Son Dakika

Öyle ölmek mi istersiniz yoksa böyle mi!

Geçen hafta toplumda son yıllarda ciddi oranda artış gösteren hastalıklardan biri olan diyabet ve diyabete eşlik eden hastalıklar ve sağlık problemlerinden bahsettik.

Okuyucularımız arasında çoğunluğun, bu yazılanlara bir şekilde kendi sağlık durumları sebebiyle veya çevrelerinden şahit olduğunu tahmin etmek çok da zor değil.

Çünkü, seminerlerimizde ve grup toplantılarımızda sürekli bahsettiğim gibi hastalıklar, temelden yani hücreden başlar ve zamanla ilerleyerek doku, organ ve sistemleri bozar. Vücudumuzda bütün sistemler birbirleriyle çok yoğun bağlantılı olduğu için de, bir organ ya da sistemde başlayan hastalık, vücutta başka organ ve sistemleri zaman içinde etkiler. Bunu önlemenin tek yolu vardır. O da, bu problemlere sebep olan durumu veya etkeni ortadan kaldırmaya çalışmak. Hastalık belirtilerini baskılamaya çalışmak, görmezden gelmek veya dönemlik çözümler peşinde olmak, sadece ve sadece problemleri daha da derine iter. Asla tam çözüm ve şifa sağlamaz.

Düşünün, evinizde musluk bozuldu ve sürekli su sızdırıyor. Ne yaparsınız ? Önce problem nedir onu anlamaya çalışırsınız ve bozuk parça varsa, örneğin conta eskimişse onu değiştirirsiniz. Yoksa musluk bozuk ve su sızdırıyor diye, musluğa bez tıkamaya kalkmazsınız, arkanızı dönüp görmezden gelmezsiniz veya bundan sonra su kullanmayım demezsiniz veya bu musluğu da kullanmayım demezsiniz ( çünkü evinizdeki tek musluk bu !) veya musluktaki bozukluğa çare olsun diye kalkıp evi süpürmezsiniz… Bunları okurken tebessüm ettiğinizi tahmin edebiliyorum, sıraladığım cümleler anlamsız veya komik geldiği için. Yani kısaca basit gördüğümüz bir musluk tamiri için problemi anlamaya çalışıp, tamiri bu yönde yapmak ne kadar da mantıklı ve akıllıca ise, hastalıkların tedavisinde de temele ve etkenlere yönelik uygulamalar yapmak işte en az bu kadar akıllıcadır. Çünkü vücut bir bütün olduğu için, temelden çözülmeyen problemler er ya da geç daha ağır başka problemlere sebep olacaktır.

Diyabetli hastalarda bir süre sonra yüksek tansiyon problemlerinin de ortaya çıkması bunun en önemli örneklerinden biridir. Peki yapılanlara bir bakalım. Önce hastaya antidiyabetik ilaçlardan biri veriliyor, yetmezse ikincisi başlanıyor. Yan etkileriyle ilgili sıkıntılar çıkması halinde ilaç değiştiriliyor. Hala vücut bu ilaçlara alışamazsa, kişi, ümitsizce bu şikâyetleri çekerek ilaçlarla hayatına devam ediyor. Gün gelip yüksek tansiyon ortaya çıktığında, bu defa da tansiyon için ilaçlar almaya başlıyor. Ama sebeplere yönelik hayatında en ufak bir değişiklik yapılmıyor, çünkü bunlar sorulmuyor bile.

Vücudun hastalıktan kaynaklanan dengesizliği tolere etmeye çalışması bir yana, buna ilaveten kullanılan ilaçların oluşturduğu toksik yük ve yan etkilerle mücadele etmek zorunda kalıyor.

Yapılan bilimsel çalışmalar, diyabette kullanılan ilaçların ciddi yan etkilere sebep olduğunu bizlere göstermektedir. Kemik kırıkları, ürtiker, ciltte kızarıklık ve kaşıntı vb. cilt problemleri, bağırsaklarda gaz, bulantı, ishal, karın ağrısı, karaciğer ve safra problemleri, baş ağrıları, ağızda metalik tat hissi, böbrek problemleri, mesane kanseri, kabızlık, kan şekerinde fazla düşüş, midede yangı ve ağrı vb. birçok yan etkiler bu ilaçları kullananların karşılaşabileceği ciddi problemlerdir. Bir de tansiyon için kullanılan ilaçların yan etkilerini (baş dönmesi, mide şikâyetleri, erkeklerde ereksiyon problemleri, kuru öksürük, baş ağrıları, çarpıntı, eklem ağrıları, depresyon, uyku problemleri, astım şikâyetleri, ağız kuruluğu vb.) ve bu iki ilaç grubunun vücutta birbiriyle etkileşiminden ortaya çıkan başka problemleri düşünün… İşin daha da kötü tarafı bu ilaçların etkileşimlerini deneysel olarak tespit etmek pek de mümkün değildir. Çünkü vücutta mevcut altyapı herkeste farklıdır ve ancak bu ilaçları kullanan kişiler bunu bizzat tecrübe etmiş olur.

Kısaca özetlemek gerekirse, akıllıca yapılması gereken şey sağlık problemlerini temelden ve adım adım çözmek ve öğrenilen bu sağlıklı modeli bir yaşam tarzı haline getirmektir. Yoksa şikâyetler, üst üste kullanılan ilaçlar ve devamında büyüyen hastalık tablosuyla, aslında mevcut sağlık sistemin size sorduğu soru bu: Öyle mi ölmek istersiniz yoksa böyle mi?

 

Yorumlar

Yazara ait diğer yazılar