Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

İnanç simsarları ve naylon tesettür!

Biz tesettürlü hanımlar için yaz mevsiminde giyim kuşam ayrı bir imtihan. “Sabredin, ecri vardır” diyenleri duyar gibiyim. Doğrudur efendim, inancı gereği bir zorluğu gönülden isteyerek dahası İlahi emre itaat ederek ibadet gibi yapıyorsak ecri vardır. Ancak o ecri Rabbimiz ikram edecektir.

Peki insanlar bu imtihanımızı kazanç vesilesi kılmışsa, ihtiyacımıza çözüm bulmak adı altında hem İslami estetik, hem şahsi sağlığımız tehdit ediliyorsa ne yapmalıyız?

Bu da imtihanımızın bir parçası mıdır?

Her ticari sektörde, bire bin ekleyip satan inanç simsarlarıyla başımız dertte.

Bu öyle bir dert ki, adeta tüzelden özele, fertten topluma, lokalden genele sirayet eden sari bir hastalık!

İlahi kitabımız Kur’an-ı Kerim’de ticaret hukuku ile belirlenmiş ölçülerin dışına taşanlar sayesinde, hizmet sektörleri İslam adına ipoteklenmiş, tuzak haline gelmiş durumda.

Tekstil piyasasında “tesettür giyim” sektörü de işte o tuzaklardan sadece biri.

Nefes almayan, terleten, sentetik hatta naylon kumaşlara afili isimler koyarak (Medine ipeği gibi…) örtülü hanımların hizmetine güya markalaştırarak sunulan üstelik fahiş rakamlarla satılan tesettür giysilerinin kumaş niteliğinden ne kadar haberdarız?

Kaça mal ediliyor, bize kaça sunuluyor? Biz hangi tuzaklara nasıl düşüyoruz?

Bu sorular umarım sadece benim zihnimi işgal etmiyordur?

Modern dünyanın moda tabir ettiği tekstil piyasasında, yaz aylarına özel pamuklu, dokuma, keten ürünler servis edilirken, İslami camianın giyim ihtiyacını karşılayan “naylon dindarların” naylon üretimlerine bir tedbir geliştirmek gerektiğine inanıyorum.

Gerçi, Müslüman hanımların ihtiyaçları üzerinden rant temin eden, ölçüsüzlere neylediklerini soracak olursak; sorunumuza çözüm, ihtiyacımıza imkan, inancımızın gereğine yol yordam sağladıkları ve işimizi kolaylaştırdıklarını söyleyeceklerdir.

Peki nasıl ve ne kadar ve hangi duyarlılıklarla işimiz kolaylaşıyor?

Daha doğrusu kaçının gerçek niyeti Müslüman hanımların işini kolaylaştırmak ve imkân oluştururken ölçülü kazanç temin etmek? Ve kaçı bu alanı sömürgesi olarak görüp bire bin ekleyerek dünyalığını yapıyor?

Bize kolay kıldıkları tesettür piyasası onları ne kadar kazanca gark ediyor?

Daha amiyane tabir ile inançlı hanımların müşkülleri üzerinden kimler ne kadar, nasıl ve ne hakla kazanç temin ediyor?

Diyeceksiniz ki, kazanç suç değil! Elbette değil. Sözüm, “Rızkın %99’u ticarettedir” hadisi şerifince rızkını ticarette arayanlara değil. Yukarıda da belirttiğim gibi, benim sözüm ölçüsüzlere ve dahi o ölçüsüzleri sorgulamadan ürettiklerine talip olanların dikkatini çekmeye dair…

Rengârenk, ucuz nakışlı, malum markalı örtülü genç kızlarımızı tek tipleştiren naylon tunikler, sentetik dar paça pantolonlar, yanaşmayan düzelmeyen bohça gibi duran nefes almayan şallarla İslam Dininin estetiği hakkında dünyaya ne söylediğimizin farkına varmamız gerekiyor.

Üstelik uzun kollu, baseni örten, tesettür hassasiyeti ile alınan bu tip ürünlerin yanında ter kokusu garantili olarak veriliyor.

Klimalı ortamlarda, arabalarda belki sorun olmuyordur. Ancak 30 ila 40 derece yaz sıcaklarında bu imkânlara sahip olmayanların çektiği sıkıntı dikkate değer diyorum.

Mevsim şartlarını dikkate almadan, üretim yapan, bizim sosyal duruşumuzu tehdit eden ve paramıza göz diken tesettür giyimcilerini “nayloncu sömürgeciler” ilan ediyorum. (Hakk’a ve hukuka riayet ederek ticaret yapanlar müstesna!)

Biz hanımların bu tuzaklara düşmemek için gayret etmemiz gerektiğinin altını çizerken, ilgili kamu kuruluşlarının böyle art niyetli firmaları denetlemesini diliyorum.

Güzide İslam hanımefendilerine çağrım şudur: Hepimiz İslam’ın temel prensiplerinden temizliği ihlal eden her tür ürüne tepkisiz kalmayalım ve bu sömürüye bir dur diyelim…