Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Kültürel zemin diktatörlüğünü yıkalım!

Siyasal seçimler, yalnız bizi yönetenleri seçeceğimiz bir olgu değil, aynı zamanda yönetilenler olarak takınacağımız tavırların ve pratiğe dökeceğimiz fikirlerin çarpışacağı en ideal zemini seçme girişimidir.

Bilhassa Cumhuriyet’in ilanından sonra belli bir zümre ve bu zümreye ait düşünce yapısının; değişken aralıklarla siyasal ve kültürel zemine konumlanıp dikta ettiği bir yaşayış biçiminden mustaribiz. Ne zaman bu diktaya ve bu diktayı tabularla beslenerek meşrulaştıran “sosyolojik zemin’’e itiraz etsek, bir şekilde önümüzü tıkadılar.

Sömürgeci teröristlerin çıkarlarına hizmet eden “kutuplaştırmayın” sloganlarıyla bizi bu bataklık zeminine zincirledirler. İlkel ve modern saldırılarla sindirilmiş çoğunluk iradeye ket vurdular. Darağaçlarını, hapishaneleri, tankları kullandılar. Filmler çevirip kitaplar yazdılar. Gazeteleri kullanıp devleti sattılar. İnsan haklarını, hür düşünceyi, devlet menfaatlerini hiçe sayan bütün eylemlerine kültleşmiş kılıflar geçirdiler. Rejim stratejileriyle tiryakisi edildikleri emperyalizm temelli demokrasi telakkisini, dokunanı geçin yaklaşanı dahi yakıcı bir kalkan olarak kullandılar.

Bu durum hem üst bürokraside hem halk tabanında hiçbir zaman son bulmadı. Halen devam ediyor…

Evet, mevcut iktidarla birlikte sürekli ezilen, hor görülen, bidon kafalılıkla suçlanan, göbeğini kaşıyan adam olarak etiketlenen, koyun yerine konan, mütemadiyen cehaletle ve çağdışılıkla suçlanan “çoğunluk’’ zihnen ayaklanmaya başladı. Artık özüne, fikrine, tavrına ve liderine ne pahasına olursa olsun sahip çıkması gerektiğini daha net kavramaya başladı. Bunu inkâr edemeyiz.

En yakın misalleri göz önüne aldığımızda Gezi Parkı olaylarında, 17-25 Aralık sürecinde, 15 Temmuz kanlı darbe girişiminde bu gerçeği gördük.

Elitist mahalle baskısıyla düşünce ve aksiyon bâbında topyekûn saf dışı edilmek istenen bu ‘’ev sahibi çoğunluğun’’, üzerine yerleştirilmek istendiği dış yönetimli satranç tahtasını alabora ederek, vezir kaftanını üzerine geçirmiş devrimbaz piyonluklara prim vermediğini tecrübe ettik.

Fakat mevcut sosyo-kültürel düzenin sabitlendiği “zemin” tamamıyla yıkılmış değil. 24 Haziran seçimleri, bu zeminin yerle yeksan olmasına yönelik atılacak en gerekli sondaj hamlelerinden biri. Çok mühim bir inşa sürecine girmiş bulunmaktayız. Türkiye’yi yeniden ve daha güçlü bina etme süreci… Gevşememeli, hafızamızı diri tutmalı, irademizi ve düzenimizi işgal etmek isteyenleri zihnimizden çıkarmamalıyız. Rehavete kapılıp, yersiz eleştirilerle bu refah ve nizam mühendisliğini; kaostan beslenen finans-kapital komisyoncusu parazitlerin eline bırakmamalıyız.

Dua edelim, gayret gösterelim.

Politika kürsülerine çıkıp aklımızla alay eden, terör ve emperyalist güdümlü, vesayetçi, milli ambalajlı ihanet ittifakı sözcülerine ve bunların avam profilindeki bağnaz destekçilerine hadlerini bildirelim!