Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Malum şeyler…

İnsan da kalite kalite ayrılıyor bence kâri. Göründüğünden bilindiğinden çok daha fazla kıymeti olanlar da var; gösterildiğinden, anlatıldığından aşağıda olup da hiç bir kıymeti olmayanlar da. Ve bir haddi de var insanın. Merhametsizliğin, haysiyetsizliğin, soytarılığın ve kalitesizliğin de bir haddi olduğu gibi. Lakin şu da var ve olmalı ki bazı vakitler haddi aşanlara haddi bildirilmek zorunda. Biri “dur” demek ve hatta “höst” demek zorunda. Yoksa kendini bilmezler meydana doluyor, haddini bilmezler had bildiriyor, ahlaksızlar pazarlarda ahlak satıyorlar. Eskilerin dediği yine doğru; değneksiz dolaşırsan itler meydana iner.

Ülkemizde kendini buraların sahibi sanan, kendilerinden başka herkesi “çoban, köylü, gerici” gören, konuşsan üç kuruş etmeyecek, dinlesen safsatadan gayri bir şey söylemeyecek olan ve kendini adam sanan bir yığın var. Ve bu sürünün cebinde –her nereden ve nasıl kazanıldıysa- para var, altında son model araba var lakin haysiyet, şeref, onur ve adamlık yok. Bu “şeyler” hep böyledir. Üç beş kere televizyonlarda görünürler önce, bağıra çağıra ve salyalarını her bir yana saça saça meşhur olurlar, kuru gürültü laflarla ve genelde bel altı konuşurlar, sonra kendimize, kendi milletimize, kendi insanımıza, kendi değerlerimize ve mukaddeslerimize söverler. Yediği kaba pisleyenler misal…

O malum “şeyler”den biri, yine çıkıp her zaman kendi cinsinden olanların yaptığını yaptı. Daha önce de bu “şeyler”den biri “başörtülüler cadı gibi, onlardan korkuyorum” demişti kendi sıfatına hiç bakmadan. Bu malum şeyler kendilerini herkesten ve her şeyden üstün sanırlar. Onlar kendi pislik yuvalarını saray zannedip masum, mazlum hatta fakir ve gariban lakin şerefli ve onurlu halkı aşağılamayı, yok saymayı bilirler sadece.  Kafa aynı hastalıklı kafa, dil aynı lağım çukuru… Herif içindeki pisliği hem de gözümüzün içine baka baka çıkardı orta yere. Pis ağzında Boşnak kardeşlerimizin adı… Hani evlad-ı fatihan diye bildiğimiz kardeşlerimiz, hani dertleriyle dertlendiğimiz kardeşlerimiz, hani Aliya’nın evlatları, Müslüman oldukları için katliama uğrayan, öldürülen, yok edilmek istenen kardeşlerimiz…  Böyleleri çıkar ağzıyla başka uzuvları yer değiştirmiş ki ağızlarından pislik saçarlar. Lağım kokar ağızları. Geberseniz de Boşnaklar kardeşimizdir, kıvransanız da Bosna bizimdir. Ve bir şey daha var; bu malum şey bence Bosna’nın kanalizasyonlarından akan necaset kadar dahi kıymetli değildir.

Ha bir de bu malum şeyler ikiyüzlü, kaypak ve dönek olurlar genel karakter icabı. Sıcak nereden gelirse kaba taraflarını o yana dönerler… Bugün bizden yarın ondan diğer gün bir başkasından olurlar. Bir yerlere varmak ya da bir yerlerde kalmak için ruhunu iblise, zihnini gâvura, bedenini de bilmem kime ama hepsini paraya satarlar onlar.

Sonra o malum şeylerden biri daha çıktı geçen gün. Şehitlerin ismine kendi pisliğini sürmeye çalışıyor. Apaçık dalga geçiyor, aşağılıyor. Bilmem hangi kulüpte bilmem hangi arkadaşının doğum gününü kutlayıp da kafaları bulurken. O pis ağzına şehitlerin adını alman bile hakaret olarak yeter zaten.

Bunların hepsinin hesabı muhakkak sorulmalı, hadleri bildirilmeli… Eskilerinin dediğine riayet edilmeli; değnek ele alınmalı ve itler meydandan kovulmalı.