Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

La Casa De Papel: Normal değilsen normal misin!

En baştan söyleyeyim; adına evrensel denen ‘norm’lara karşı mesafeliyim. Zira evrensel diyerek anlatılmaya çalışılan şey, küresel gücün ve algının yönlendirdiği/eğlendirdiği bir manzara.

Sanayi devrimi sonrası oluşan kapitalist liberal sistemin normlarının şekillendirdiği bir toplumsal yapı…

Ben almayayım, alana da mani olmayayım…

Peki, bu manzaranın normlarının normallik kıstası nedir?

Ve haliyle anormalite nedir?

Küresel bir normallik olduğu gibi bölgesel, toplumsal ve hatta kişisel şartlara göre bu normallik çerçevesi değişiyor.

Elbette genel bazı kırmızı çizgiler var.

Misal…

Robin Hood fakire vermek için zenginden çalınca hırsız oluyor mu?

Bu sorunun cevabını La Casa De Papel dizisi bağlamında da sorabiliriz. Bu aralar bir rüzgar gibi geçiyor. Hayli izleniyor. Konuşuluyor.

Hikâye kabaca şöyle; profesör dediğimiz bir arkadaş, İspanya’nın meşhur ve kendisince güveneceği suçlularını bulup merkez bankasına soyguna girişiyor. Şöyle bir farkla; para çalmıyorlar, basıyorlar. Yani kimsenin parasını çalmak yok.

Mu acaba?

Kaba bir piyasa ekonomisi bilgisi ile düşünüyorum… Plan dışı basılan para enflasyona sebep olur. Paranın değerini de azaltır. Kime zarar verir? Kimden çalmış olursun? Milyarlarca avronun böyle basıldığını düşünün. Diğer taraftan kamu düzeni, yine ekonomik sistem, siyasal ortam, toplumsal manzara falan…

Dali maskeli soyguncular kahraman mı olacak?

Senaryo bu şekilde işletiliyor. Diziyle alakalı bilgi verecek değilim. Merakı olan izlesin.

Benim derdim, bu antikahraman zorlaması…

Sistemle kavgadan bahsedeceksek varım! Bütün derdim sistemle zaten. Maalesef sistemin içinde bir şekilde yaşayıp/yer alıp sistemle kavga etmeye çalışıyoruz. Liberal kapitalist sistemin sözde özgürlükçü çemberinin bizi cenderede bırakan hali de bu…

Kimin hırsız, kimin masum, kimin sorunlu ve kimin normal olduğuna kim karar verecek?

Normal olan kim?

Maskeli hırsızlar mı?

Kravatlı soyguncular mı?

Peki, illa da soygun yapmak gerekir mi?

Bilemiyorum…

Fekat evrensel norm tuzağına düşmeden insanlık birikimi ve fıtratın esasları doğrultusunda kendimize yol haritası çizebiliriz.

İnsanoğlu boşuna yaşamıyor… Onca insani sıkıntı lüzumsuz değil. Arkadan gelenlere ışık tutmak için her şey…

Bu sebepten değil mi ki, hayır gördüğümüzde şer, şer gördüğümüzde hayır olabilir…

Neyse…

La Casa De Papel konusu itibariyle cezbedici ve sistem içinde kendini zorda hisseden herkes için sistem içinden bir teselli sunuyor. Lakin böyle olmamalı…

Başkasını normu normalimizi belirlememeli…

İnsanı insana başkası kılan bu sistemin normu da, insandan uzak hazza dayalı insafsızlık normu da bizim normalimi olmamalı…