Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Kıyamet günü kulun ilk hesabı

İnsan dünya hayatına imtihan maksadıyla gönderildi. Şüphesiz ki sonuçta hesap var. Asıl yurt ahiret yurdudur. Aslında insan bu gerçeği bilerek yaşamalıdır. O halde ayet ve hadislere kulak vermek gerekir. O güne hazırlık için. O gün ilk hesap neden acaba?

İşte Rasûlullah Sallalahü Aleyhi ve Sellem Efendimiz’den bir inci:

“-Kıyamet günü, kulun ilk önce hesaba çekilecek ameli, namazdır.

 Şayet namazı iyi olursa kurtulmuş olur, ama bozuksa ümitsizliğe düşer. Eğer farzlarından noksan bir şey çıkarsa, Aziz ve celil olan Rabbi;

“-Kulumun nafilesi var mı bakınız, buyurur. Farzdan eksik olanı, nafile ile tamamlanır. Sonra diğer işleri de bu usulde (muhasebe) olur.” (Tirmizî, mevâkît 188; Ebû Dâvûd, salât 149; Nesâî, salât 9; İbni Mâce, ikâmet 202.) 

Kur’an-ı Kerim’in bizzat en güzel müfessiri ve tatbikatçısı olan Hz. Peygamber Efendimiz’in (sav) mübarek sözleri, gerçekten çok açıktır. Namazın önemini belirten pek çok hadis-i şeriften sadece bu bile, namaz ibadetinin ehemmiyetini ortaya koymaya yeterlidir.

Şu âyet-i kerime yukarıdaki manayı destekler mahiyettedir. O gün ilk faydanın namazdan geleceğini gösteriyor:

İman eden kullarıma söyle: Namazlarını dosdoğru kılsınlar, kendisinde ne alışveriş, ne de dostluk bulunan bir gün gelmeden önce, kendilerine verdiğimiz rızıklardan (Allah için) gizli-açık harcasınlar.”  (14 İbrahim 31.)

O, İslâm binasının ikinci temel unsuru ancak ibadetlerin en önemlisi olarak hadiste şöyle zikredilir:

İbni Ömer’den (ra) rivayet edildiğine göre, Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu:

“İslâm beş temel üzerine bina kılınmıştır:

Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şahitlik etmek,

Namazı dosdoğru kılmak,

Zekâtı hakkıyla vermek,

Allah’ın evi Kâbe’yi haccetmek,

Ramazan orucunu tutmaktır.” (Buhârî, îmân 1, 2, tefsîru sûre (2) 30; Müslim, îmân 19-22; Tirmizî, îmân 3; Nesâî, îmân 13.)  

NAMAZ KULU TEMİZLER!

 Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: “Hz. Peygamber’in (sav) şöyle söylediğini işittim:

“Sizden birinizin kapısının önünden bir nehir aksa ve bu nehirde her gün beş kere yıkansa, acaba üzerinde hiç kir kalır mı, ne dersiniz?”

“Bu hal, dediler, kirlerinden hiçbir şey bırakmaz!” Aleyhissalâtu vesselâm:

“İşte bu, beş vakit namazın misâlidir. Allah onlar sayesinde bütün hataları siler,” buyurdu.” (Buhârî, mevâkît 6; Müslim, mesâcid 282; Tirmizî, emsâl 5; Nesâî, salât 7; Muvatta, sefer 91.)

Rebî’a İbn-u Ka’b el-Eslemî anlatıyor:

“Ben Rasûlullah (s.a.v.) ile beraber gecelemiştim, kendisine abdest suyunu ve başkaca ihtiyaçlarını getirdim. Bana:

“Dile benden (ne dilersen)!” buyurdu. Ben: “Senden cennette seninle beraberlik diliyorum!” dedim. Bana:

“Veya bundan başka bir şey?” dedi. Ben:

“Hayır, sadece bunu istiyorum!” dedim.

“Öyleyse kendin için çok secde ederek bana yardımcı ol!” buyurdu.” (Müslim, salât 226; Ebû Dâvud, salât 312.)

EN ÇOK KAZANDIRAN İBADET

 Abdullah İbn-i Selmân, Rasûlullah (s.a.v.)’in ashâbının birisinden naklediyor:

“Hayberin fethedildiği gün bir adam Hz. Peygamber’e gelerek:

“Ey Allah’ın Rasûlü, bugün ben öyle bir kâr ettim ki böyle bir kârı şu vadi ahalisinden hiçbiri yapmamıştır” dedi. Efendimiz:

“Bak hele! Neler de kazandın?” diye sordu. Adam:

“Ben alıp satmaya ara vermeden devam ettim. Öyle ki üçyüz ukıyye kâr ettim” dedi. Aleyhissalâtü ve’s-selâm Efendimiz:

“Sana kârların en hayırlısını haber vereyim mi?” diye sordu. Adam: “O nedir, ey Allah’ın Rasûlü?” dedi. Efendimiz açıkladı:

“(Farz) namazdan sonra, kılacağın iki rekâttır.” (Ebû Dâvud, cihâd 180.)

Bir ukıyyenin 40 dirhem olduğu düşünülünce, dünyalık kârın ne derecede olduğu tahmin edilebiliyor. Ama nafile yani sünnetten iki rekât namazın kazancı ondan katlarla fazlaymış. Bu ne büyük bir nimettir insan için.

Ya farzlara ne denir?

Ya onunla olmayanlar…

Yani namazı kılmayanlar!

Ne kazanırlar acep?

Ya da neler kaybederler?

Hiç düşünüyorlar mı?