Son Dakika

Hepimizin sorduğu sorular…

Çarşamba günü İİT toplantısından bir sonuç çıkar mı? Çıkar. Yarın toplantı yapılsın, ertesi gün İsrail’e savaş ilan edilsin, hafta sonu Akdeniz’de ABD donanmaları bombalansın istiyorsanız; yahut bu türden başka bir hayaliniz varsa eğer, size göre bir şey çıkmaz. “Bir sonuç çıkar mı” diyorsanız sonuç çıkar.

Sosyal medyada kısa kısa (ki yarısı ona ait olmayan) menkıbeler ve sözlerle anılan Selahaddin Eyyubi’nin nasıl sonuç aldığını hayal ediyorsunuz? Kudüs’e cihada niyetlendiğinde iki şartın yerine gelmesini beklemişti. Beklemekle yetinmedi, bunu ilan etmişti. Bunu ilan etmekle yetinmemişti; bu uğurda çalışmış, adam adam dolaşıp ikna etmişti. Cihada niyet edip bu niyeti ilan ettikten yıllar sonra Kudüs’e giderken iki şart gerçekleşmişti. Birincisi samimiyet, ikincisi diplomasi... Ve bu, yıllar sürmüştü. “Ümmetin hali ortada, Körfez ülkeleri malum, mezhep ayrılığı başka bir dert, idarecilerin ABD tahakkümünde olduğu bazı ülkeler resmen düşmanın yanında…” diye uzayıp giden tespitler yalan mı? Tabii değil... Hepsi gerçek, gerçekler ama hakikat değiller. Hakikat ise tarihte saklı. Selahaddin Eyyubi cihada niyet ettiğinde, tarif ettiği İslam âlemi bugünkünden daha mı iyiydi zannediyorsunuz? Aynısı, hatta bazı konularda daha bile derinleşmiş ihtilaflar vardı İslam âleminde. O yüzden tespitler gerçek, ama hakikat değil diyorum.

Rusya, Suriye’den çekiliyor mu?

Dünün en tuhaf haber manşetlerinden biriydi bu. Çekilmek ne demek bizatihi kalıcı hale geldi ve askeri üslerinin sayısını bile artırdı. Neye dayanarak “Çekiliyor mu” diye soruyorlar, anlamak mümkün değil.

Türkiye’nin büyüme rakamları niye vatandaşa yansımıyor?

Dün 2017 3. çeyrek büyüme oranı yüzde 11 olarak açıklandı. Buna göre, Çin ve Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en çok büyüyen ülkesi olduk. Her koldan saldırı altında olup içeriden ve dışarıdan asılanın aşağıya çekmeye çalıştığı Türkiye büyüyor. Küçülmesi gerekirken ve eskiden “Az küçüldük” diye sevindiğimiz dönemlerden bu döneme gelmiş olmamız şahane.

“Peki madem dünyada birinciyiz de, niye dün hamsi 30 liradan satılıyordu da ben yarım kilo almak zorunda kaldım? Niye herkes ‘Esnaf kan ağlıyor’ diyor? Niye ben ev sahibini gördüğümde kiraya zam yapacak, diye ödüm kopuyor?” Birden fazla sebebi var.

Üretime dayalı ekonomiyi daha yeni canlandırıyoruz.

Dolar tahakkümün sırtımızdan atamadığımız ağır yüklerden.

Birden fazla dinamiği aynı anda kaplayabilen sanayimizi rayına sokamadık.

Hâlâ katma değer üreten marka sahibi olmak yerine daha çok ucuz işçilik ve iş ortaklığı üzerine kurulu ihracat yapıyoruz.

Müşahhas örnek: Deri çanta yapan ustalarımız, Instagram’dan satış yapan Avrupalı çantacılarla rekabet edecek modelleri de bilmiyor, o pazardan haberleri de yok. Öte yandan ustamızı vergisiz, usulsüz satış yapan o Avrupalı satıcılardan koruyabilecek kanunlarımızı da hâlâ yapamadık.

Ben bu yazıyı yazarken, Instagram üzerinden pasta satan bir Yunanlı pastacının hesabına baktık. Türkiye’ye göndermenin bir yolunu da bulmuş. Altında şöyle yorumlar vardı: “İstanbul’u dolaşın böyle kurabiye bulamazsınız!” Doğrudur değildir, lezzetlidir değildir bilmiyorum; ama şunu gördüm. Yunanistan’da bir pastacı şahane görünen pastalar yapmış, bu pastalara şahane fotoğraflar çekmiş ve etrafındaki ülkelere çatır çatır pasta satıyor ve Pastaneci İbrahim Ağabey, 1980’den beri supangle denilen şeyi hâlâ o demir taslarda veriyor bana. Halı satan bir esnafa sosyal medyadan satılan halıları ve fiyatları gösterdiğimde, bana sadece şunu söylemişti: “Bunlar sahte!”

Barzani’den Kudüs hakkında niye ses yok?

Kosova’dan niye ses çıkmıyorsa aynı sebeple… Amerika’sız yaşamayacağını düşünüyorlar. Barzani’nin Kudüs hakkında ölüm sessizliğine bürünmüş olması bir eksiklik değil. Bir hayal kırıklığı da değil... Arşivlere alınması gereken ve bir gün bir daha birileri (en başta ben), “Barzani ve ailesi Müslüman’dır, bölgede İslam’ın müdafaası için varlıkları önemlidir.” dediğinde yüzüne çarpmak için tarihi bir vakadır. Referandum safsatasını tanıyan tek taraf Siyonistler olduğu için sessiz kalıyor mecburen ve bunun adı da tasmayı kabullenmektir.

Gafille hain arasındaki fark, gayet basit ve akşam olunca hükmü yitirecek kadar incedir. Haninin bile isteye, azmi cezmu kastederek yaptığı fenalığı gafil farkında olmadan yapar...

Yorumlar

Yazara ait diğer yazılar