Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

İsmini vermek istemeyen bir yazıcıdan, ismi anılmayacak festivale!

Film festivalleri neden yapılır?

Hiç düşündünüz mü bu meseleyi?

Sektörde olanların elbet cevabı vardır da sinemanın temel muhataplarından olan izleyici için festivalin manası nedir?

Alınacak cevaba göre sorgulanması gereken çok şey var.

Bir sinema festivalini ‘hemşehri gecesi’ne çevireceksek neden yapıyoruz? Verilecek teşekkür plaketlerinin sayısı ve protokol konuşmalarında kime teşekkür edemeyeceğini şaşırmış adam halinin kime faydası var?

Film festivali neden yapılır abiler ya! Neden yapılır?

“Ban bin boon, çok şükür dostlar, şehrimizin artık festivali var” havasıyla neyi çözüyoruz?

Evet, çözmek!

Sinemanın temel dinamiklerinden olan festivaller sorun çözmek için vardır. Yeni sorunlar üretmek için değil…

Festivaller hangi sorunları mı çözer?

  • İnsanlık tarihinin en kıymetli sözlerinden olan “marifet iltifata tabidir” ifadesinden de anlaşılacağı üzere, ticari olmayan filmlerin taltif edileceği, sahne alacağı, adından söz ettireceği yerlerdir. Yani; sinemacının görüntü sorununu çözer!
  • Gişede izlenemeyen, medyada kendine yer bulamayan, haliyle de kendini ifade etme imkanına bir türlü kavuşamayan sinema üreticisine alan açar. Yani; sinemacının ses sorununu çözer.
  • Yarışma bölümleri hayati derecede mühimdir. Para verilir. Daha da önemlisi, ödül kazandıkça markası tescillenen ve sonraki filmine destek bulmak için eline bir koz daha alma derdinde olan sinemacıya umut ışığı olur. Yani; sinemacının kan sorununun çözer.
  • Sadece eğlenmek için değil, hayatının bir parçası olduğu için film izleyen ve adına ‘sinefil’ dediğimiz kitlelerle film ekibini buluşturur. Yani; sinemacının da izleyicinin de mesafe sorununu çözer.
  • Sanat eseri, uzun zaman geçtikten sonra kıymete biner. Hiçbir sanat eseri üretildiği an tam olarak anlaşılamaz. Zira sanat, zamana bağlı olmayan bir sayaç ile işler. Bu sebepten, kıymet addedilecek ilk mecralardan biri olarak festivaller, sinemacının doğum sancısıdır diyebiliriz. Yani; sinemacının doğum sorununu çözer.

Bu liste uzayabilir. En başta dile getirilebilecekler bunlar. Film festivalleri, birilerinin birilerine yaranacağı, kendini göstereceği, mikrofon ile duygusal anlar yaşayacağı ve “hayıııır, önce sen kapaaaa” modunda konuşmayı uzatacağı mekanlar değildir. Olmamalı…

Yahu festivaller öyle hale geldi ki, en az sahnede yer alan ve en az konuşan ve en az adı geçenler sinemacılar oluyor.

Yapmayın, tamam. İstediğiniz buysa, bizi de bezdirmekse, yapılmamasını arzu edecek hale getirmekse, tamam. Yapmayın. Festival falan yapmayın. Hepsini kapatın. Zaten bölüm kaldırmalar, festival ertelemeler, iptal etmeler, burun kıvırmalar, bıyık burkmalar… Her şey şeklini şemalini bulmuş. Festivale falan gerek yok zaten.

Benim sinemacım da gider yurt dışındaki festivallere…

Sürgünse sürgün. Bakın bakalım o halde kim üzgün!