Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Kemal Netanyahu Tarrant

15 Mart Cuma günü, dünyanın dibindeki Yeni Zelanda’dan Türkiye’yi, bazı Müslüman ülkeleri ve tüm Müslüman halkları şok eden bir saldırı haberi geldi. ABD ve AB ülkelerinde devlet politikası olarak tırmandırılan ve körüklenen; “İslam düşmanlığı” ve “Müslümanlara saldırı” stratejisi dünyanın öbür ucundaki Yeni Zelanda’da acı bir bilanço ile karşımıza çıktı.

“Hıristiyan Haçlı Teröristi” Brendon Tarrant, 50 Müslüman’ı canlı yayınla tüm dünyanın gözü önünde, tüm Müslümanlar’a ve İslam ülkelerine (aslında sadece Türkiye’ye) meydan okuyarak şehit etti. Hem de camilerin içinde, çocuk, genç, yaşlı ayırımı yapmadan…

Bu kanlı “Haçlı saldırısına” en sert tepkiyi Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan gösterdi. Açıklama yapmaya cesaret bile edemeyen bazı İslam ülkeleri ve başındaki diktatörler de oldu. İyi ki açıklama yapmadılar. Yapacakları açıklama şehitlerimizin ruhuna zül, şehadetlerine kara bir leke olurdu!

Müslümanlar öldürüldü, Bay Kemal suçlu Müslümanlar dedi  

31 Mart seçimlerinin arifesinde FETÖ’nün verdiği akıl ve taktikle, Müslümanlara şirin görünmeye çalışan Kılıçdaroğlu açıklama yaptı da ne oldu? Kaş yapayım derken Müslümanların gözünü oydu. Bir “Haçlı Teröristi” tarafından şehit edilen Müslümanların bunu hak ettiğini, teröristin bunu yapmasına sebep olacak gerekçeleri olduğunu söylemeye kalkıştı. Bay Kemal’in bu katliam karşısındaki tespiti şu; “İslam dünyasından kaynaklanan terör bütün dünyada farklı yorumlara yol açtı.”

Bay Kemal demek istiyor ki, dünyadaki terörün kaynağı İslam dünyasıdır. Tarrant’ın Müslümanları öldürmesi de bunun doğurduğu doğal bir sonuçtur. Tarrant bu katliamı yapmakta hiç de haksız değildir.

Buna benzer bir açıklamayı Avusturalyalı senatör de yapmıştı; “İslam dinine mensup olanların bugünkü saldırıda katil pozisyonunda bulunmamaları, kendilerini suçsuz yapmaz.”

Bay Kemal’in açıklaması ile İslam ve Müslüman düşmanı Avusturalyalı senatörün açıklaması arasında en ufak bir fark var mı?

Tıpkı “Haçlı Hıristiyan teröristi” Tarrant’ın İstanbul’u Konstantinopolis yapacağız demesi ile CHP’nin Belediye Başkanı Recep Gürkan’ın Edirne’ye Adrianoupolis demesi arasında bir fark olmadığı gibi…

Kemal’in akıl hocası FETÖ de, “Haçlılar iyidir. Ülkenizi işgal bile etseler, size ilişmezler. Kadınlarınıza, kızlarınıza, namusunuza el uzatmazlar. Mabetlerinize ilişmezler” dememiş miydi?

İstanbul’u Fatih’in torunu mu, Tarrant’ın yoldaşı mı alacak?

Osmanlı düşmanlığı hakkındaki sözlerinden dolayı daha önce defalarca hakkında yazı yazdığım Bay Kemal, 31 Mart seçimlerinde yanına aldığı maskeli üçlülerle (HDP, İP, SP) İstanbul ve Ankara’yı kazanıp anahtarını Kandil ve Pensilvanya’ya göndermek istiyor. Yeni gelişen duruma göre birer anahtar da Yeni Zellanda’da Müslümanları katleden Tarrant’a göndermesi gerekecek…

Gezi darbe girişimi sırasında “zulüm 1453’de başladı” yazılarıyla İstanbul sokaklarını donatan CHP’nin (CHP’lilerin) İstanbul’da seçimi kazanması durumunda şehrin adını yeniden Konstantinopolis yapmayacağını hiç kimse garanti edemez.

31 Mart’ta, Konstantinopolis’i İstanbul yapıp bize teslim eden ecdadımızın mirasına da, Türkiye’yi kurup Ankara’yı başkent yapan ecdadımızın emanetine de sahip çıkacağız. İstanbul’u Haçlı kalıntılarına, Ankara’yı İslam düşmanlarının işbirlikçisi yoldaşlarına teslim etmeyeceğiz!

