Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Oyun kurucu bir aktör olarak Türkiye’nin İdlib hamlesi

İdlib Türkiye, ABD, Rusya, Rejim ve Muhalifler için önemli kilit noktada bir yerleşim yeri olarak gündemimizde.

*Türkiye İdlib’e operasyon istemiyor çünkü orada yaşayan üç buçuk milyon Sünni-Arap’ın katledilmesine, topraklarının işgal edilmesine karşı. İdlib’e konvansiyonel veya kimyasal silahla saldırı hem insani bir dram hem de Türkiye’ye doğru büyük göçün başlangıcı olacaktı. Bununla birlikte Türkiye İdlib’de gözlem noktaları kurmuş bir ülke olarak Muhaliflerin konuşlandığı bu alanda yaşayan insanlara bir nevi güvence vermişti. Bu alana yapılacak herhangi bir saldırı Türkiye’nin bölgedeki imajını da zedeleyecekti. Ayrıca Hatay’a komşu olan bu bölgenin Muhalifler dışında bir kesime geçmesi sınır güvenliğimizi de tehdit edecekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan işte bu nedenlerden dolayı İdlib için büyük bir diplomasi savaşı verdi.

*Avrupa ülkeleri içinde özellikle Almanya göç konusunda diken üstünde olduğundan bu ihtimalin gerçekleşmemesi adına askeri bir operasyona karşı. ABD ise her zamanki gibi bir öyle bir böyle… Aslında askeri bir operasyonu gerçekleştirmek ve bu bölgeye de PKK-YPG’yi yerleştirmek istemez mi? Elbette ister… Fakat Türkiye tüm bu planların farkında ve oyun kurucu aktör olarak hem sahada hem masada ter döküyor.

*Rusya, İran ve Rejim’in İdlib konusunda menfaatleri aynı yönde işliyor. Aslında bu üç güç grubu da İdlib’i “direnişçi”lerden temizlemek istiyor. Rejim İdlib’i alıp Muhaliflere karşı sözde zaferini ilan etme amacında. İran için o bölgede yaşayanlar Şii olmadığından orada yaşanacak katliam onun için bir sorun teşkil etmiyor. İran alınacak sonucun Rejim’in işine yarayıp yaramamasına bakıyor.

TAHRAN’DAN ÇIKMAYAN ATEŞKES KARARI SOÇİ’DE ALINDI!

Hal böyleyken Tahran Zirvesi’nden hafızalara kazınan fotoğrafı hatırlayın. Erdoğan ateşkes teklif etti ve ısrarcı davrandı, Ruhani topu taca atarak ateşkese karşı olduğunu söyleyemedi ve Putin’i öne sürdü. Putin ise ateşkes konusunda politik cümleler kurdu ve Erdoğan’ın teklifi askıda kaldı.

Ve Soçi Zirvesi.

Pazartesi gerçekleşen Zirve, Erdoğan’ın diplomasideki başarısını bir kere daha kanıtladı. Günün sonunda gördük ki Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tahran’da alamadığını Soçi’de aldı. İdlib’deki mazlumları yüzü güldü. Türkiye halkı da derin bir oh çekti ve liderini bir kere daha alkışladı.

Zirve’den çıkan sonuca göre; İdlib’de silahtan arındırılmış bir bölge oluşturulması kararı alındı. Yani Putin Tahran’da veremediği ateşkes sözünün garantisini Soçi’de vermiş oldu. Mutabakata göre kesimlerin pozisyonu şöyle olacak; İdlib’de halk ve Ilımlı Muhalifler yerlerinde kalacaklar fakat radikaller alandan temizlenecek.

Peki Türkiye-Rusya arasındaki bu mutabakata hangi ülke nasıl bakar?

Avrupa Birliği, Türkiye ve Rusya’nın İdlib’de silahtan arındırılmış bölge oluşturulması kararının “sivil hayatların korunmasını garanti altına almasını” istedi. Değerlendirme olumlu…

Mutabakatın duyurulmasından saatler sonra Suriye’de 15 askerle birlikte radardan kaybolan Rus İl-20 askeri uçağı Suriye rejimine ait S-200 hava savunma sistemi tarafından düşürüldü. Rusya’nın açıklamasına göre bu olaya neden olan şey; İsrail’in Rejim’e yönelik hava saldırılarıdır. Acaba ABD İsrail üzerinden Soçi’de imzalanan mutabakata karşı bir tepki mi ortaya koydu?

Soçi’de alınan kararlar sonrasında kimin ne düşündüğüne değil biz işimize bakalım. Bakan Çavuşoğlu’nun açıklamalarına göre; İdlib’in sınırları korunacak. Statüsünde değişiklik olmayacak. Türkiye 12 gözlem noktasına ilave asker gönderecek.

İdlib’in hal yoluna koyulmasıyla birlikte Türkiye’nin yeniden Suriye’deki PKK-YPG gündemine odaklanması güçlü bir olasılıktır. Bundan sonra emperyalistlerin oyuncağı olan kukla teröristler ve onların sahipleri düşünsün!