Son Dakika

Karacaoğlan der ki; Alman Bakan hem haklı hem haksız!

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Handelsblatt gazetesine “Yeni dünya düzeni için plan yapmak” başlığıyla bir makale yazıyor.

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Handelsblatt gazetesine “Yeni dünya düzeni için plan yapmak” başlığıyla bir makale yazıyor. Handelsblatt, Duesseldorf merkezli liberal bir ekonomi gazetesi. Alman ekonomisini yakından takip eden birkaç kişi hariç Türkiye’de kimsenin bilmediği Almanya’da bile sadece bankacıların ve borsacıların okuduğu bir gazete. Türkiye’de hatırlanırsa belki; seçim dönemlerinde Türkiye’de gazetelerde çıkan “Hitler Merkel”, “Diktatör Merkel”, Dummkopf Merkel” manşetlerine karşı cevap olarak Handelsblat gazetesi de “Diktatör Erdoğan” manşetiyle çıkmıştı buradan hatırlayabiliriz. Heiko Maas, makalesini çok satan bir Alman gazetesine yazmaktansa nispeten daha az satan liberal ekonomi gazetesine yazmayı niye tercih ediyor? Çünkü Handelsblatt 1946’dan beri yayımlanıyor. Yani 1945’ten sonra kurulan şimdiki yeni dünyanın bütün hafızasına sahip. 

Gelelim makaleye. Dışişleri Bakanı Heiko Maas, vitrinde Trump’ın göze çarptığı büyük Amerikan fırtınasını bir fırsat olarak görüyor ve diyor ki: “Gelin yeni bir dünya kuralım ve buraya büyük Avrupa’yı koyalım.”

Makalesine görsel olarak, yıpranmış delik deşik bir Amerikan bayrağı fotoğrafını seçmiş Maas. Bu Amerikan bayrağı, 6 Haziran 1944 Normandiya Çıkarması’na katılan ABD birliklerinin kullandığı tarihi bayrak. Bu çıkarmada 6.000 Amerikan askeri ölmüştü.

Yazının özeti olarak Maas, “ABD'den bağımsız, daha güçlü, dünya siyasetinde denge merkezi oluşturacak bir Avrupa inşa edelim” diyor ve Kissinger’a atıf yapıyor. Almanya doğumlu, Yahudi siyasetçi Henry Kissinger, ABD eski Dışişleri Bakanı’dır (1973-1977) dünya düzenine çok etkisi olduğu söylenen World Order (Dünya Düzeni) kitabını yazmıştır. 

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, özetin özetiyle “ABD’den bağımsız olalım, güçlü bir Avrupa devleti kuralım. ABD batıyor; ortaya çıkacak boşluğu biz dolduralım. Fransa ya da İspanya’nın nesiyle anlaşamayacağız” diyor. Kendi açısından haklı, yerinde ve tam zamanında; üstelik mecra ve biçim açsından da hayli manidar bir makale bu. 

Almanya Dışişleri Bakanı Maas, aynı makale içinde bir konuda çok haklıyken öte yandan başka bir konuda fena halde yanılıyor. Haklı olduğu konu, 1945 yılından beri dayatılan “Yeni Düzen” tutmadı. Çatırdıyor; bugün, yarın NATO’cuların, Avrasyacılar’ın, İrancılar’ın hülasa bütün yerleşik düzen bileşenlerinin tepesine yıkılacak bu dünya. Ve elhak doğru; bu bir fırsattır. Haksız olduğu taraf ise bu Almanya için bir fırsat değil asıl Türkiye için fırsattır. 

Sözüm ona anti-emperyalistler, milliyetçiler, muhafazakârlar, işi gücü bırakmış Erdoğan’a sataşmayı cennetin anahtarı gibi sallayan İslamcılar, etrafa aforizma saçıp “Çay içenden kötülük gelmez, dünyayı çay içenler ve türkü söyleyenler yönetsin” diye zırvalamaktan başka söyleyecek sözü olmayan muhafazakâr entelijansiya niye görmüyor bu büyük fırsatı? Yoksa onlar da mı yerleşik düzen evladı? 

Çünkü tamamen mazeret olsun diye uydurulmuş sebeplerle 61 bin çocuğu “devlet koruması” kılıfıyla ailesinden çalan Almanya, dünyaya ne teklif edecekmiş? 9 bin Suriyeli çocuk, Merkel’in kendi itirafıyla kayıp. Öldüler mi, organları için parçalandılar mı, köle olarak satıldılar mı, Avrupalı pedofili zenginlerine mi dağıtıldılar kimse bilmiyor. Bunlar sadece kayıtlara geçenler. Kayıtlara geçmeyenlerle birlikte evinden alınan, kaçırılan, kaybolan çocuk sayısı 100 bini buluyor. 

Nerede bu çocuklar?

1- Doğal yollardan çocuk sahibi olma ihtimali olmayan evli eşcinsellere sosyalleşmeleri için canlı oyuncak olarak veriliyorlar. 

2- Devlet destekli organ çiftliği olarak belirsiz yerlerde beslenip bekletiliyorlar. 

3- Üreme oranları 50 yıl sonra tamamen yok olacağı için çok küçük yaşta alınıp Almanlaştırıldıktan sonra suni nüfus artışında kullanılıyorlar.

Bu durumda dünyaya teklif edilecek bir şey varsa, o da dünyayı çocuk hırsızı Avrupa’dan kurtarmak olmalıdır. 

Evet Trump’ın şımarık bir zengin olarak yaptığı bütün saçmalıklar, Türkiye için bir fırsattır. Bütün dünyaya Nizam-ı Âlem’i yeniden tesis edebilmek için, kardeşlik ve yoldaşlık teklif etmek için büyük fırsattır. Trump’ın “Bok çukuru ülkeler” diye aşağıladığı ülkelere Türkiye teklif edilmelidir. ABD’nin değil ayakta hayata kalması için gözünü diktiği Körfez ve Suud paralarından başka hayat kaynağı kalmadı artık dünyada. Yıllardır sattıkları bütün petrol paraları ABD bankalarında biriken şımarık petrol zenginlerinin 4 trilyon doları var ABD’de. Bu para, ekranda yazan bir rakam aslında. Parça parça veriyor ABD, evet onlar da ipek entariler, pahalı spor arabalar, çocuklarına altın emzik, metreslerine altın çanta alıp güya zengin hayatı yaşıyorlar. 11 Eylül 2008’de olduğu gibi ABD “Vermiyorum lan paranızı defolun gidin” dediğinde ne yapacaklar? Kocaman bir hiç! 1976, 1993, 2008 tarihilerinde nasıl bir şey yapamadılarsa yine bir şey yapamayacaklar. Paraları mafya tarafından gasp edilmiş korkak zenginler olarak mafya babasını sakin tutmaya çalıştıkları ezikliğe de”yeni nesil dış politika” diyorlar işte. Bu durum, Türkiye’nin dünyaya üzerinde var olduğu büyük hikâyeyi, dünya düzenindeki tarihi konumunu teklif etme fırsatıdır işte. 

Yorumlar

Fethi Soylu Çok sancılı bir meseleye değinmişsiniz Erem kardeşim. Milli eğitim, bürokrat, devlet ve iş adamlarımız bu tesbit şuuru ile hareket etseler... ahada 5 yıl içinde dünyanın merkezi oluruz üstad.... Hiç bir aşağılanan ülkeye Türkiye’ yi teklif etmeye gerek yok... Dünya Türkiye’ yi bekliyor zaten... Saygılarla

Yazara ait diğer yazılar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.