Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Kurban kıssası: Kurbiyyeti tadan çocuk

Bugün, kurban ve kurbiyyet ilişkisi, hakikat ve muhabbet esrarı hakkında laf kalabalığına girişmeyeceğim. Bu hususta ciğer yakıcı birkaç kelâm etmek için, ne istidadım ne de insanlara nasihat edecek yüzüm var çünkü.

İnanmayanlara ‘’kurban’’ mevzuunu savunmaya da satır harcamak istemiyorum. Kurban kesmenin manevî ve cismanî buutlarını; dallarından et doğuran ağaçların varlığına inanan uygar(!) etçillerle yahut sadece ot yemeyi marifet sayanenteresantiplerle tartışmayacağım. Cenâb-ı Hakk’ın yarattığı mahlûka, hâşâ Cenâb-ı Hak’tan çok merhamet ettiğini düşünen kafasızlara ayıracak enerjim de yok…

Yalnızca bir çocuktan bahsetmek istiyorum. Kurbiyyet ve muhabbet deryalarındaki en muazzez incilere kavuşmuş, feraha erdirici hakikat bulutlarını kavruk nefsine hançerlemiş, hakikîyakınlığı en yüksek mertebelerde tatmış bir çocuk…

Fıkıh âlimi Muhammed Rebhâmî hazretleri, kıymetli kitabı Riyâd’ünNâsıhin’de bildiriyor; Tabiin büyüklerinden, meşhur hadis âlimi ve veli Tâvus-ı Yemânî hazretleri anlatır:

Bir sene, Hicaz kafilesi ile hacca gittim.  Yanımda bir çocuk vardı. Binecek bir hayvanı ve yiyecek bir şeyi yok idi.

“Ey küçük, senin azığın var mı?” dedim.

‘’En iyi azık takvâdır.’’ dedi.

‘’Yanında yiyecek yok mu?’’ dedim.

‘’Kerîmlerin evine giderken yiyecek götürmek uygun değildir” dedi.

İhram kuşandığımız zaman hepimiz “Lebbeyk” dediğimiz hâlde, o çocuk bir şey söylemiyordu…

“Niçin söylemiyorsun” dedim.

“Lâ Lebbeyk cevabını duymamak için” dedi.

Bu söz üzerine çok ağladım ve dedim ki;“Bu çocuk reddedilmekten korktuğu hâlde, biz red olunur, kabul edilmezsek hâlimiz nice olur.”Kafilede olanlar bu sözü işittiler ve feryat edip inlediler.

Minâ dağına gelince, herkes kurban kesti.Çocuğu gördüm…

“Ya Rabbi, herkes kurban kesiyor. Benim bir şeyim yok ki kurban keseyim, bir tek vücudum vardır.’’diyordu…

Sonra çocuk, kelime-i şehâdet getirip parmağını boğazına sürdü. Hüküm cereyân etti ve çocuk cânını cânâna teslim etti.

Kıssa bu…

Hisse alabilene ne mutlu…

Vakıayı kaba bir idrakle okuyup, anlatılmak istenenin dışında anlamlar yüklemenin doğru olmayacağını hatırlatmakla birlikte,lafı uzatmayacağım:

Atamız olan bu aziz çocuğun izzetli makamından nasibimizce hisselenebilmek, hiç değilse bu saf kurbiyyetin has hissedarlarına yakın olabilmek duasıyla…

Bayramımız mübarek olsun.