Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Mazlumların ahında batan Şii hilali

Hamaney olmak üzere İranlı birçok yetkili intikam yemini etti. Irak’a dikey olarak gelen ABD’li askerlerin tabutlarla yatay şekilde evlerine dönecekleri tehdidinde bulundu.

11 Eylül 2001 saldırılarından en kârlı çıkan ülkelerin başında İran geliyor. ABD’nin Afganistan, Irak ve Suriye işgallerinden sonra İran hiç olmadığı kadar bu topraklarda nüfuz sahibi oldu. İran’ın Dinî Lideri Ayetullah Ali Hamaney’e yakınlığı ile bilinen Tahran Milletvekili Ali Rıza Zakai bu durumu “İran’ın Tahran haricinde Beyrut, Şam, Bağdat ve Sana gibi dört başkenti daha var”[1] sözleriyle özetliyordu.

İran’ın sokaklarını Hamaney’i selamlayan Kasım Süleymani fotoğrafı eşliğinde “Bush Irak’ı, Obama Suriye’yi verdi. Trump bize İsrail’i verecek” afişleri süslüyordu. Haksız da değillerdi. ABD’nin Müslüman ülkelere yaptığı her müdahale İran’ın önünü hiç olmadığı kadar açıyordu. Yeni ABD Başkanı Trump’tan beklentileri de aynı doğrultudaydı.

Müslümanların kendi ülkelerinde söz sahibi olmalarını emperyalist çıkarları önünde engel gören ABD, mezhep çatışmalarını körüklemek için İran’ın yayılmasına göz yummuş hatta DAEŞ ile mücadele adına destek bile vermişti.

Trump ise seleflerinden farklı düşünüyordu. İran, ABD’nin çıkarlarını gözetecek dengeleyici bir aparat olmaktan çıkmış Ortadoğu’yu domine eden başat bir güce dönüşmüştü. Artık budanmasının zamanı gelmişti. Yönetime geldiği ilk günden itibaren İran’a karşı yaptırımları arttırmış hatta askeri müdahaleyi gündeme getirmişti.

31 Aralık’ta Amerika’nın Irak’taki Bağdat Büyükelçiliği’nin İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin kontrolü altındaki Haşdi Şabi’ye bağlı Hizbullah Tugayları tarafından işgal edilmesi üzerine Trump düğmeye bastı. İran’ın Irak, Suriye, Lübnan, Yemen ve Filistin’deki tüm operasyonlarını yürüten Kasım Süleymani Irak’taki havaalanında füze atışıyla öldürüldü.

Başta Hamaney olmak üzere İranlı birçok yetkili intikam yemini etti. Irak’a dikey olarak gelen ABD’li askerlerin tabutlarla yatay şekilde evlerine dönecekleri tehdidinde bulundu. Ama İran’ın Irak’taki ABD üslerine fırlattığı füzeler bir tek askerin burnunu kanatamadı. Buna karşılık Süleymani’nin cenazesinde 56, düşürdükleri Ukrayna uçağında ise 176 masumun canına sebep oldular. Büyük Şeytan’a meydan okuyan ama sadece sivillerin canını alan İran tarihinde hiç olmadığı kadar rezil oldu.

Ümmetin maslahatını, mazlumun hakkını değil Şii maskesi altında kendi emperyal çıkarlarını gözeten, Irak ve Suriye’de kadın-çocuk demeden binlerce sivili katleden, güttüğü mezhepçi siyasetle Müslümanların birliğini engelleyen, çıkarları uğruna Afganistan ve Irak’ta “Büyük Şeytan” Amerika ile aynı yatağa girmekten çekinmeyen İran ektiğini biçiyordu.

Yezid’e lanet okuyan ama en çok Hüseyinleri katleden, Kerbela’ya ağıt yakan ama Müslüman beldelerinde taş üzerinde taş bırakmayan, Zeyneplere figan eden ama Müslüman kadınların ırzına geçen İran’ın yakasını mazlumların ahı hiç bırakmayacak.

Sadece Amerikan ve Rus emperyalizmine değil Müslüman kılıklı zalimlere de karşı durmadığımız sürece imanımız ve insanlığımız daha çok su götürecek. Rabbim bizleri her daim Yezidlere karşı duran Hüseyinlerden eylesin.

—————————————————-

[1] http://www.aljazeera.com.tr/gorus/iranin-elindeki-dorduncu-arap-baskenti