Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Kılıçdaroğlu Türkiye’ye açık savaş ilan etmiştir

CHP, kürsüsünden muazzam bir küstahlıkla sancağa çektiği “açık savaş” bayrağını, daha ne kadar insanların gözüne sokabilir?

“Biz bu ülkeyi Amerika’nın gayriresmi sömürgesi haline döndürmek istiyoruz!” idealini daha ne kadar resmileştirebilir CHP ricali?

CHP’deki kökleşmiş diktatoryal yapının kafalara dank etmesi için, demokrasi kavramıyla daha ne kadar alay edebilir Halk Partili mebuslar?

Pensilvanya’nın, YPG/PKK’nın, Esed’in sadık destekçisi; ülke çapında 8 seçimde hezimete uğramış, CHP’nin, terörün resmi siyaset organı olan HDP’nin ve hatta İyi Parti’nin bir nevi ortak lideri Kemal Kılıçdaroğlu; daha ne kadar halk ve devlet düşmanı, terör sempatizanı politikacı/sokak serserisi yerleştirebilir parti meclisine?

Daha ne kadar, sözde kurultay toplayıp, başkanlığının meşruiyetini partiye doldurduğu robot tiplere onaylatabilir?

Daha ne yapsın Kemal Kılıçdaroğlu yahu?

Niyetini daha açık nasıl belli etsin?

CHP lideri, bildiğiniz ordu topluyor. Türkiye’ye karşı global ittifak kuran siyasal güçlere hizmet eden bir köstebek ordusu… Ve bu orduya düzenli aralıklarla ‘’M. Kemal’in askerleri’’ yakıştırmasını yaparak, ona halk nezdinde yerel bir kimlik kazandırma derdinde…

Kamuoyunda “Kemal Kılıçdaroğlu sempatikliği’’ mottosuyla girişilen komik algı düzenbazlıklarıyla ilgilenmiyor bile. Kronik çevrelerce tekerrüren mırıldanan ‘’Kemal Kılıçdaroğlu umuttur’’ gazlarına, o gazı verenler kadar dahi itibar etmiyor.

Yıllardır, milli an’ane, gelenek ve mukaddesata alenen küfreden, Türkiye karşıtlığı konusunda safını keskince belli eden takım elbiseli teröristlere makam mevki veriyor. Ve bunu, son yıllarda, parti içi muhalif seslere bile kulak vermeden göstere göstere yapıyor.

Burada bir parantez açıp, özeleştiri yapalım: Kılıçdaroğlu’nu beceriksizlikle, basiretsizlikle yahut siyaset yapmak için yeterli aklî meziyetlere sahip olmamakla suçlamak; kim ve ne ile mücadele ettiğimizin ciddiyetine varamayan bir kitleyi aydınlatmak için yeterli etki alanı oluşturamıyor. CHP genel başkanının kara mizaha kaçan söylemlerini, politikalarını sürekli sivil gündemde tutup alaya almak; stratejik iletişim açısından halka yönelik önemli bir uyaran belki, evet. Ama ana uyarıcı ve çözüm üretici bir nitelik taşımıyor. Zira düşman, düşmanlığına devam ediyor.

Ezcümle, kırmızı kalemle bastıra bastıra altı çizilmesi gereken nokta şu:

Kemal Kılıçdaroğlu, muhalefet adı altında, Türkiye’ye karşı açık savaş ilan etmiş durumda. Bu şekilde vazifelendirildi. Vazifesini devam ettirmekle mükellef. Bunun için her türlü despotizmi kılıfına uydurarak partinin başında kalmayı başarıyor. Ve parti içi her başarısında, partiyi dış destekli profesyonel politikacı/terör yardakçısı ile dolduruyor.

Bu vakıaların, toplumda kendini demokratik, devletçi, milletçi, atatürkçü sıfatlarıyla tanımlayan kanadında idrak edilebilmesi için daha ne yapması gerekiyor Kılıçdaroğlu’nun?

“İlle gitsin öz halkına silah doğrultsun, tanklarla vatandaşı mı ezsin?” diyeceğim ama…

Bu kanlı işgal girişimini kurgulayanları ve devlet içindeki hainler kanalıyla bilfiil icra edenleri korumak suretiyle, öz halkına silah doğrultmuş, vatandaşı tankla ezmiş kadar olan bir şahıstan bahsediyoruz…

O yüzden ille’den sonrasını da getiremiyorum.

Daha ne olsun kardeşim?

Ne olsun?