Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Marifet, her insanın iyi yönlerini görebilmek ve değer vermektir

Bugün, ailesinden değer görmeden büyümüş ve kendisine inancı yerle bir olmuş bir genç hanımefendi ile görüştüm, o kadar zor bir durumdaydı ki. Ben Rabbimin (c.c) emaneti olan değerli kullarına, kendilerini Yaradan’dan (c.c) dolayı değerli hissettirmenin, Rabbimizin (c.c) bizim üzerimizdeki hakkı olduğuna inanıyorum.

Allah (c.c) yarattığı her kuluna, sadece ona ait güzellikler vermiş ve bunları ortaya çıkararak yeryüzünü güzelleştirmelerini istemiştir. İnsan kendisinde bulunan özellikleri, söz ve davranışları ile dışarıya yansıtır. Çevresindeki insanlar bu güzellikleri takdir ederse, bunları artırma eğilimi oluşur. Böylece, fark edip gördüklerimiz açığa çıkar. Bu konuda meşhur bir kelâm-ı kibar vardır, ‘Marifet iltifata tabidir, müşterisiz meta zayidir.’ Bunun ne kadar doğru olduğunu her birimiz tecrübelerimizle anlamışızdır.

 ‘Aşk ve Evlilik Terapisi’ isimli kitabın yazarı Jürg Willi’nin hemen ismin altında, şu çok doğru cümle yazar; ‘Ben,’ ‘sen’de oluşur.  O kadar doğru ki. ‘İnsan insanın aynasıdır’ denir ya, baktığın ayna temizse, sağlamsa doğru gösterir, sır’ı çıkmışsa iyi göstermez. O zaman çevremizdekilerin kimler olduğu, bizleri nasıl bir aynada gördükleri çok önemli çünkü onlar ile biz ne olduğumuzun farkına varırız.

Öğrenciler bazen, öğretmenin üslubuna bağlı olarak anlayamadığında tembel damgası yemiş ve ailede aynı damgayı vurduğu için çok olumsuz etkilenmiştir. Belki öğrencinin anlayacağı bir dili kullansa, sonuç çok farklı olabilirdi. Daha sık karşılaşılan bir yanlış ta, ailede çocuklarımıza ve eşlerin birbirine karşı kullandığı dil ve üsluptur ve daha iyi olsun diye durmadan eleştiririz. ‘Bu yanlış’, ‘Şunu düzelt’, ‘Bu olmadı’ gibi. Bilgi eksikliğine bağlı bu üslup hatası, onlarca yeteneğin darmadağın olmasına, motivasyonun aşağı çekilmesine, kendini kötü, işe yaramaz ve değersiz hissetmesine sebep olmaktadır. Bu usulle iyi insan vasıfları ortaya çıkarılamadığı gibi, ‘Yakıştırma yapışır’ atasözündeki gibi, olumsuz etiketler yapışıp kalır.

Birkaç olumlu örnek verecek olursak;

– Yavrucuğum, matematiğin biraz düşük ama bak edebiyatın çok iyi, seni tebrik ederim. Her insanın iyi olduğu alanlar farklıdır. Ben de matematikte çok iyi değildim ama yabancı dilde çok iyiydim. Matematiği de normal bir düzeye çekebilmek için ne yapabiliriz onu konuşabiliriz.

– Canım kızım, bulaşıkları ne güzel yıkamışsın. Etraf ıslandı diyorsun ya, bir dahaki sefere daha iyisini yaparsın. Meselâ, bulaşıkları şu tarafa koyup yıkarsan yerler ıslanmaz. İnsan önce acemilik çeker, işleri yaptıkça alışır. Ben senin yaşındayken bu kadarını bile beceremiyordum, sen maşallah benden çok daha iyisin, ellerine sağlık, benim becerikli kızım.

– Hayatım, ev dağınık diyorsun ya, hiç önemli değil. Bu evde mutlu üç çocuk var. sen de mutlu ol, bunlar bana yeter. Sen harika bir hanım ve harika bir annesin, canım benim.

Tenkit tüketir, takdir üretir. Çoğalmasını ve kalıcı olmasını istediğimiz yönlere değer vurgusu yaparak, hepimiz, her insanın içinde bulunan iyi insanın açığa çıkmasına katkıda bulunabilmemiz duasıyla.