Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Kemalizmi kuşa çevirenler

Öncelikle şu prensibi yazımızın başına taç yapalım: Her türlü değerin istismarı kötüdür.

Karşı mahallenin istismarı üzerine demeçler verirken iş dönüp dolaşıp kendi mahallene geldiğinde verecek cevabının olmaması daha da kötüdür.

Gündeme mevzu olan konu herkesin malumu. Duymayan kalmadı. Kalmadı, çünkü ekstrem bir istismar örneğini yaşadık, gördük, kulaklarımıza inanamadık. Gazeteci Yılmaz Özdil’in yeni çıkan “Mustafa Kemal” isimli kitabı bugün saat:09.05 itibariyle satışa sunuldu. 1881 adet basılan kitabın tanesi 2500 lira. Özdil ve yayınevinin bu satıştan 5 milyon TL’ye (eski para ile 5 trilyon) yakın gelir elde etmesi bekleniyor! Şaka gibi ama değil.

Aslında ortada sorun yok. Birileri Kemalizm’i ekmek kapısı haline getirmiş pazarlamasını yapıyor, buna teşne insanlar da sıraya giriyor. Alan da memnun, satan da… Ancak birilerinin de çıkıp ikiyüzlülükler, çifte standartlar, ilke ve prensiplerden bahsetmesi lazım gelir.

KEMALİZM SÖMÜRÜSÜNE, KEMALİZM ENDÜSTRİSİNDE GELİNEN SON AŞAMAYA KEMALİSTLER NE DİYOR?

Hiçbir şey! Neden? Çünkü onlar seçilmiş! Aydın ve elit insanlardır. Hata yapmazlar! Yapan olursa da görmezden gelir, üstüne örterler. Çünkü özeleştiri yapmak seçkinliğe halel getirir! O nedenle bazen başı kuma gömmelidir! Bazen üç maymunu oynamalıdır!

Kemalistler’in içler acısı halleri işte… Anladınız siz onu. Bize yabancı bir tipoloji değil. Yıllar yılı toplumu beğenmeyen, güdülecek koyun kitlesi olarak gören zihniyetten bahsediyorum. Her sandıkta Anadolu insanının irfanıyla tokat üstüne tokat yiyen ama sersemlikle sarhoşluk arasında gidip gelen (Sn. Kılıçdaroğlu’nun ‘içki masası başında Türkiye’yi kurtarma’ argümanından ilham almışımdır) bu nedenle de şapkayı önüne koyup gerçek bir muhasebe yapamayan bir sosyolojik realitemizden bahsediyorum.

GÜNÜMÜZ KEMALİST TİPOLOJİSİNİN ÖZELLİKLERİ

Madem konuya girdik günümüz Kemalistler’in ortak özelliklerine bir bakalım;

*Seçkinci olmak: Halkı beğenmemek… Halkın seçtiğine saygı duymamak. Halkı kandırılacak bir kitle olarak görmek ama 2500 TL’yi bir kitaba yatırabilmek.

*İdeolojinin etinden, sütünden, derisinden faydalanmak: İdeolojiyi maddi değere dönüştürmek önemli bir özellik. Televizyon ekranlarından çeşitli kampanyalarla bardak, kalem vs. satarak ideoloji sömürüsünü diri tutmak. Bu akımın yegane temsilcisi, Yılmaz Özdil’dir. İdeoloji üzerinden nasıl zengin olunur? Sorusunun muhatabıdır.

*Toplumu kutuplaştırarak varlıklarını pekiştirmek: Bu düşük yoğunluklu ama hep sürdürülen bir taktiktir. Toplumu germek ve kutuplaştırmak üzerinden yürütülen politikalarla “ben de varım”ı ifade etmek. İfade şekli hizmet ve icraat olmayınca geriye sadece polemikler ve provokasyonlar kalıyor. Bunun son örneği CHP’li Özgür Özel’den geldi. Fazıl Say’ın konserine katılan Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyareti toplumun kahir ekseriyetinde olumlu ve pozitif karşılanırken Özgür Özel bunu bir siyasi malzemeye dönüştürdü ve olaya yine negatif yaklaştı.

*Tıkanmışlık, politika üretememek ve ezber söylemler: Kemalistlerin bir özelliği de kafa konforunu korumaktır. Zamana ve çağın ruhuna uygun söylemler geliştirmek ve halka yaklaşmak, halkı anlamaya çalışmak yerine, -mış gibi yaparak varoş hanelerine girerken ayakkabılarına galoş geçirmektir.

Geniş kitlelerden oy alabilmek için halkın dini değerlerini istismar etmek, dile dolamak, ikircikli davranmaktır. CHP’nin son propaganda filmi buna örnektir.

Kürt vatandaşlardan oy alabilmek için ise yine kestirme ama legal zemini sorunlu bir yöntemi seçmektir. Oyu vatandaşlarımızdan değil PKK ile ilişkisi defalarca yargıya konu olmuş bir parti olan HDP’den istemektir. CHP’nin HDP ile kapalı kapılar ardında yaptığı pazarlıklar medya camiasında defalarca yazılmıştır.

*Refah ve konformizm içinde ideoloji savunuculuğu yapmak: Bir Kemalist için hayat çok kolaydır. Rahat ve konforlu mekanlarından ezber cümleleri tekrarlarken bir mahallenin vazgeçilmezi olmak ve bunun getirisi olarak kendinin ve ailesinin geleceğini garantilemek. Çocuklara burs, iş imkanı vs. cepte. Daha ne olsun!