Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

“Ömer, Şurayık’tan daha adildir!”

Hz. Ömer halifeliği döneminde çocuklu arkadaşını bir şehre vali olarak atar. Vali, o şehirde yaşayan bir Yahudi’nin arsasına el koyar. Yahudi, şehirdeki Müslümanların ileri gelenlerine dert yanarak valinin arsasına el koyduğunu anlatmış. Müslümanlar, “konuyu gidip Halife Ömer’e anlat” demişler.

Yahudi, günlerce süren yolculuktan sonra Mekke’ye ulaşmış. Karşılaştığı bir Müslümana Halife Ömer’le görüşmek istediğini söylemiş. Müslüman, gölgede namaz kılan Hz. Ömer’i göstererek “işte Halife orada” demiş. Yahudi, Hz. Ömer’in namazı bitirmesini beklemiş. Namaz bitikten sonra, kendisini tanıtarak, kendi rızası olmadan valinin arsasına el koyduğunu anlatmış.

Hz. Ömer, Yahudi’ye yerdeki bir kemiği göstererek, “şu kemiği bana getir” demiş. Yahudi, kemiği alıp Hz. Ömer’e getirmiş. Hz. Ömer, kemiğin üzerine “Ömer, Şurayık’tan daha adildir” yazmış. Yahudi, “Bu benim sorunumu nasıl çözecek” demiş. Hz. Ömer, “Sen bu kemiği valiye ver. O anlayacaktır” demiş.

Yahudi, kemiği alıp valinin huzuruna gitmiş. “Halife Ömer, bu kemiği size gönderdi” demiş. Kemiğin üzerindeki yazıyı okuyan Vali, Yahudi’nin arsasını hemen iade etmiş. Şaşıran Yahudi, “Ömer, Şurayık’tan daha adildir” sözünün hikmetini öğrenmek istediğini söylemiş. Vali de anlatmaya başlamış.

“Ben ve Halife Ömer, İslam gelmeden önce İran’a gezmeye gittik. Çok güzel iki atımız vardı. İran Kisrası Şurayık’ın oğlu atlarımızı görmüş ve çok beğenmiş. Askerlerini göndererek atlarımıza el koydu. Ömer’le akşam bir hana gittik. Hancıya atlarımıza Şurayık’ın oğlunun el koyduğunu anlattık. Hancı da bize, “Şurayık’a gidin. Durumu ona anlatın. Şurayık adil bir kraldır. Mağduriyetinizi giderir” dedi.

Şurayık’ın sarayına gittik. Hz. Ömer başımıza gelenleri anlattı. Vezir de anlatılanları Şurayık’a tercüme ediyordu. Şurayık bir şeyler söyledi. Vezir, bize bir kese altın verdi. Hz. Ömer’le itiraz etmeden hana geri döndük. Hancıya yaşananları anlattık. Hancı “Şurayık’a bir daha gidin. Altın değil, atlarınızı istediğinizi söyleyin” dedi.

Halife Ömer’le yine sarayın yolunu tuttuk. Şurayık’ın huzuruna çıktık, “Biz para değil, atlarımızı istiyoruz” dedik. Vezir, söylenenleri tercüme etti. Şurayık, yine bir şeyler söyledi. Vezir de bize bir kese daha altın verip gönderdi. Halife Ömer ile yine eli boş hana döndük. Hancıya yaşananları tekrar anlattık. “Biz altın değil, atlarımızı istiyoruz diye ısrar ettik. Ama Şurayık bize bir kese altın daha vererek gönderdi” dedik. Hancı, “Bu işte bir iş var. Yarın Şurayık’a birlikte gideceğiz” dedi.

Sabah hancı ile birlikte sarayın yolunu tuttuk. Ömer, yine “Altın değil, oğlunuzun el koyduğu atlarımızı istiyoruz” dedi. Ömer’in sözlerini bu sefer hancı tercüme etti. Meğer vezir daha önce Ömer’in söylediklerini, “Bu adamlar uzaklardan gelmişler. Paraları bitmiş. Evlerine dönmek için yardım istiyorlar” diye tercüme ediyormuş. Şurayık, hancıyı dinledikten sonra, “Hana geri dönün. Sabah kalktığınızda atlatınız hanın önünde sizi bekliyor olacak. Ancak size bir şartım var. Biriniz şehrin doğu kapısından diğeriniz batı kapısından çıkıp gidecek” demiş…

Ömer ile hana döndük. Sabah olunca atlarımızın hanın önünde bağlı olduğunu gördük. Atlarımıza binip farklı kapılardan şehri terk ettik. Ömer ile ayrı yollardan bir süre yol aldıktan sonra buluştuk. Ömer bana, “yolda ne gördün” dedi. Ben de “şehrin çıkış kapısında vezirin darağacına asılı olduğunu gördüm” dedim. Ömer de kendi çıktığı kapıda Şurayık’ın oğlunun asılmış olduğunu gördüğünü söyledi. “Ömer, Şurayık’tan daha adildir” sözüyle kastedilen budur” demiş.

Vali, Halife Ömer’in mesajını almış, Yahudi’ye anlatarak da mesajdan ne anlamamız gerektiğini bize bırakmış. Ben de yazarak, Türk siyasi hayatına not düştüm…