Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Malcolm X, Obama, Trump…

Amerika’nın efsanevi Müslüman önderlerinden Malcolm X’in hayatını anlatan filmde ilginç bir sahne vardı. Malcolm X gençlik yıllarında beyazlara benzemek için kafasını farklı bir macunla yıkar, ancak canı öylesine yanar ki feryat figan kendisini dışarı atar. Malcolm X ömrünün kalan kısmında hep zenci kalmayı seçti. Beyaz olamadı, beyaz düşmanı oldu, ancak hacca gidip ümmeti görünce ırkçı olmaktan vazgeçti. Bir Müslüman önder olarak öldürüldü. Çünkü Amerika’da mücadele eden iyi bir Müslüman’a yer yoktu. Bu örtülü anlayışı, Müslümanları ülkeye sokmayacağını ilan eden Trump kampanyasında açık etti.

Siyahi Obama başkan olunca, diğerlerinden farklı bir lider olacağına dair bir umut ışığı doğdu. Afrika kökenli olması, Müslüman bir babanın çocuğu olması, ikinci adının Hüseyin olması heyecanlanmamız için yeterli idi. Amerika gibi büyük bir devletin bütün yönetimini bir adama bırakmayacağını da biliyoruz. Ancak Bush’un kötü saldırgan yönetiminden sonra kendisi de Amerika’nın ötekilerinden gelen Obama’nın daha iyi bir yönetim sergileyeceğini bekledik.

İlk zamanlarında bu beklentimizi haklı çıkaracak nutuklar da attı. Türkiye’de, Mısır’da gönül okşayıcı konuşmalar yaptı. Konuşmalarına telaffuzu düzgün bir selamlamayla başlaması bile Müslümanları mest etmeye yetti. Obama’nın Hüseyin tarafının da olacağına dair umut ışıkları belirdi.

Kısa bir süre sonra bunun bir halkla ilişkiler çalışması olduğunu anladık. İki dönemlik başkanlığı bir reklam çalışması, bir kampanya çalışması gibi idi. Hiçbir karşılığı olmayan bir imaj çalışması. Bush’un açıktan saldırgan tavırları gitmiş, daha sinsi ortalığı karıştıran politikalar devreye girmişti. Obama’dan geriye uzun boylu, artist gibi hızlı yürüyen ama nereye gittiği belli olmayan bir adam kaldı. Amerika tarihi açısından övünülecek bir sayfa açılmış olabilir: “Bakın bir zenciyi bile başkan yaptık.” Dünyanın en büyük devletinin başkanının 8 yıllık döneminden insanlık adına artı bir şey kaldığını hatırlayan var mı?

Demokratlar’ın adayı Hillary Clinton, Obama’nın politikalarını devam ettirmek üzere kampanya yaptı. Herkesin beklentisi bir zenciden sonra bir kadının başkan yapılarak imaj kampanyasının sürmesiydi. Son dakikaya kadar da öyle görünüyordu. Fakat anlaşılan Hillary bizim bilmediğimiz ancak derin ABD’nin bildiği bir hata yaptı. Hep önde götürdüğü kampanyası, FBI’ın özel maillerini incelemeye aldıklarını ve kamuoyuyla paylaşacaklarını açıklamasıyla son buldu. Yani derin Amerika Hillary’ye dur dedi.

Cumhuriyetçiler’in adayı Kristof Kolomb gibi korsan mantığı ile Amerika’yı yeniden kuracağını iddia eden hırçın bir adam yarışı önde bitirdi. Emlak zengini Donald Trump aykırı söylem ve tavırlarıyla dikkat çekti. Büyük çoğunluğun hoşuna gidecek söylemlerde bulundu. Müslümanlar’ı ABD’ye sokmamak, Meksika sınırına duvar örmek gibi. Diğerlerinin içinde gizli tuttuklarını Trump ifşa etti.

Aslına bakarsanız bu açık politika sürdürülebilirse dünya açısından daha faydalı olur. Bu da bir Obama benzeri kampanya değilse tabii.

Ben Trump’ın Müslümanları Amerika’ya sokmama fikrini destekliyorum: Müslümanlar’ın da Amerikalılar’ı kendi ülkelerine sokmamak kaydıyla. İnanın kazananlar Müslümanlar olacaktır. Amerikan bankalarındaki Arap paralarının kendi insanın hizmetine verilmesi durumunda daha müreffeh bir dünyada yaşayabiliriz.

Müslüman ülkelerdeki Amerikalılara “GO HOME”diyorum. Veya daha bir reklam dili olsun “Johnny go home”. Gelin biz de böyle bir kampanya başlatalım. Trump Amerika’yı kurtarırken biz de dünyayı Amerikalılardan kurtaralım…