Avrupa Parlamentosu, vampir yavrusu, Tarrant ortaklığı

İlk saldırı dalgası Netanyahu’nun eniğinden geldi. “Türkler Konstantinopolis’te işgalci” dedi. Ardından Avrupa Parlamentosu, “Ayasofya’yı ibadete açamazsınız. Açarsanız AB üyelik görüşmelerini sona erdiririz” dedi. İki gün sonra Yeni Zelanda’da cuma namazı sırasında iki camiyi basıp 50 Müslümanı katleden “Haçlı Hristiyan teröristi” de “Ayasofya’nın minarelerini yıkacağız. İstanbul yeniden Konstantinopolis olacak. Yoksa gelir oradaki tüm Türkleri öldürürüz” dedi.

Bu hezeyanların birbirinden bağımsız, habersiz olduğunu düşünmek aptallıktır. Bunların bir teröristin kuru tehditleri olduğunu düşünenler, Türkiye’nin beka sorunu olmadığını iddia edenler; işte tam da bu Haçlıların içimize soktuğu işbirlikçilerdir…

Komutanı almadan savaşı kazanamayacaklarını biliyorlar

Peki Haçlıların bu saldırılarına karşı biz komutanın ne kadar önemli ve kıymetli olduğunun farkında mıyız? İslam dünyasının ve Müslümanlar’ın Haçlılara karşı direnen tek komutanı Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır. Öyle olmasa İslam düşmanı Haçlıların ve Siyonizm’in temsilcileri ABD’nin, AB’nin ve İsrail’in hedefinde neden sadece Erdoğan olsun ki?

Tarrant’ın “yayınladığı bildiride” bile İslam dünyasından sadece Cumhurbaşkanını ismen anması ve tehdit etmesi bir tesadüf mü? Cumhurbaşkanımız Erdoğan hakkında kullandığı dilin arkasındaki gücü ve organizasyonun büyüklüğünü, tehdidin yakınlığını görmeyenler sadece aptallar olabilir. Yeni Zelanda katliamını tüm Müslümanlar ve Türkiye olarak doğru okuyup, yaklaşan ve büyüyen tehdide karşı hazırlık yapmamız gerekiyor.

Bay Kemal, FETÖ ve PKK; Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a yıllardır “diktatör” diyorlar. Yakın zamanda aynı zehirli, alçak dili kim kullandı? Katil Netanyahu. Başka kim kullandı? 50 Müslümanın katili Tarrant. Şimdi başa dönüp soralım. Aynı alçak ve zehirli dil dünyanın dört bir tarafında İslam ve Müslüman düşmanları tarafında Cumhurbaşkanımıza yönelik sistematik olarak kullanılıyorsa bundan ne anlamalıyız?

Şunu anlamalıyız. Haçlı Emperyalizmi ve Siyonizm; İslam dünyasının ayakta kalan ve kendilerine direnen tek kalesi olan Türkiye ile Erdoğan’ı yok etmek için çalışmalarına hız vermiş görülüyor. 15 Temmuz’da içimizdeki işbirlikçi parti, siyasetçi ve terör örgütleriyle kanlı bir darbe girişiminde bulundular ancak başaramadılar. Müslümanların direnişi heveslerini kursaklarında bıraktı…

31 Mart’ta Haçlılara karşı yeni bir zafer kazanacağız

Her seçimi fırsat bilip halkımızın, Türkiye ve Erdoğan’ın arkasındaki desteğini zayıflatmaya çalışıyorlar. 31 Mart seçimini yeni bir fırsat olarak görüyorlar. Bundan dolayı komünistini, ateistini, feministini, teröristini; CHP’sini, HDP’sini, İyi Parti’sini, Saadet Parti’sini; FETÖ’sünü, PKK’sını, YPG’sini, DHKP-C’sini aynı çatı altında toplayıp sandıklara yürüyorlar!

Washington’dan, Londra’dan, Berlin’den, Paris’ten, Şam’dan, Yeni Zelanda’dan, Tel Aviv’den; Pensilvalya’ya, Kandil’e, Kobani’ye, CHP’ye; Trump’tan, Macron’dan, Netanyahu’dan, Esed’den FETÖ ele başısına, Karayılan’ına, Müslim’ine; oradan da FETÖ’ye, PKK’ya, YPG’ye uzanan bir hat var.

Bu hattın tek derdi var. İslam, Müslümanlar, ezan, Türkler, İstanbul, Ayasofya…

Ve bunların korkusuz, taviz vermeyen, diz çökmeyen lideri Erdoğan!

Bu bir savaş. Bu savaşta kimsenin ortada durma şansı yok. Ya Haçlıların safında ya da Müslümanlar’ın saffında yer almak zorundasın. Haçlılar, Tarrant’ın katliamı ile ilk darbeyi vurdular. Müslümanlar’ın safında yer alanların kazanacağı ilk zafer ise 31 Mart seçimlerinde olacak.

İşte asıl kapışma da ondan sonra başlayacak!..