Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Güney Afrika, Johannesburg

Çoğu zaman bizi korkutan ışık değil içimizdeki karanlıktır.
Nelson Mandela

Osmanlı nedeniyle Akdeniz’de sıkışan Avrupalılar Atlas Okyanusu’ndan Hint Okyanusu yoluyla Hindistan’a ulaşmak için arayışa girdiler. Portekizli denizci Bartolemeo Dias Ümit Burnu’nu 1488 yılında keşfedince Hindistan yolu açılıyor. Ancak Hindistan’a ilk deniz yolculuğunu Vasco da Gama gerçekleştiriyor.

Ümit Burnu’nun keşfi ve Hindistan yolunun açılması Afrika’nın güney ucunu cazibe merkezi haline getiriyor. Portekizliler keşfediyor ancak Hollandalılar Doğu Hindistan şirketi kurarak buraya yerleşiyorlar. Daha sonra Fransız işgaline karşı İngilizler Hollandalılarla anlaşarak bölgeye gelip Güney Afrika Devleti’ni kuruyorlar.

Afrika kıtasının güney ucunda 54 milyonluk nüfusuyla kıtanın gelişmiş ülkesi Güney Afrika, uzun yıllar yüzde 8’i beyaz olan bir azınlığın kontrolünde yönetildi. Apartheid rejimi toplumun ekseriyetini oluşturan zencileri uzun süre yok saymış onlara insan muamelesi yapmamıştı. Ta ki 1994 yılında devlet başkanı olarak seçilen zenci lider Nelson Mandela başa gelinceye kadar.

Hukukçu olan Nelson Mandela halkının özgürlüğü için büyük mücadele vermiş, bu uğurda 27 yıl hapis yatmış bir lider. Irk ayrımcılığının zirve yaptığı G. Afrika rejimi 90’lı yıllarda dünyanın da tepkisi çekmişti. Rejim bu durumu sürdüremeyeceğini anlayınca Nelson Mandela gibi beraber yaşama taraftarı bir liderle yönetimi siyahlara devretti. Mandela birlikte yaşama taraftarı bir lider olarak ülke için bir şanstı. Mandela’nın şu sözü ne kadar anlamlı” Önemli olan derinin rengi değil değerlerinin rengidir.”

Nelson Mandela’dan sonra gelen liderler ülkede beraber yaşama düşüncesine fazla sahip çıkmadılar. Hafızaları acılarla dolu zenci halk ve yöneticiler her şeyi elinde bulunduran beyaz azınlıktan bunun hesabını sorma yaklaşımı sergiliyorlar.

Güney Afrika’nın üç tane başkenti var: Yürütme başkenti Pretoria, yargı başkenti Bloemfontein, yasama başkenti Cape Town. Neden böyle yaptıklarını sorduğumda eşitlik olsun diye böyle yaptıklarını söylediler. Bu yaklaşım bana çok ilginç geldi. Yıllarca ülkenin büyük çoğunluğunu yok sayan rejim başkenti üçe ayırarak adalet sağlamaya çalışmış! Bizde başkentlik tek ve paylaşılmaz bir kavram olarak önemini korumaya devam ediyor.

Amerikan büyükelçiliği hariç diğer ülkelerin büyük elçilikleri Pretoria’da bulunuyor. Bizim büyükelçiliğimiz de Pretoria’da yeni binasında hizmet veriyor. Büyükelçi Elif Çomoğlu Ülgen ve Ticaret Ateşemiz Demet Įşıl Karakurt iki ülke arasındaki ticaretin artması için özverili bir şekilde çalışıyorlar. Elif hanım yaklaşık 3 bin Türk’ün bu ülkede yaşadığını belirtti.

Johannesburg ülkenin ticaret başkenti konumunda adeta bizim İstanbul gibi. 5 milyon civarında insanın yaşadığı şehir engebeli düz bir arazide kurulmuş. İnsan eliyle ağaçlandırılan kıtanın en yeşil kenti Johannesburg. Şehrin alamet-i farikası Jakaranda ağaçları mor salkımlarıyla şehre renk katıyorlar. Şehir planlanarak imar edilmiş. Gerçekten yeşillikler içinde yatay mimarinin hakim olduğu bu şehirde geniş ve temiz caddeler, bakımlı binalar dikkat çekiyor. Şehircilik ve gelişmişlik açısından kafamızdaki Afrika imajını ters yüz eden bir şehir burası. İşin enteresan tarafı caddelerde insan yok çünkü güvenlik nedeniyle fazla sokağa çıkılmıyor.
Dünyanın en büyük altın rezervi Johannesburg’da bulunuyor. Aynı zamanda elmas, platin gibi değerli madenler şehrin ve ülke ekonomisinin can damarını oluşturuyor. Dünyanın tek parça olarak çıkarılan elması dokuz parçaya ayrılarak İngiltere kraliçesinin tacını süslemeyi sürdürüyor.

Güney Afrika’ya dair söylenecek çok söz var, haftaya devam edeceğim.