Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Mescid-i Aksa Suudi Arabistan’a mı verilecek?

Bu Makaleyi Dinle!


00:00

İsrail’de yayınlanan Israel Hayom gazetesi geçen gün yayınladığı bir haberde Mescid-i Aksa’nın idaresi konusunda Amerika’nın gözetiminde İsrail ile Suudi Arabistan arasında gizli görüşmeler yürütüldüğünü öne sürdü.

Haberde, Aralık ayından bu yana devam eden görüşmelerde Mescid-i Aksa’dan sorumlu İslami Vakıflar Konseyi’nde Suudi Arabistan’dan da temsilcilerin bulunması konusunun ele alındığı belirtildi.

Gazete ayrıca Suudi Arabistanlı üst düzey bir diplomatın “Ürdün başta İslami Vakıflar Konseyi’nin yapısında herhangi bir değişikliğe şiddetle karşı çıkıyordu fakat son dönemde Türkiye’nin Doğu Kudüs’te ve Mescid-i Aksa’da etkinliğinin artması üzerine görüş değiştirdi” dediğini iddia etti.

Ürdün’ün Mescid-i Aksa üzerindeki vesayeti uluslararası hukuka ve İsrail ile Ürdün arasında 1994’te imzalanan Vadi Arabe Barış Anlaşması’na dayanıyor.

Anlaşmaya göre Kudüs’teki İslami Vakıflar Konseyi’nin üyeleri Ürdün Vakıflar Bakanlığı tarafından atanıyor.

İsrail’in Mescid-i Aksa’dan sorumlu konseye Suudi Arabistan’ı dâhil etme girişiminin birkaç sebebi var.

Birinci sebep, Israel Hayom’un haberinde de işaret edildiği gibi, Türkiye’nin Doğu Kudüs’te ve Mescid-i Aksa’daki etkinliğinin artmasından duyulan rahatsızlık.

İsrail, başkenti ilan ettiği Kudüs’teki Filistin nüfusunu azaltmak, kentin çehresini ve demografik yapısını değiştirmek istiyor.

Mirasımız Derneği başta olmak üzere Türk STK’larının Kudüs halkına verdiği destek Filistinlileri kentten zorla uzaklaştırmayı planlayan İsrail’in oyununu bozuyor.

Bu nedenle Tel Aviv, Türkiye’nin Kudüs’te her geçen gün büyüyen etkisini karşısına Suudi Arabistan’ı çıkararak durdurmaya çalışıyor.

Suudi Arabistan’ın Kudüs’teki İslami Vakıflar Konseyi’ne ortak edilmesi girişimi “Yüzyılın Anlaşması” adıyla bilinen projeyle de uyumlu.

Bu vesileyle Riyad ve Tel Aviv arasında diplomatik ilişkiler kurulması yönünde bir adım daha atılmış olacak.

İsrail’in bir diğer hedefi de Ürdün’ü Kudüs ve Filistin ile ilgili konularda gerektiğinde devre dışı bırakabilmek.

Mescid-i Aksa üzerindeki vesayetini kaybederse Amerikalı ve İsrailli yetkililerle pazarlıklarında Ürdün’ün eli iyice zayıflayacak.

İsrail’in nihai amacının Mescid-i Aksa’yı yıkıp sözde Süleyman Mabedi’ni inşa etmek olduğu sır değil.

Tel Aviv, bu hedefine doğru ilerlerken önüne çıkan Türkiye engelini Suudi Arabistan vasıtasıyla aşmak ve İkrime Sabri gibi isimleri tasfiye ederek Rebii el-Medhali ekolünden Filistinlileri Mescid-i Aksa’da söz sahibi haline getirmek istiyor.

Böyle bir role Riyad da çoktan teşne.

İsrail’in ne yapmak istediğinin farkında olan Filistinliler Suudi Arabistan’ın Mescid-i Aksa üzerinde söz sahibi olmasına karşı.

Mescid-i Aksa İşleri Genel Müdürü Azzam el-Hatib, İsrail gazetesinin “Ürdün, İslami Vakıflar Konseyi’ne Suudi Arabistan’dan da temsilcilerin tayin edilmesini onayladı” iddiasının gerçek olmadığını söyledi.

Amman’ın böyle bir adıma yeşil ışık yakıp yakmaması bir yana, İsrail’in nihai hedefine ulaşıncaya kadar Mescid-i Aksa’nın idaresini Suudi Arabistan’a verme gibi bir planı olduğu kesin.

Bu kirli plana herkesten önce Filistinlilerin karşı çıkması gerekiyor.