Son Dakika

Hayalimi hayal edebiliyor musun?

“Kapa gözlerini bak! Görüyor musun sen de? Hayalimi hayal edebiliyor musun?”

Ben hayal kurarak yaşarım kâri. Belki sen de “Yok be abi” diyeceksin “hayalle karın doymuyor ve olmuyor hayal ettiklerimiz.” Belki de doğru söylüyorsun ama insan her zaman gerçek olsun diye ve karnı doysun diye hayal kurmaz ki. Hem bazı şeylerin hayali kendisinden güzeldir bence. Ve hayal kurmak bu zalim ve noksan dünyaya kafa tutmaktır. Yeter mi? Elbette yetmez zira hayale gayret gerekir, biliyorum ama ben yine de hayali olmayanlara da üzülüyorum. Zira bence dünyayı bir hayali olan ve o hayaline inanan adamlar değiştirir. Ha şu da var “dünyayı değiştirmek mi gerekir?” diye de sorulur elbet. Belki de gerekmez ve güzü de yetmez belki insanın ama denemek gerekir. İşte tam da böyle bir şey gibi geliyor bana bunca hayal kurmak. Dünyayı değiştiremeyeceksek de değiştirmeye teşebbüs ediyor olmanın adıdır hayal.

Bugün bir kardeşim “Abi ne çok projen var” dedi aklımda gezdirdiğim birkaç meseleden bahsedince. “Hayır” dedim “Onlar proje değil, hepsi hayal…” Ciddiydim. Zira böyle inanıyordum. “Yani olmayacak şeyler bunlar. Öyle mi diyorsun” dedi ve orada bitti muhabbet. Zira o andan sonra kurulacak hiçbir cümlenin ehemmiyeti yoktu benim gözümde. Sadece ses çıkarmak olacaktı ve ben de eskilerin sözünü dinleyip “gafile kelam nafile kelamdır” deyip bitirdim muhabbeti.

Şimdi bakınca aslında en eksik olan yanımızın bu olduğuna inanıyorum ben. Hayal kurmuyoruz hatta inanmıyoruz bile hayallere. O kadar çok boğulmuş ve o kadar çok hapsolmuşuz ki gerçek denen zindana hayal denen ve bence o zindanın anahtarı olan sırrı beyhude sayıyor, görmezden geliyor hatta hakir görüyoruz. Ne demek mi istiyorum? Belki onu anlatmaya gücüm yetmiyor ama ne demek istemediğimi söyleyeyim. Şu kadar para kazanacağım, bu kadar mal mülk alacağım, şu koltuğa oturacak şu kadar-bu kadar olacağım diye kurulan cümlelerden bahsetmiyorum. Daha büyük daha fazla ve daha hakiki hayaller söylemeye çalıştıklarım.

Oysa ve bence her hakikat bir hayalle başladı. Belki de bugün bizim gerçek diye saydıklarımızı çok evvel vakitlerde hayal edenlere de meczup, mecnun hatta ahmak gözüyle bakanlar bile oldu.

Şöyle bir hayalden bahsediyorum Hoca Ahmed Yesevî’nin diliyle;

-“Hayal et ki cihanın her yanında evlatlarımız, dervişlerimiz var. Ta Sibirya’dan Frenk diyarlarına, ta Hint ellerinden Anadolu’ya… Her yanda evlatlarımız dervişlerimiz var diye hayal et. Kapa gözlerini bak bütün cihan namaza durmuş sanki her giden derviş bir parça götürmüş ateşimizden. Her diyarda “Muhammed” ismi geçince salâvat getirenler var. Sonra ezanlar çınlıyor kubbesinde fezanın. Hayal et ki cihan Müslüman olmuş, dünya cennet olmuş. Bir yanında değil her yanında ezanlar okunuyor. Biri susuyor ve başlıyor biri. Bütün gün ve bütün gece hakikatin sesi duyuluyor âlemde. Değil mi ki bize gündüz uzak diyarlara gece...

Sonra yeni doğmuş balaların dilinde ilk kelam ne ana oluyor ne baba; Allah diyorlar ilk sözlerinde. Düşün ki cihan bütün bütün Yesi olmuş, Medine olmuş bütün. Hayali güzeldir, lakin zordur, gücüm yetmez, sesim gitmez.

Kapa gözlerini bak! Görüyor musun sen de? Hayalimi hayal edebiliyor musun?”

Bilmem anlatabiliyor muyum?

Yorumlar

Yazara ait diğer yazılar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.