Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Mangal başı olmak milletvekilliği için yeterli mi?

Bir panayırın içindeyiz şu sıralar. Azıcık çevresi olanın, sosyal medyada lafı geçenin, parti kollarında bir iki aksiyon yaşayanın; milletin vekâletine aday adayı olduğu bir seçim panayırı…

Ben yalnız, olan biteni, lakırdılaşmış dava sloganlarını seyreden tayfadanım. Kimseye saygıda kusur etme cüretini de gösterecek değilim. Kendine güvenen, bu millete, bu devlete, bu ümmete hizmet edebileceğine inanan, bireysel değil toplumsal faydanın peşinden koşan herkese hürmetim ve desteğim var.

Hem neden desteklemeyeyim ki?

Donanım değiştirmiş Pensilvanya robotlarının, 15 Temmuz hokkabazlarının, müstemlekeci teröristlerin vekil kimliği almak suretiyle kendilerine güvenli alan oluşturma gayesine karşı; tabii ki yerli ve milli vekil adaylarının arkasındayım.

Sadece acizane, birkaç hatırlatmada bulunmak niyetindeyim.

İnsan, sorumluluk alma refleksiyle bezenmiştir. Nefsi dürtüler, enfüsi yönelimler de bu fıtri atılımda, insan tabiatı gerçeğinde önemli bir etkendir. Öyle ya da böyle beşeri bir hal söz konusudur. Yani kimseyi suçlayacak, ‘’senin ne haddine bu işler’’ diyecek halimiz yok…

Elbette bazı insanların mükellefiyetleri diğerlerinden fazladır. Fazla olmak zorundadır. Dünya sistematiği bunu gerektirir. Kategorik olarak, küme küme, insanların misyonları değişir ve gelişir. Nizamın sürekliliği beşeri çapta bu formül ile sağlanır.

Fakat şüphesiz ki bir aile ile bir devleti yönetmek, yahut devlet yönetiminde, toplumsal düzenin işleyişinde söz sahibi olmak aynı şey değildir. Mesuliyet dairesi genişledikçe, vebale girme olasılığı artar. Üç beş kişinin istek ve meramlarına kulak kesilip çözüm üretmenin zorluğuyla, içinde bin bir figür ve renk barındıran halk ile meşgul olmanın zorluğu bir değildir. Bu durumda, süslü unvanlara ve standart üstü yaşam koşullarına aldanmamak, cesaretle cehaleti karıştırmamak gerekir.

Milletvekilliği, bir yaşam sigortası, bir hiyerarşik konum nişanı değil, halkın nabzıyla bağdaşık bir hizmet müessesesidir. Milletvekilliği makamını dolduracak bir kişinin haiz olması gereken liyakat şartları da; sosyal çevre genişliği, internet ortamındaki belagat mahareti veya parti gençlik kollarının hafta sonu pikniklerinde mangal başı olmaktan ibaret değildir.

Sözü uzatmanın lüzumu yok. Her adımın, her mesuliyetin, her vebalin hesabı ahirette sorulacaktır. Ortak görüş, inanış ve vicdana sahip, yeni yönetimde halkın eli, ayağı, dili olma sorumluluğuna talip tüm davadaşlarımız da zaten gerekli iç muhasebeyi yapmış olsa gerektir!..

Bizimkisi, tekrar mahiyetinde küçük bir kulak fısıltısıdır.

Not: Niyeti halis, ehliyet, liyakat ve gayret sahibi her vatandaşa; yaşı, konumu fark etmeksizin hayırlı neticeler diliyorum.