Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Gerisi vesaire…

Bazı şeyler zor, bazı şeyler çok zor. Ve bazen gücü yetmiyor insanın. Yetemiyor ve yetişemiyor. Hani “Boşa koysan dolmaz, doluya koysan almaz” diyorlar ya. Öyle işte. Dolmuyor ve olmuyor. Böyle zamanlarda insan aciz olduğunu ve güçsüz olduğunu çok daha iyi anlıyor. Ama şunu da söyleyeyim ki; anlamak da yetmiyor.

Yine de teselli edecek ve teselli olacak bir şeyin varlığını biliyor insan. Şükür ki biliyor. “Allah’ın da bir planı vardır” diyor ve boyun eğiyor ya da eğmesi gerekiyor O’nun “ol” dediğine ve diyeceğine. Yoksa açık konuşalım, dünya öyle çilesine katlanılacak ve derdine dayanılacak yer değil.

Ben tesadüfe inanmam kâri. “Allah vardır ve tesadüf yoktur” derim ve inanırım buna gözümle bihakkın görür gibi. Yoksa gerisini dert etmek ve bu dertle esas derdini terk etmek ihanet etmek gibi geliyor bana. Belki de ben hata ediyorum, yanılıyorum. Ama gayret diye de bir şeyin olduğunu biliyorum. Çilesini çekmediğin, dert etmediğin ve gayretle gitmediğin bir yolun sonunun menzile varmayacağını bilmeyecek kadar aldanmadım daha dünyaya.

Hem ben kimim ve ne kadarım ki bu kadar uzağı düşünüyor ve bu kadar ilerisi için hem de göreceğimi, geleceğini bilmediğim bir ileri için gam çekiyorum? Kendime hayret ediyorum.

Hani “Sürgün ülkeden başkentler başkentine” diye bir şiir var ya Sezai Karakoç üstadın. Hani “Ey Sevgili” diye nida nida çoğalan o çok işittiğin ve bildiğin muazzam şiir. Çok söylenmese de ve çok dillendirilmese de ben o şiirin en ziyade tam da şu kısmını severim;

Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil

Ayaklarımdan belli

Yıllar geçti sapan ölümsüz iz bıraktı toprakta

Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında

Çatı katlarında bodrum katlarında

Gölgelendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba

Anlamıyorsun belki de tam olarak ne demek istediğimi. Olsun, bazen anlaşılmamak da güzel. Ama şunu söyleyeyim dua diye bir anahtarı var bizim gibi adamların. Kilitli zannettiğimiz kapıları açan bir anahtar ve gayret var sonra duaya yoldaş olan. İnsan bazen kapıyı bulamıyor, bazen anahtarı yerine takamıyor ve bazen hayret edemiyor bunca zor olana. Ve olmuyor. Ama şu da var ki sana daha evvel söyledim onu yine böyle dertleşirken; Olmuyorsa vardır bir bildiği… Mutlaka vardır.

Ezcümle zoru kolay eden de olmaza “ol” diyen de ümit kestiğin de veren de gayreti gören de var… Gerisi vesaire…