Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Kitaba ve okumaya dair bazı düşünceler…

Okumak iyidir ancak ne okuduğunu bilirsen… Konuşmak iyidir ne konuştuğunu bilirsen… Yazmak iyidir ne yazdığını bilirsen… Her şeyin başı haddini bilmekten kendini bilmekten geçiyor. Yunus’un dediği gibi, ilim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsin ya bu nice okumaktır. 

Çok okumak önemli ancak önüne gelen her şeyi okumanın ne kadar faydalı olduğu konusunda şüphelerim var. Hele dijital teknoloji sayesinde karşı karşıya kaldığımız enformasyonun ne kadarının faydalı bilgiye dönüştüğü araştırma konusu. Ancak toplu taşım araçlarında telefonlarına odaklanmış kalabalıkların ne kadar hayırlı iş yaptıklarından emin değilim. Acaba çevreyi seyredip bir parça tefekkür yapmaları daha mı iyi olur? Allah’ın verdiği beyin, zihin emanetini kirli bilgilerle doldurmanın da hem bu dünyada hem de öte dünyada bir hesabı olacağını unutmamamız gerekir. Benim tercihim seçerek, tecrübe edilmiş eserlerin okunmasının daha faydalı olacağından yana.

Basın Yayın Birliği Derneği Dünya Ticaret Merkezi’nde 5. Kitap Fuarı’nı açtı. Farklı başlıklarda kitapları bir arada görmenin zemini oluyor, fuarlar.  Kitap dünyasının nereye doğru gittiğini gözetlemek açısından da iyi bir ortam kitap fuarları. Ancak sadece gözlemin yetmeyeceğini düşünüyorum. Fuar yöneticilerinin kimlerin, hangi kitapları aldığını, hangi başlıklarda kitapların ne kadar sattığını tespit etmek için iyi bir araştırma ortamı aynı zamanda.

Kitap fuarlarını kalabalık dostlarınızla ziyaret etmeyin. Fuara kadar beraber gidebilirsiniz ancak fuarda adeta kaybolarak kitapların arasında başka bir âleme girmek gerekir. Dostlarla muhabbet ederken tezgâhlarda kapaklarının açılmasını bekleyen “dostları” ıskalayabilirsiniz. Kendi başınıza keşif yapar gibi kitap rafları arasında sadece dolaşmak bile size birçok ansiklopedik bilgi kazandıracaktır.

Kitap fuarları, kitabını zevkle okuduğunuz yazarlarla buluşmak içinde bir fırsat oluyor. Gözünüzde büyüttüğünüz, bir yere sığdıramadığınız yazarında sizin gibi etten ve kemikten olduğunu anlamak ve idrak etmek açısında da fuara gitmek öğretici oluyor. Hayalinizdeki kahramanın fiziki özelliklerini görünce hayal kırıklığına da uğrayabilirsiniz. Bu gerçekler size cesarette verebilir. “Bende yazabilirim” diye. Satırlar arasında tespit ettiğiniz bazı detayları yazarın yüzünden ya da konuştuklarından çıkarabilirsiniz.

Fuarda güzel başlıklarda seminerlerde var. Kitapçığını gördüm ancak takip imkânım olamadı. Artık üzerinde ciddi kafa yormamız gereken konuların başında dijitalleşme geliyor. Kâğıda basılı kitabı sadece kokusu ve fiziki varlığı nedeniyle tercih etmeyi bir kenara bırakıp, hangi zeminde olursa olsun kitabın ve okuma kültürünün sürdürülmesi için ne yapılması gerektiği konusunda kafa yormalıyız. Bunu yaparken yeni mecra ve ortamlarda bu işin ekonomisi nasıl olacak sorusunu dikkate almalıyız.

Türkiye genel ekonomik göstergeleri itibariyle dünyanın 17. ülkesi ancak kitap açısından 11. olmak sevindirici bir durum. Kültür bakanlığımızın TEDA projesi sayesinde birçok eserimiz dünya literatürüne kazandırıldı. Bu projeyi kapsamını genişleterek devam ettirmeliyiz. Türk dizilerinin dünyada yakaladığı rüzgâr edebiyat eserleri içinde itici güç olacaktır. Türkiye’nin ihraç ürünleriyle açıldığı dünya pazarına “kültür ekonomisi” başlığıyla da girmesi gerekir. Kültür ekonomisi geleneksel sektörler için öncü kuvvet olacaktır.

Geleneği kaybetmeden geleceği yakalamak zorundayız. Güzel değerlerimizi teknolojiyle buluşturup yeni ufuklara yelken açmalıyız. Elimizde taşıdığımız hazinenin kıymetini ve sorumluğunu bilelim.