Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

“Eşim işiyle evli”

“Eşimi çok seviyorum ve işten gelene kadar özlüyorum. Fakat eşim eve gelince daha hal hatır etmeden telefonla iş takibi yapmaya başlıyor ve yatakta bile telefonla meşgul oluyor. Oysa, birlikte yemek yemeyi, oturup sohbet etmeyi çok istiyorum. Fakat eşim usulen ‘Naber nasılsınız’ der ve hemen televizyonun başına oturur. Hasta oluruz, birileri gelir gider, çocukların sorunu olur, bunların hiçbirisi eşimin gündemine girmez. Eşimin iki gündemi var, annesi ve işi. Annesinin sözünden çıkmaz ve evli olmasa ofiste yatar herhalde. Akşam eve gelince kendisi evde ama aklı iştedir. ‘Sen işinle çok mutlusun, niye evlendin ki?’ diye soruyorum bazen. Bu durumu kayınvalidemle paylaşacak oldum, ‘Şükret, bir işi var ve eve para getiriyor daha ne istiyorsun’ dedi. Biz işte harika fakat evde canlı bir robotla yaşıyoruz.”

Evlilik; bekârlık hayatından farklı özel bir ilişki biçimi ve yapılanma içerir. Bu yapılanmanın fertlere getirdiği haklar ve yüklediği sorumluluklar vardır. Bu yapıyı; önce Allah’ın (cc) koyduğu sınırlar, Peygamber Efendimiz’in sünneti ve sonra da toplumdaki yerleşik anlayışla; cinsiyetlerimizin ve insan olmamızın gerektirdiği rollerimiz ve sınırlarımızla yönetmeye çalışırız. Evlilik; sevgi, saygı, merhamet, değer ve olabildiğince paylaşım içermesi gereken, toplumun en önemli kurumudur ve eşler birbirlerinin ihtiyaçlarını gidererek bir aile bütünlüğü oluştururlar. Bunların en önemlisi, şükürle harmanlanmış ve bilgi ile yoğrulmuş şartsız sevgi ve ilgidir. Bunu ailesinde görmemiş ve iş odaklı yaşaması takdir almış bir erkek; evlenince de böyle yaşayamaya devam edecektir. Çünkü ödül almış bir davranış pekişir. Ayrıca, iş hayatı para kazanmanın, sosyal onayın ve başarı hissinin de merkezi olduğu için, bunlar erkeğin tek beslenme kaynağı haline gelmişse ve buraya yatırım yapmışsa; eş ve çocuklar, gündemin alt sıralarına düşebilir. Öfkenin ve sert tutumların da eşlik edebileceği bu işleyişte, oluşan tehlikeli boşluk görülmezse, iletişim giderek daha da kötüleşir. Çünkü, erkeğin kendi haklılığına olan inancı, model yoksunluğu ve bilgi eksikliği, daha katı davranmasına sebep olur. Oysa, aileye çocuklar katılmış, sevgi, paylaşım ve ilgi ihtiyacı artmıştır. Bu da işbirliğini ve dayanışmayı gerekli kılar. Bu dayanışma olmayınca; mutsuzluk ve gerginlik yüreklere demir atar.

Ailede Sevgi, özlem ve paylaşım ihtiyacı arttıkça, erkek geri çekilirse hanımefendinin yükü artar, ağırlaşır ve rol kayması yaşanır. Eğer bu döngünün değişme ihtimali yok diye algılanırsa, bu hanımefendinin saygısını, sabrını ve dayanma gücünü tüketir. Bu da yürekte birikir ve sıkıntı dile vurur. Zihinde anlam kayması olunca, sözde de ölçü kaybolmaya başlar. Bu durum, iki tarafı da yıpratır ve çatışmalara sebep olur.

Hayatımızdaki her şey, Allah’a iyi bir kulluk için araçtır. Burada, araçlar ile amaçlar yer değiştirmiştir, pergelin sabit ayağı merkezde değildir ve eksen kayması vardır. Erkek evin yöneticisidir. Evde otoritesini ve etkinliğini kaybederse hırçınlaşır ve evliliğin kimyasını bozacak tutumlar içine girebilir. Evde sözünün gücü kaybolur. Kabını dolduramayan evin reisi saygınlığını kaybeder. İlgisizlik arayı soğutur. Soğukluk hırçınlaştırır ve karşılıklı yanlışa götüren diyaloglar yaşanır. Para kazanmak için onca hesap yapılırken, ailede huzuru kazanmak için hangi hesabı yapıyoruz? Dökülen kabını doldurmuyorsa, bu nasıl kar ve kazanç anlayışı?