Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Hadi tazeden “Besmele” çekelim!

Olup biteni daha iyi anlamak için yeni bir dirayetle her bir şeyi tersinden okusak diyorum.

Mesela, iktidara muhalif CHP’li, HDP’li, İYİP’li ne yer, ne içer, ne okur, hangi kaynaklardan beslenir de, iktidar hırsı ile hem imkanlardan istifa edip hem son 16 yılda ülkemizdeki tüm gelişmelere safi muhalif bir körlükle nasıl eleştirir bir güzel bilsek. (Muhalif/miş gibi…)

Mesela münafıkların menfaatleri doğrultusunda bukalemunca bir refleksi geliştirebilen psikolojilerini şöyle iyice bir çözümlesek. (Münafık/mış gibi…) Rabbimizin muhafazasını dileyerek salih bir gayrete düşerek, nifaktan imtina edip münafığın psiko-stratejisini hakim olup “her şey zıddı ile kaimdir” den hareketle fayda devşirsek.

Mesela, yer yüzü nimetlerinden istifade edip, halk edilmiş her şeyin üzerinde tepinip kendini tanrı zannedecek kadar pervasız bir inkarcının aklı nasıl çalışır, cevapsız kaç sorusu vardır, böylesi bir kibri ne ile besler ve nasıl huzur bulur da rahat uyur anlayabilsek. (Haşa, sümme haşa Müşrik/miş gibi…) Gizli şirkin büyüsünden sıyrılıp, önce “La” diyerek, sonra “İllallah”a perçinleyip kalplerimizi yürüsek lanetin üzerine “Lailahaillallah” tevhid inancımızı tüm inkarlardan, inanıyor/muş gibi yapışlarımızdan halas eylesek.

Mesela, insanların (kavimlerin) ve tüm mahlukatın yaratıcısı olan Rabbimizin, Batı’lının, Hristiyan’ın, Yahudi’nin de tanrısı olduğu gerçeğinden hareketle dünyayı nasıl okuduklarının, ekonomik, siyasi ve uluslararası yönetim gibi güç merkezli akledişlerini iyice bir analiz etsek. (Haşa, İsevi, Musevi, Budist, Pagan/mış gibi…) Her ademoğlunun inanışının uhrevi mesuliyetine müdahil olmadan, müdahale yetkisini kendimizde bulmadan, dünyevi sürecimizde uluslararası dini hak ve hürriyetlerimize tacizi, hakareti, asimilasyonu, algı operasyonlarını, bitip tükenmek bilmeyen, kıyamete kadar tükenmeyecek “din savaşları” üzerinden esaslıca etüt etsek de mazlum İslam coğrafyalarına uzaktan gözyaşı dökmekten öte gidebilecek yöntemler tespit edebilsek.

Mesela, mezheplerin çıkış noktalarındaki ayrıştırıcı prensipleri, fıkhi kuralların ne/liğini, nedenini yeniden tetkik etsek de, mezhepleri savaşlara meze eyleyen zihniyeti nasıl olur da aynı Vahiy, aynı Muhammedi ilim ve irfandan beslendiği halde radikalce birbirlerine düşman kesildiklerinin tahlilini yeniden pratize etsek. (Radikal Alevi/ymiş, Şafi/ymiş, Hanbeli/ymiş, Maliki/ymiş, Vahhabi/ymiş, Selefi/ymiş, Caferi/ymiş gibi…) İslâmî bir inanışla birbirimizi, doğruyu yanlışı, haklıyı haksızı sıfırdan, tazeden, yeniden anlasak.

Mesela, gelenekleri vahyi prensiplerin önüne geçiren radikallerin rahatını anlayıp rahatsız etsek. (Fundamantalist/miş gibi…) Bizleri birbirimize bağlayan geleneklerimizin bir kısmının vahiy çıkışlı olduğunu, sair kısmının gelen (vahye) eklendiğini ve tahrif aracı haline geldiğini bir anlayabilsek.

Efendim hasılı, bilmediğimizle mücadele, keşfetmediğimizle münakaşa, gitmediğimizle muhasara, tespit edemediğimizle müdahale hakkımızı ihlal ettiğimizin farkına varsak.

Ezber bozsak, “mış” gibi yapışlarımızdan arınsak, dualıymış gibi, her dertte kasavette, felakette sadece dileyen değil dilenci konumunda Allah’tan dilemek, devletten beklemek yerine her birimiz yaşadığımız yerde, eşimizden, dostumuzdan, mesai arkadaşımızdan, müşterimizden, astımızdan üstümüzden, girip çıktığımız mekanların, bindiğimiz araçların müdavimlerinden başlayarak gözümüzdeki perdeyi, hakikatin yüzündeki peçeyi kaldırsak gerçekten iyi bir kul, iyi bir insan ve iyi bir vatandaş olmanın gayretine düşmüş olacağız.

Ve işte o vakit geldiğinde, şairin, “Allah’ın seçtiği kurtulmuş millet/ Güneşten başını göklere yükselt!” temennisiyle tüm dünyada, İslâm’ı şereflendiren değil(!), İslâm’la şereflenenler olarak insanlığın kurtuluşu olacağız! (İnşaallah!)