Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Müslüman Şehirler

Norveçli Monica Salmouk 4 yıl önce Müslüman olmuş. İslam hakkında çok araştırma yapmış, kitap okumuş; ama Müslüman olmaya Oslo’da gittiği İslam Kültür Merkezi’nden etkilenerek karar vermiş. Monica’nın hikâyesine benzeyen binlerce olay yaşanıyor Batı dünyasında. Kitaplar, yazılanlar, anlatılanlar… İnsanın değişmesinde hepsi ayrı bir öneme sahip. Ancak yaşanan fiziki ortam, yapılar, ibadethaneler, binalar, şehirler değişiminize daha büyük bir etkide bulunurlar. Ve sizi ona uygun yaşamaya zorlar…

Aslında insanların inşa ettiği şehirler, farkına varmadan bizim ve gelecek nesillerimizin hayatını, nasıl yaşayacağımızı, neye/nasıl inanacağımızı ciddi şekilde belirler ve etkiler!

Geçen hafta “iyi bir belediye başkanında” bulunması gereken bazı özellikleri yazmıştım. Bugün, o özelliklere sahip bir belediye başkanının “Nasıl bir şehir inşa etmesi gerektiğini” yazacağım!

Turgut Özal’dan önceki dönemde şehir demeye bin şahit gerek “büyük köylerimiz” vardı. Özal dönemiyle birlikte fiziki belediyecilik konusunda millet olarak gözümüz açıldı. 1923’den 1950 yılına kadar Türkiye’yi, şehirleri, kasabaları, köyleri tek başına yöneten CHP’nin milletimize layık gördüğü şartlar kabul edilemez durumdaydı. Kendileri bir elleri yağda bir elleri balda yaşarken; Anadolu insanı yolsuz, elektriksiz, telefonsuz, susuz, kanalizasyonsuz şehirlerde ve köylerde çile çekiyordu…

İnönü heykeli için milyonlarca lirayı götürüp Viyanalı heykeltıraşa veren CHP’li İstanbul Belediye Başkanı’nın partisi Anadolu’da halkın ekmeğine “yokluk var” diye hayvan yemi katıyordu…

Türkiye, “Belediye nedir”, “Ne iş yapar”, “Halkla nasıl bir bağı olabilir” gibi konuları rahmetli Erbakan Hoca’nın Refah Partisi zamanında duydu. Halil Ürün’ün Konya’da, İbrahim Halil Çelik’in Şanlıurfa’da yaktığı “belediye meşalesi” tüm Türkiye’yi aydınlatmaya başladı. İstanbul’da Erdoğan ve Ankara’da Gökçek ile de devrim tüm Anadolu’ya yayıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kurduğu AK Parti ile Türkiye “belediyelerin fiziki hizmetleri konusunda çağ atlamıştır.”

Yol, su, kanalizasyon, ulaşım, park, bahçe her şey yapıldı. Hatta bir dönem belediyeler arasında “çılgın proje” yarışı başlamıştı. CHP’den devralınan “büyük köyler” (şehirler) ve halk, hak ettiği hizmetlere kavuştu. Ancak artık belediyeciliğin başka bir aşamasına geçilmesi gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “gönül belediyeciliği” olarak kodlağı öze dönüş. Erdoğan’ın “vatandaşın gönlünü kazanın. O da bize oy versin” dediğini düşünmüyorum. “Maddi olarak her şeyi sunduğumuz ve sunmaya devam ettiğimiz insanlarımızın gönlüne, kültürüne, manevi dünyasına; bunların geleceğine yatırım yapın” dediğini düşünüyorum…

Sokakları huzur tüten şehirler…
Caddelerinde kardeşlik ve muhabbetin kol gezdiği şehirler…
Hava karardığında karanlığın kendini güvende hissettiği şehirler…
Yolda yürürken birisi düşünce elinden tutup onu ayağa kaldıracak yüzlerce elin uzandığı şehirler…
Kuşların caddelerde, sokaklarda, evlerin damlarında yuva yaptığı, rızkını arayabildiği şehirler…

Sokakta hayatta kalma mücadelesi veren insanlarının olmadığı şehirler…

Fiziki yapısı inşa edilirken ruhunu da inşa etmemiz gereken şehirler…

Yol, kaldırım, park bahçe, binalar bunlar olacak, ama kimsenin pek de gündeminde olmayan şehre ruh veren hizmetler de yapılmalı artık. İnsanımızın hayat tarzına şekil ve yön veren hizmetler gündemimize gelmeli. Çocuklarımıza hiç de istemediğimiz bir gelecek sunacak şehirler inşa ettiğimizi artık görelim!

Müslüman halka, Müslüman şehirler inşa edelim lütfen. Monicaları Müslüman yapacak şehirler, Meryemleri Mariya yapacak şehirler değil!..