Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

“Her şey el ele tutuşmamızla başladı”

“Şimdi bahsini edeceğim şeyler, bir genç kızın yıkılışının hikâyesi. Eğer aklımı rahatlatacak cümleler kuramazsam, aklımı kaçırabilirim. Düşünme melekemi kaybetmiş gibiyim. Kimseye açılamıyorum. Hele aileme hiç bahsedemem. Eğer haberleri olursa, ailedeki herkes benden daha beter hale gelir. O yüzden, acilen nefes alabilecek bir pencereye ihtiyacım var.”

“Bir erkek arkadaşım oldu. Tanışıklığımız giderek ilerledi ve biz sevgili olduk. Birbirimizi çok seviyorduk. Şimdiye kadar kimseden görmediğimiz ilgiyi ve sevgiyi birbirimizden görmüştük. Bunu ikimizde biliyor ve itiraf ediyorduk. Görüştükçe birbirimizi daha yakından tanıyor, daha çok şey paylaşıyorduk. Artık neredeyse birbirimizin hayatında bilmediğimiz bir şey kalmamıştı. Bu paylaşımlar bizi birbirimize daha da yakınlaştırdı. İkimizde şimdiye kadar ki yaşadığımız sıkıntıların, mahrumiyetlerin acısını çıkarabilmek için adeta seferber olmuştuk. Mutluluktan uçuyorduk. Eksik parçamız tamamlanmış, biz bir bütün olmuş gibiydik. Bu arada, el ele tutuşmakla başlayan temas, giderek ilerledi ve ailelerimizin duymak istemeyeceği şeyler yaşadık. Bunu o kadar haklı ve masum görüyorduk ki. Bu kadar sevgi ve ciddiyet olunca, bu kaçınılmaz diye düşünüyorduk ve hiç rahatsız olmuyorduk.”

“Giderek birbirimizden bir eş gibi beklentilerimiz olmaya başladı. Beni kısıtlamaya, çok gereksiz kurallar koymaya başladı. Olmayacak şeyleri istiyor, yapamadığım zaman da beni eleştiriyor, kendine itaat etmemekle suçluyordu. Oysa istekleri yanlıştı, bunu anlatamıyordum. Tılsım bozulmuş, biz baş aşağı yuvarlanır olmuştuk. İkimizde ne olduğumuzu anlayamadan garip bir atmosfere girmiştik ve buradan çıkamadık. Artık eski mutluluğumuz kalmamıştı. Beni kırmaktan ve aşağılamaktan çekinmiyordu. Durmadan kavga ediyorduk ve kendimi çok kötü hissediyordum. Artık tahammül edememeye başladım. Hayatımın tamamında eşim gibi görmek istediğim, kendimden daha çok güvendiğim insan, şimdi adeta beni hayatından çıkarma antrenmanları yapıyordu ve kabuk değiştirip adeta bir canavara dönüşmüştü. Ailemin haberi olmadığı için ne kötü ve parçalanmış psikolojimi ne de gizlice ağladıktan sonraki allak bullak olmuş yüz ifademi açıklayamıyorum. Benim hasta olduğumu zannedip durmadan doktora götürmeye çalışıyorlardı. Ne yazık ki, içimde kopan fırtınaları bilmiyorlardı.”

“Başlangıçta gerçekten ikimizde çok seviyorduk ve çok mutluyduk. Niyetimiz ciddi idi. Fakat, ne olduysa, devamı imkânsız hala geldi ve biz ayrıldık. Şimdi birbirimizin adını bile anmıyoruz. O başka bir kızla çıkmaya başladı bile. Oysa benim çalkantılarım durulmak bilmiyor. Kimseye güvenim kalmadı. Yaşadığım ileri ilişkinin travması beynimi ve yüreğimi kemiriyor. Ne yapmıştık, niye böyle olmuştu, suçlu kimdi bilmiyorum. Ben şimdi ne yapacağım, bu deprem ne zaman son bulur, ne zaman aklımın ve yüreğimin suları durulur bilmiyorum. Bütün notlarım düştü, okulu hep ihmal ettim. Ders çalışmak bir yana, resmen hayattan koptum.” 

“Kimse bana kız erkek arkadaşlığının sınırlarını, sevmenin yeterli olmadığını, insanın çok sevse bile kendisini koruması gerektiğini, kimsenin kimseyle evliliğinin garanti olmadığını söylemedi. Her şey el ele tutuşmakla başladı. Temas teması getiriyor. İnsan sevince elini bırakmak istemiyor. Oysa şimdi anlıyorum ki, hiç temas olmamalıymış. Hiç yanlışa kapı aralanmamalıymış. Zamanın ne getireceğini hiç birimiz bilemiyoruz. ‘Aza nereye gidiyorsun demişler, çoğa gidiyorum demiş’ diye bir atasözü var, ne kadar doğru. Şimdi kime nasıl güveneceğim bilemiyorum. Kendime mi kızsam, ona mı kızsam, yoksa beni başıboş bırakan aileme mi kızsam bilemiyorum. Sevgi ve değer görmek acil bir ihtiyaçmış. Bunları ikimizde ailelerimizde göremeyince, birbirimize veririz ve bir birimize yeteriz sandık fakat çok aldandık. Şimdi, ilâçlara tutunarak bu süreci atlatma mücadelesi veriyorum.”

Anne babalar; evde çocuklarınızla konuşun, dertleşin, size güvenmelerini sağlayın. Yok ‘Odan dağınık’, yok ‘Notların niye düştü’ diye detay konuları merkeze alırsanız, gençlerin hayatı kaydıktan sonra haberdar olursunuz. Sonra da gençleri suçlayacağınıza, oturup kendinizi sorgulayın.’ Telefona dokunduğum kadar çocuğuma dokunmadım, el ne paylaştı diye merak ettiğim kadar, çocuğumun ne paylaşacağını düşünmedim’ deyin ve bir özeleştiri yapın. Bizi kaybettiniz, bari diğer çocukları kazanmak için bir şeyler yapın. Yoksa çok geç olur.