Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Haluk Hoca

Diriliş Postası Apple Podcast ButtonDiriliş Postası Google Podcast ButtonDiriliş Postası Spotify Podcast ButtonDiriliş Postası Youtube sayfası

Herkes ona bu isimle hitap ediyordu. Diğer unvanları daha sonra geliyordu. O herkes için “Haluk Hoca” idi. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun Van’da geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybetti. Ömrünü adadığı tarihimizin kilit taşı bölgelerinden Malazgirt’te ve Ahlat’ta incelemeler yapmış bir başka menzile doğru yol alırken Mevla’nın büyük çağrısına uyarak bu alemdeki görevini tamamladı.

Haluk Hoca denince aklımıza Osmanlı coğrafyası gelir. Adım adım, nokta nokta, isim isim tespitlerde bulunmuş ve onları kitaplara, belgesellere, gezilere konu etmiştir. Kitapları Osmanlı coğrafyasını dolaşacaklar için rehber niteliğindedir. İstanbul’da Yaşama Sanatı, Osmanlı Coğrafyasına Yolculuk, Nil’den Tuna’ya Osmanlı, İncir Çekirdeği adlı kitaplar Osmanlıyı tanımak için detaylı, hoş, her yerde bulamayacağınız bilgileri ihtivâ eder.

2004 yılında MÜSİAD heyetiyle Haluk Hocanın rehberliğinde Balkan Turuna çıkmıştık. Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya ve Kosova’da medeniyetimizin güzel eserleriyle nasıl bezendiğine hocanın güzel ve doyurucu bilgileriyle şahitlik ettik. Rahmetli hocayla seyahat başında bir pazarlık yaptık. Araç hareket halinde iken hoca konuşacak, durunca biz mekânları gezeceğiz.  Seyahat boyunca bir ansiklopedi genişliğinde bilgiye sahip olduk. Yerler, eserler, isimler… Yalnız bir sadece Osmanlıya ait eserleri tanıdık. Daha sonra farklı zamanlarda bölgeye gidince Osmanlıdan başkalarının da bölgede eserleri olduğunu görünce hocaya sordum. “Hocam Balkanlarda Osmanlıdan başka yaşayanlarda var. Bize o tarafı hiç anlatmamışsın.” Hocanın cevabı ilginçti “Benim görevim bize ait olanları anlatmaktır.”

Gittiğimiz her yerde ilişki kurduğu tarih ve kültür mirasına sahip kahramanlar vardı. Onların bir kısmı ile tanışma fırsatım oldu. Kosova’da acemilik edip iki kardeş topluluktan kendimize yakın hissettiğimiz kimselerle görüştük fakat hoca ortalıkta yok. Sonra hoca ortaya çıkınca “Hocam niye ziyarete katılmadın?” diye sordum. Hocanın cevabı “her yerin kendine mahsus hassasiyetleri var siz onları ihmal ettiniz. Evlad-ı Fatihan sizden bu hassasiyeti bekler.” Yine o güzel seyahatten arta kalan bir hatıra “Eğer Osmanlıyı iyi tanımak isterseniz gezmeye Şam’dan Halep’ten başlamalısınız.” Aklımda kalan bir not daha: Ben hocaya “Osmanlı coğrafyasında dolaştın kitaplar, makaleler yazdın, eksik kalan bir şey oldu mu? diye sordum. “Evet. Ben daha çok mekânların hikâyesine odaklandım insanların hikâyelerine odaklanmalıydım.”

2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti projesinde beraber çalışma imkânımız oldu. Onun rehberliğinde İstanbul’un ağaçlarını, çiçeklerini, yalılılarını ve daha nice detayı anekdotlar eşliğinde kavrama fırsatı bulduk. Belgesel çalışmalarımızda, İstanbul Ticaret Odası’nda yaptığımız kültür sanat faaliyetlerinde kendisinden çok şey öğrendik. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı olduğunda “Beraber yapacağımız çok iş var. Daha sık görüşelim.” dedi. Geçen yıl Frankfurt Kitap Fuarı’nda yaklaşık bir gün beraber dolaştık. Anlatacak çok hatıra var…

Mekânın cennet olsun Haluk Hoca.