Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Mütevazı olanı Rahmet-i Rahman büyütür

Şems-i asr idi asrda şemsün

Zılli memdûd olur zamanı kasîr

-Kemalpaşazade’nin Yavuz Sultan Selim Han’ın ölümü için yazdığı bir beyit- 

(Asrın güneşiydi ama ikindi güneşi gibi ve ikindi vaktinde güneşin gölgesi uzun olur ama zamanı kısa…)

Susmak, ne güzel bir hal kâri; sükût ne güzel bir kelime. Sen başarabiliyor musun bunu? Gücün yetiyor mu? Senin kelimelerin de tam dilinin ucuna gelip de gerisin geri dönüyor mu bazı vakitler. Ya da geri çevirebiliyor musun dudağının çatlaklarına kadar gelen kelimeleri? Bazen zor oluyor biliyorum. Lakin insan sükût etmeyi bildiği kadar kelam etmeyi biliyor ve inan ki konuştuklarından daha anlamlı geliyor bazen sustukları.

Etrafımızda kendini ağaç kovuğundan çıkmış zanneden yahut öyle vehmeden ya da belki öylesine ve öyle olduğuna inandırılan bir güruh var. Öyleler ki onlar ördek altına konmuş tavuk yumurtası gibi ne anaya benzerler ne de babaya. Ben bunlarla aynı soydan olduğumdan vallahi şüphe ediyorum. Hem o kadar ediyorum ki bunların suratlarına bir başka seyyaleden gelmiş bir canlı görmüş gibi hayret ve şaşkınlıkla bakıyorum. İnsan atasına, dedesine, ceddine bu denli nasıl düşman olur bilmiyorum.

Üzerinde yaşadıkları bu toprakları yazı tura hesabıyla aldıklarını zannedenler var. Veyl olsun onlara… Yazık… Başlarının içinde mercimek taneleriyle yaşamak zor olsa gerek. Rahatsız olanlar varmış. Olsunlar arkadaş. Lakin bilsinler ki rahat olanlar da var. Mezarında rahat yatanlar da var.

Misal ki Yavuz Sultan Selim Han… Tevazuun zirvesinde bir padişah… Kendine “hakim” değil de “hadim” demiş, öyle istemiş. Bilmem kaç bin kilometre kare toprak fethetmiş gelmiş de Üsküdar sahilinden sarayına ülkeler fetheden bir padişah gibi değil de bir bende gibi, nefsi kabarmasın diye yalnız geçivermiş. Kutsal emanetlerin tozlarının mezarına dökülmesini vasiyet etmiş, padişah kavuğu değil de bir molla sarığı takıvermiş.

Hem Laedrî üstadın dediği gibi böyle insanları ne onlardan sonra yaşayanlar ne de onlar için yazılanlar büyütür onları ancak Rahmet-i Rahman büyütür;

Neşv ü nema bulamaz düşmeyicek hâke nebat

Mütevazı olanı rahmet-i Rahman büyütür

Her şeyin bir sonu olduğuna inananlarız biz. İnsanın bu dünyaya geldiği gibi yalnız ve geldiği gibi üryan gittiğine… Ama ölse de ölmeyenlerin ve büyüdükçe küçülenlerin, küçüldükçe de yükselenlerin olduğuna inananlarız… Değil mi?