Son Dakika

“Kıvırma”nın yüksek formasyonları…

Bu mızrak kolay kolay bir çuvala sığdırılacak cinsten değil yani… Akıl var, iz’an var…

“Bilgi seviyesi arttıkça, çıkar içeren amaçların üzerini örtme formasyonu da artar” gerçeğini bir daha hatırladım; Ankara’nın muhalefet adayının, hakkındaki iddiaları cevapladığı -daha doğrusu cevaplayamadığı- basın açıklamalarını dinlerken… Hukuk bilmenin sağladığı avantaja da güvenerek kendince bir şeyler söylemeye çalıştı. Ama ne yazık ki bütün bu dolambaçlı ifadelerin, hukuk bilmeyi dahi gerektirmeyecek çok net yansımaları vardı…  

Benim dikkatimi celp eden en önemli şey şu oldu. Bütün bu gerçeklere ve gündemi sarsacak şekilde ortaya saçılanlara rağmen işin merkezinde duran, bizatihi öznesi olan bir siyasetçinin, sanki kendisiyle hiç alakası olmayan bir konuyu izaha çalışıyormuşçasına sakin kalabilmesiydi.

Bu formasyon gerçekte ürküten bir “aşmışlığı” ifade ediyor. Nedeni ise şu… Bir insanın en çok etkilendiği “hal dili”nin ne dereceye kadar manipüle edilebildiği gerçeğini yansıtmasıdır… Bu hakikatler orta yere bu derecede dökülmeseydi, mahkeme tutanakları bize analojik bir perspektif sunamasaydı, bu “soğukkanlı tiyatro” kimleri nelere inandıracaktı acaba…

“Millet İttifakı” adı altında Millete söylenenlerin, onların zekâlarıyla alay edercesine tezahürü çok acı ve bir o kadar da manidardır. Oysa hiçbir “artı” izaha gerek duymadan, sadece “vergi” boyutundan dahi meseleyi ele almak yeterlidir. Bu, en başta ABD olmak üzere dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinin affedemeyeceği vahim bir durumdur…

“Millet adına” ortaya çıktığını iddia edenlerin, tüyü bitmemiş yetimin hakkına dahi saygı duymadığını gösteren çok açık bir delildir bu… Kardeşim de olsa, babam da olsa hakikat budur… Ve hangi partiden olursa olsun bu tiplerin yakasına ahirette yapışacak ilk kişilerden biri de ben olacağım… Bunun ne anlama geldiğinin seküler kafalarda bir karşılığı olmayabilir; ama inananlar bilir…

Hiçbir avukatlık sözleşmesi olmadan, üstelik bir siyasetçi olarak “iş takibi” yapmanın da makul bir izahı olamaz… Dürüstlükten ve siyaset erdeminden bahseden zevatın, açıklama yapan bu adayın yanında yer tutması da, “bütün bu açıklamaları onaylıyoruz” anlamına gelir…

Bir adayın bu boyutta yaşadıkları bölgesel, mezhepsel ya da etnik her türlü izafiyetin üzerinde ve çok temel ahlaki ortak kabullerle ilgilidir. Onurlu bir siyasetçiye düşen en önemli şey böylesine çetrefilli bir davalar silsilesinden aklanıncaya kadar sahaya çıkmamaktır… Sandıktaki seçmenin kararından önce adaletin kararından geçerek arınmak bir siyasetçinin gönüllerde kalabilmesi için çok önemlidir…

Evet, ben şahsen bir siyasetçi için “izafi” olabilecek, düşünce ya da mefkûre menşeli suçlamaları kastetmiyorum… Bu türden davalar ya da suçlamalar bir siyasetçinin, “onur madalyası” niteliğinde taşıyacağı bir erdeme de işaret edebilirler; bize doğru gelse de gelmese de… Ama bu mesele o türden değil demek istiyorum…

Bugün buna onay veren bir siyaset kurumunun yarın savunacağı hiçbir erdem olamaz… Buna onay veren bir siyasetçi için yarın, “verginizi verin” demek, bir riyakârlıktır artık… Bahsedilen ve tutanaklara yansıyan kısım da, 300 bin dolar gibi çok önemli bir rakama tekabül ediyorken üstelik…

“Temiz belediyecilik” iddiasında olanların sadece bu örnekte değil, daha birçok yerde ve üstelik iktidarda değil muhalefette ortaya saçılan hallerini, seçmen çok iyi değerlendirecektir kanaatimce…

Bu mızrak kolay kolay bir çuvala sığdırılacak cinsten değil yani… Akıl var, iz’an var… Dolayısıyla ne kadar manipüle edilirse edilsin seçmeninin zihnine de sığmayacaktır…                    

Yorumlar

Yazara ait diğer yazılar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.