Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Görünmenin sınırları ve televizyon

Fransa’nın Cannes kentinde sinema ve televizyon alanında dünyanın en büyük fuarları organize ediliyor. Yarım yüzyılı aşkın bir zamandır film festivali, televizyon içerikleri fuarlarıyla hem pazarın nabzını tutuyorlar hem de sektöre yön veriyorlar. Türkiye’de bu etkinliklerde katılımcı sayısını artırarak sektöre damgasını vuruyor. Hani meşhur bir söz var; Türklerin olmadığı dünya tarihi eksik kalır. Bu sözün karşılığını dizilerle yaşıyoruz. Türk dizilerinin olmadığı film pazarı eksik kalır. 

Türk dizileri Amerikan dizilerinden sonra dünyada ikinci sıraya gelmiş durumda. Dünyada satılan bütün dizilerin yüzde 25’i Türklere ait. Bu yaygınlık ekonomiye yıllık 350 milyon dolarlık bir gelir kazandırırken, ülkemizin tanıtımına da büyük katkılar sağlamaktadır. Birçok dizi 100 den fazla ülkede gösterim imkanı buldu. Bazı televizyon kanalları dizileri orijinal sesiyle yani Türkçe olarak yayınlayarak dilimizin öğrenilmesine ortam hazırlamaktalar. 

Türk dizilerinin ilk çıkartma yaptıkları yerler  Ortadoğu bölgesindeki Arap ülkeleri olmuştu. Arap kanalları Türk dizilerinin dünya pazarlarına açılmasının ilk kapısı özelliğini taşıyordu. Film sektörü bu pazardan çok iyi paralar kazandılar. Ancak Arap ülkelerinin bazılarıyla yaşanan siyasal sıkıntılar nedeniyle Türk dizilerine getirilen yasaklar sektörü ciddi manada etkiledi. 

Ortadoğu’da kapanan kapıların yerini okyanus ötesi aldı. Son zamanlarda Türk dizi rüzgarı Latin Amerika ‘da esiyor. 80’li yılların sonunda bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de Arjantin, Brezilya dizileri izlenme rekorları kırardı. Afrika’dan kaçırılarak köleleştirilen siyah insanların dramatik hikayelerini ezberlemiştik. Şimdi bizim diziler bütün Güney Amerika’yı kuşatmış durumda. Şili’den Meksika’ya kadar bütün kıta Türk dizilerini izliyor. Hatta bazı ülkelerde dizilerdeki kahramanların hayranları çocuklarına onların adlarını koyuyorlarmış. 

Yarım yüzyılı aşkındır televizyon sektörünü bir araya getiren Cannes’daki MİPTV fuarına damga vuran ülke Türkiye. Bu yıl 20 den fazla firma fuarda yerini almış. Bağımsız katılan firmaların yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı’nın desteği ve İstanbul Ticaret Odası’nın organizasyonuyla fuara milli katılım sağlandı. Festival Sarayı’nın etrafındaki görkemli otellerin girişlerinde ve caddelerde Türk dizilerinin tanıtım afişleri boy gösteriyor. Türk dizileri Cannes’ın sokaklarına da egemen olmuş. 

Televizyon marketinde fuar stantlarının yanı sıra gösteriler, tanıtımlar, paneller de etkinliğin önemli parçaları olarak görünüyor. Birkaç gösteriyi izleme fırsatı buldum. Özellikle yeni projelerin tanıtıldığı program bir felaketti. Bizim içerik olarak çok eleştirdiğimiz dizilerimize taş çıkaracak cinsten. Bir saatlik tanıtımda yüzde 90 ‘ı Avrupa’nın birkaç ülkesinden sapkınlığın ve sapıklığın zirve yaptığı formatlar sunuldu dünya piyasasına. Yahu 1 saatlik sunum içinde bir tane düzgün iş olmaz mı? Bir iki tane idare edecek formatın dışında rezilliğin zirve yaptığı işleri taze işler diye sundular. Yuh artık demekten başka bir şey aklıma gelmiyor. 

İnsan bedenini zorlayan bu kadar saçmalıktan çıkacak sonucu size söyleyeyim: Sadist, narsist, egoist ve bilmem daha nice belalı yaratıklar. Allah’ın en güzel şekilde yarattığı insan bu kadar aşağılanmamalı. Sınırlar bu kadar zorlanmamalı. Bunun batılılıkla doğululukla alakası yok. Bu bir insanlık sorunu. Lut kavmi bir çeşit sapıklık yüzünden battı.  Bu bin bir çeşitli sapıklığın sonucunu tahmin edemiyorum. Son söz olarak Mevla’ya sığınıyor ve şöyle diyorum. “İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak etme yarabbi”