Son Dakika

Korkuyor muyuz?

Ehl-i dil söyleyemez derdini, Allah’a bile -Hızırağazâde Said Bey- Cânım kâri “Şiirde (güzel sözde) hikmet vardır” demiştir Hz.

Ehl-i dil söyleyemez derdini, Allah’a bile

-Hızırağazâde Said Bey-

Cânım kâri “Şiirde (güzel sözde) hikmet vardır” demiştir Hz. Peygamber ve elbette ki bu sözde de hakikat vardır. Her ne denli söylenen her ahenkli cümlenin şiir olduğunu kabul etmesem de hakikati söylemenin yollarından birinin de şiir olduğunu bilenlerdenim. Lakin bunca karışık ve kalabalık şairimsi ya da eskilerin deyişiyle müteşair içinde şiirin de tadı bozuldu. Elbette işin hakkını veren, kelimeye hakikati emziren, bir cümleye koca bir kitabın anlatamadığı hakikati sığdıranlar var. Ve iyi ki onlar var, var olsunlar.

Ama yine de ne yalan söyleyeyim benim için şiir çok daha eski vakitlerin sözleri ve şair o vakitlerin insanıdır. Söylenen her güzel söze hayran olmakla ve hatta bazı vakitler imrenmekle beraber ben en ziyade divan şiirine ve şairlerine hayranım. Ya da belki de ben de yanılıyorum; eskiyi, eski olanı, maziyi sevdiğimden hayran oluyorum belki de eskinin şiirine de. Bilemiyorum. İnsan işte kendinde olana bigane, olmayana hayran...

Bizim ne çok derdimiz varsa eskilerin de o kadar derdi vardı belki de. Hatta benzer dertler, benzer çileler her biri. Kimi hiç değişmedi bile. Her zamane zamanından şikayet eder demişti tam da bunun için diyenler. Zira biz her ne kadar değiştiğimizi söylesek de değişmedik ve düşman da değişmedi. İçimizde bir yerlerde her zaman o eski vaktin insanlarını taşıdık da durduk. Bazı hallerde hiç de fark etmesek de eski bir Osmanlı insanı çıkıverdi içimizden. İyi ki çıkıverdi. Onlar gibi yaşamadık belki ama bazı ahvalde onlar gibi davrandık. Tek fark var ki azaldık, seyreldik ve dağıldık biraz da.

Onlar bizden güçlüydü zira tam da şöyle söylüyorlardı bütün bu dünyalık dertler için ve o vakit anlamı kalmıyordu derdin de;

Terk-i rahat eyle, rahat andadır

-Keçecizâde İzzet Molla-

Biz çok fazla rahat mı arıyoruz acaba? Ya da ne bileyim derdin, sıkıntının ve düşmanın karşısında şöyle tam bir teslimiyetle dimdik durup da üstadın dediği gibi “Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes. Ey kahpe rüzgar artık ne yandan esersen es” demeyi mi unuttuk? Hayır unutmadık. Zira bazı şeyler unutulmaz. Ama teslim olmak zor geliyor bizlere. Zira uzunca bir zamandır Allah’a teslim olmak yerine dünyaya teslim olalım isteyenler damarlarımıza da zihnimize de ve gönlümüze de böyle bir zehir zerk ettiler. Bayılttılar, uyuşturdular ve uyuttular. Ama uyumak ölmek demek değildir.

Şimdi gelsinler bırakın, neleri varsa onlarla gelsinler. Eskiden de gelmediler mi? Yine gelsinler. Biz eskilerin yaptığı gibi yapalım. Onlar gibi olalım. Onlar Allah’a teslim olmayı dünyaya teslim olmaya tercih etmişlerdi. Amerika da kim ki bunun yanında?

Ve hem şöyle de demişti şair;

Kimseden havf eylemez Allah’tan havf eyleyen

-Keçecizâde İzzet Molla-

Peki ya biz kimden korkuyoruz?

Yorumlar

Mahmut Korkmuyoruz hocam eyelAllah her şeye kadar olan yalnızca Allah'tır, her ne gelirse O'ndan gelir de hayır mı şer mi bilemeyiz biz... İnşaAllah diyerek dua etmek bizim vazifemiz ve İnşaAllah diyerek kabul olmasını beklemek gerekir...

Yazara ait diğer yazılar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.