Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Olmamış Ali Baba!

İzlediğim en kötü Cem Yılmaz filmini yazıyorum. Cem Yılmaz’ın eserleri arasında en kötüsü. Çünkü kendini tekrar eden hiçbir eser daha iyi olamaz. İsimler ve şekil değişince öz değişmiyor ne yazık ki. Filmin sonunu tahmin etmek değil mesele, nerede hangi esprinin patlayacağını bile tahmin ediyoruz.

Cem Yılmaz’la birlikte izledik filmi. Sonra da basının sorularını yanıtladı. Açıkçası ekibin filmi basın mensuplarıyla izlemesi ve sonrasında soruları cevaplamaları oldukça güzeldi. Fakat basının “Cem Yılmaz seviciliği” bazen çok komik duruyor. Ben de Cem Yılmaz’ı çok severim. İnce zekâsını, yaptığı işlerin kalitesini hep beğenirim. Ondan sebep Ali Baba ve 7 Cüceler için izlediğim en kötü Cem Yılmaz filmi diyorum. Ama basının filme böylesine alkış tutması gerçekten garip geliyor. Aynı salonda aynı filmi izledik be abiler neyin alkışı bu!

Bir paragraf da Cem Yılmaz’ın bazı sorular karşısında gösterdiği tepkilerden bahsetmek gerek. Sinemacının yaptığı her film ilk filmi gibi rüşt meselesidir aslında. İlk olumsuz tepkide isteyen beğenir alır, istemeyen beğenmez almaz gibi tavırlar hiç yakışmıyor. Zira bu tavır ve kendini tekrar eden eserleriyle iki film sonra Cem Yılmaz da unutulur gider.

Filme dönersek G.O.R.A’dan başlayan formül aynı şekilde de devam ediyor. G.O.R.A.’daki Arif-Ceku-Bob Marley Faruk, Hokkabaz’daki İskender-Maradona Orhan-Fatma, Yahşi Batı’daki Aziz-Lemi ve Susan, Pek Yakında’daki Zafer-Arzu ve Ejder ilişkisinin aynısını Ali Baba ve 7 Cüceler’de mevcut. Aynı filmi başka hikâyelerle devam ettiriyor yani. Üstelik bu sefer diğerleri kadar gülmüyoruz da.

Her ne kadar Cem Yılmaz 91 yılından bu yana aynı tarz mizah yaptığını ve bu şekilde yapmaya devam edeceğini söylese de artık sinemasında yeni bir soluğa ihtiyacı var. Bu aslında tarzı ya da anlatma biçimini değiştirmesi demek değil hikâyelerine yeni bir bakış açısı kazandırmasıdır.

Filmle ilgili olumsuz şeylerin yanında Cem Yılmaz’ın zekâsını ve başarılı sinematografisini de konuşmak gerek. Kaliteli bir prodüksiyon ve iyi oyunculuklar izledik. Zamanında ve dozajında politik göndermeler, hayatın içinden esprilerle Türk mizah filmlerinin kesinlikle üzerinde (Cem Yılmaz’ın en kötü filmi; Türk mizah filmlerinin değil).

Filmdeki Azeri subay rolündeki Zafer Algöz de bir oyunculuk resitali sunmuş. Cem Yılmaz’ın oyunculuğu ise tekrar üzerine kurulu ne yazık ki.  Hele yakın zamanda “Pek Yakında” gibi bir filmle karşımıza çıkan Cem Yılmaz’ı bu filmde kendi çıtasının altında bulduğumu söylemem gerek.

İzzet Altınmeşe ve Barış Manço’ya yapılan göndermeler ve selam duruşlarını da takdir ettik. Hem ince bir mizah hem de saygı duruşu bir arada ancak böyle güzel olabilirdi.

Ali Baba ve 7 Cüceler filminde beğendiğimiz ne varsa Cem Yılmaz’ın kendi doğamıza, kendi kültürümüze değindiği noktalardan çıktığı muhakkak. Ne zaman bir Hollywood öykünmesi yapıyorsa orada bir gariplik ve mizah ögelerinin başka tarafa doğru gidişi Cem Yılmaz sinemasına yabancılaşmamıza neden oluyor.

Cem Yılmaz’ın eserlerinde –Yahşi Batı, Pek Yakında, Hokkabaz- bu toplumun dinamikleri, alışkanlıkları ve insanları üzerine kurulu olan mizahın izleyiciyi diri tuttuğu görülürken Hollywood formülleriyle film yapması olmamış.

Bu film elbette çok seyredilir, insanlar bu filmle mutlaka eğlenir. Dediğim gibi kesinlikle Türk mizah filmlerinin üstünde bir yapım. Ama Cem Yılmaz’ın kendi eserlerinin üzerinde değil.

Son olarak,  filmin sponsorlarının bu denli ön planda, körün gözüne parmak misali ortada olması da itici geldi bana. Zaten sosyal medyadan, afişlerden vs. biliyoruz. Filmin içinde bu kadar çok yer tutması, göz önünde olması bana sponsor için çekilmiş film hissiyatı verdi. Daha iyi Cem Yılmaz filmleri izlemek temennisiyle…

-Muhammet Erkam Bülbül-