka borçlar yapılmamalı ve yeniden eline para verilmemeliydi. Çünkü, altyapı adına hiçbir şart oluşmamış.

Şimdi ise; zaten yaralı olan bu beyefendiye, olabildiğince sakin ve sabırlı davranıp, bir işe girip çalışması, çevresinden değer verdiği insanlarca söylenip, onore edilerek ikna edilmesi gerekir. Yoksa aç kalır, yine de başkasının emri altına giremez. Kendisini kötü hissedeceği için, yanlışın kendisine ait olduğu fikrinden sürekli kaçar ve olmadık şekilde bahaneler üretir ve suçlama sebepleri bulur. Üzerine gidilirse, kavga büyür, eşlerin arası açılır, hatta boşanmayı bile göze alabilir ve bu durumda da yine başkalarını suçlamaya devam edebilirler. Sonuç olarak; yapıcı olunmalı, mutlaka psikolojik destek alınmalı. Bu mümkün olmazsa, tek taraflı psikolojik bir destek alınarak yaralar sarılmaya çalışılmalıdır.