Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Hendese ve ezberci manevralar

“Toplumda her birey soyut yahut somut birer “bani”dir. Yine her fert, yaşadığı alan ve çevrede, akli yahut kalbi “inşa”ları ile bir toplum mühendisidir.”

İmam Hatipli öğrenciler ile sohbet ediyorken yaklaşık olarak böyle bir cümle kurdum.

İlk olarak “Bani” kelimesinin anlamını bilmek istediler. Bina eden, kuran, kurucu olduğunu söyledim ve ekledim: “Bilmek istediğiniz başka kelime var mı bu iki küçük cümlede?” diye…

Zeki bakışları, ışıltılı gülüşleri ve büyümeye amade duruşlarıyla neredeyse hemen hepsinin fikri: “Bu iki cümle yazılış itibariyle kısa olabilir ama içerdiği anlam açısından çok büyük” şeklindeydi. Beni mes’ud eylediler.

“İnşa”ya dair örnekler isteyince gençler, sohbetimiz yaklaşık olarak aşağıdaki gibi seyretti:

Hayatın pek çok alanına dair sıklıkla “inşa etmek”ten söz ederiz.

İdealist siyasiler, dünya üzerindeki “ülke inşa”sına odaklanır.

Fikir sancısı çekenler “geleceği inşa” etmek diler.

Zamanın sosyologları ve eğitimcileri “toplum inşa”sı için gayrete düşer.

Yerel yönetimler, yönetimini üstlendikleri şehrin, semtin siluetine katma değer ekleyecek “şehir inşa”sını görevden sayar.

Kurumlar, “sistem inşası” üzerinden insana, paraya yön tayin eder.

Sanatçılar akımları, halk geleneği, aktivistler “izim”leri, millet kültürü inşa eder.

İnşaat mühendisleri “bina inşa” eder.

Ebeveynler “aile inşa”sı, çocuklar, aldıkları eğitim ile “kariyer inşa”sı genç kızlar, delikanlılar hayallerinde bir “yuva inşa”sı için zamanlarının büyük çoğunluğunu “inşa” üzerine tasarruf eder. 

Yaşadığımız muhitlerde kentsel dönüşüm neticesi yükselen binalar görgü olarak “İnşa/at” fikrini zihinlerimize perçinler. Ve bunların tümü aslında birer mühendisliktir.

Peki mühendis kelimesi ne kelimedir? Manası nedir?

Cevapları önce sükûnetti. Sonra basit bir sorunun muhatabı olmanın keyfi ile gülüştüler.

İçlerinden biri, “Hocam, sorunun ilk kısmını anlamadım ama ikinci kısmına cevabım: mühendis mühendistir” dedi. Gülüşmeler arttı.

Anlaşılmıştı. Eğlenerek öğrenecektik. Bunda da bir beis yoktu.

Yaklaşık on dakika “meslek ismi, uzmanlık alanı, babamın mesleği” gibi esprili cevaplar arından, onlara Arapça dilbilgisi görüp görmediklerini sordum. Görüyorlarmış. Peki “Mühendis” kelimesi “Meful kelime olabilir mi? dedim. “Aaa evet…” cevabı içimi rahatlattı.

“Öyleyse bu kelimenin kökü nedir?” soruma, “Biz daha oralara gelmedik” gibi eğlenceli cevaplar verdiler.

Arapça eğitmeni değilim. Yetkin derecede Arapçaya hakim de değilim. Ancak İmam Hatip mezunu olduğumdan ve kelimelere olan düşkünlüğümden pratik bir yöntemim olduğunu ve onlarla paylaşmak istediğimi söyledim. Sevindiler.

“Mühendis” kelimesinde meful ibaresi “mü”yü sildik. Sesli harflerin üzerini çizdik. Geriye “h-n-d-s” kaldı. Bu harfleri bir kelimeye dönüştürmelerini söyledim. “Uydurmak” öğrencinin şanındandır. Olsun. Şimdi buna “beyin fırtınası” diyorlar…

Ancak maalesef “hendese” kelimesini bulamadık. Benim cebimde vardı paylaştım. “Hendese”nin kelime anlamına gelelim dedim… Uzakmış, gidemedik. Üzüldüm.

Hendese: Nokta, çizgi, açı, yüzey ve cisimlerin birbirleriyle ilişkilerini, ölçümlerini, özelliklerini inceleyen matematik dalı…

Tarifimle mahcup oldular. İmam Hatipliydiler, Arapça ve matematik dersi görüyorlardı ama “hendese” zihinlerine hiç uğramamıştı.

Hâlbuki her ne inşa ediliyorsa bir mühendisliğe, hayatın hangi alanına iz bırakılmak isteniyorsa hendeseye muhtaçtık. Çünkü matematik hayatın ve varlığımızı organize etmenin temel dinamiği idi…

Bu noktada, “Hendesesi olmayan ezberci adımlarla neyi, nasıl ve hangi matematiksel düzlemde sistematize ederiz?” sorusu içimde kaldı?

Bir sonraki sohbetimizde inşallah derinlemesine, sorun-çözüm ilişkisi ve düşünce sistematiği üzerine konuşacağız. Böyle anlaştık…