Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

“Herkese yetişmekten kendime geç kaldım”

Diriliş Postası Apple Podcast ButtonDiriliş Postası Google Podcast ButtonDiriliş Postası Spotify Podcast ButtonDiriliş Postası Youtube sayfası

“Herkesin işi önemliydi ve benim katkım da o iş için önemliydi, öyle söylediler. Rica ettiler, ‘Aman insanlar kırılmasın, şunca yıllık hukukumuz var zarar görmesin, gücenirlerse çok üzülürüm’ diye diye, herkes ne istediyse yaptım. Şimdi bakıyorum, benim işlerim kalmış. Ben ve işlerim de önemliymişiz ama kimse bunun da işi vardır demedi. Çocuklarıma ve evime zaman ayıramamışım, çoğu işim yarım kalmış. Ben sıkıntı çekiyorum ama bundan kimsenin haberi yok, olan bana oldu. Onlar, benim gibi onun bunun işinin değil, kendi işlerinin peşine düştükleri için şimdi rahatlar. Ben ise başkalarına yetişmekten kendime geç kaldım.”

Bu tam bir öğrenmedir. Adına iyilik yapma, merhametli olma, acıma vb. dense de, bu bir zafiyet, nerde nasıl davranacağını bilememe, “Hayır” diyememe ve kendisine güvenememe fotoğrafıdır. Evet, insanların işi olur ve biri birlerinden yardım isterler, bu normaldir. “Bana yardım edebilir misin?” demek, “Müsait misin?” demektir. “Olur” cevabı alınınca, “Ben müsaitim” demiş olursunuz. Fakat sizin müsait olmadan “Evet” dediğinizi kimse bilemez. Bu iş isteyenlerin hatası değil, “Evet” diyenin hatasıdır

Çocuk, hayatı fark etmeye başladığından itibaren anne babasının sözlerini duyar ve yapıp ettiklerini öğrenir. Kendinden ve başkalarından memnun olmayan, sürekli eleştiren, şikâyet eden ve başkalarıyla kıyaslayan bir anne baba, “Başkaları iyi sen değilsin” mesajı verir. Kendi tutumlarını da başkalarını merkeze alarak yaparlar çoğunlukla. “Kızım öyle giyme el ne der?”, “Eller aldı biz alamadık”, “Ellerin çocukları gibi olamadınız”, “Bak şu senden daha iyi” diye diye, kendisini değersiz, yetersiz, önemsiz, hep başkaları iyi ve değerli gibi bir algıyı derinlere kodlarlar. Çünkü kendileri de çoğunlukla böyle büyümüş, yaptıkları değil yapmadıkları görülmüş, en ufak bir eksiği bile büyütülmüş. Bu, sanki kader gibi anne babadan intikal etmiş. Çocukları da anne babanın kopyası gibi aynı şeyi düşünür olmuş.

Oysa her insanın eksiği olabileceği gibi, çok iyi yaptığı işler de vardır. Başkaları evet iyi olabilir fakat kendileri de iyidir. İşte bunları ve daha fazlasını anne baba veremeyince, eksiklikler büyüyerek zihni doldurmuşlar. Bu da hayatta herkesi öne geçirmeye sebep olmuş. Uygun bir dille, “Senin işini yapmayı çok isterdim fakat bugün alış verişe çıkma ihtiyacım var. İsterseniz önümüzdeki günler için plân yapabiliriz” dediğinizde, emin olun kimse kırılmaz. Ya “Olur” der, birlikte daha uygun bir gün için plân yaparsınız, ya da bu işi bugün bitirmem lâzım, ben başkasından yardım isteyeyim” der. İkisi de iyidir. Ne oldu? Sizin işiniz aksamadı, arkadaşınız da başka bir yol denedi. Bu kadar basit. Siz bütün yardım isteyenlere, en başından, sana mutlaka yardım ederim sözü vermediniz. Bu dünyada siz de varsınız ve önemlisiniz. Yeri geldiğinde “Hayır” demek hem hakkınız hem de kendinize ve sorumlu olduklarınıza dair görevinizdir. İçiniz rahat olsun.