Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Parayı Körfez’e ödetecekler

ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı ve başdanışmanı Jared Kushner, Yüzyılın Anlaşması adıyla bilinen planın Ramazan’dan sonra resmi olarak kamuoyuna ilan edileceğini söylemişti.

İsrail’de yayınlanan Israel Hayom gazetesi geçtiğimiz günlerde planın maddeleri olduğunu iddia ettiği bir takım bilgiler yayınladı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya yakınlığıyla bilinen gazetede yayınlanan iddiaların ne kadarının doğru olduğunu ancak anlaşma resmi olarak ilan edildiğinde öğrenebileceğiz.

Filistin davasının tasfiyesi anlamına gelen planın gayri resmi maddelerine göre Kudüs, kâğıt üzerinde hem İsrail’in hem de Filistin’in başkenti kabul ediliyor.

Fakat gerçekte tamamen İsrail’e bırakılıyor.

Şayet Kudüs Filistin’in de başkenti olacaksa, Filistin’le diplomatik ilişkileri olan ülkelerin büyükelçilikleri Kudüs’te mi açılacak?

Bu sorunun cevabı henüz yok.

Anlaşmaya göre İsrail’e bağlı Kudüs Belediyesi kentteki her şeyden sorumlu olacak.

Filistin ise sadece kentte yaşayan Arapların eğitimini üstlenecek.

Ayrıca Kudüs’te yaşayan Araplar Filistin vatandaşı sayılacak ve yeni kurulacak Filistin devleti onlar için İsrail’e bağlı Kudüs Belediyesi’ne su gideri ve vergi ödeyecek.

Saçmalığı görüyor musunuz?

Bağımsız bir devlet olacaksınız ve başkentinizde sadece vatandaşlarınızın eğitimi sizin elinizde olacak.

Daha da ötesi başkentinizde yaşayan vatandaşlarınız için bir başka ülkeye vergi ödeyeceksiniz.

Böyle bir şey olabilir mi?

İsrail gazetesinin haberine göre anlaşma uyarınca Batı Yaka’daki büyük Yahudi yerleşkeleri küçük yerleşkeleri de içine alacak şekilde genişletilecek.

Kurulacak Filistin devleti söz konusu yerleşkeleri kapsamayacak.

Buradan Batı Yaka’daki Yahudi yerleşkelerinin bir sonraki adımda İsrail tarafından ilhak edileceğini anlıyoruz.

Plan hayata geçerse ortada Batı Yaka diye bir coğrafya kalmayacak.

Onun yerine birbiriyle bağlantısı kopuk kantonlar olacak ve Filistinliler Yahudi yerleşkeleriyle kuşatılmış o kantonlara hapsolacak.

Ayrıca kurulacak Filistin devletinin bir ordusu olmayacak.

Sadece hafif silahlarla donatılmış güvenlik gücüne sahip olacak.

O gücün görevinin de Filistinli direnişçilerin peşine düşerek İsrail’in güvenliğini sağlamak olacağını tahmin etmek zor değil.

Kurulacak Filistin devletini dış düşmanlardan İsrail koruyacak ve yeni devlet, daha doğrusu planın destekçileri İsrail’e bunun için para ödeyecek.

Bu şu anlama geliyor:

İsrail işgal altında tuttuğu Filistinlileri koruduğu iddiasıyla yüklü miktarda para alacak.

Israel Hayom gazetesinin haberinde, planın hayata geçirilmesi için gerekli fonların yüzde 20’sini ABD’nin, yüzde 10’unu Avrupa Birliği’nin ve yüzde 70’ini de petrol zengini Körfez ülkelerinin karşılayacağı yazıyor.

Trump ve Netayahu ikilisi Filistin davasını tasfiye edecek ve bunun mali faturasını da Körfez’deki Arap ülkelerine ödetecek.

Yani işgalciler Kudüs’ü ve Batı Yaka’yı satın alacak ve faturayı da Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler karşılayacak.

Daha da ötesi bu alışveriş sonrasında İsrail para ödemek bir yana üzerine para alacak.

İşgalciler için bundan daha iyisi olabilir mi?

İsrail gazetesinde yayınlanan anlaşmada Gazze Şeridi içinse, direniş gruplarının silahlarını teslim etmesi ve Mısır topraklarında kurulacak sanayi ve ticaret bölgesiyle Gazze halkına nefes aldırmak öngörülüyor.

Hamas’ın, İslami Cihad’ın ve diğer direniş gruplarından hiçbirinin bu şartı kabul etmeyeceği kesin.

Anlaşma Filistin tarafından kabul edilmezse ne olacak?

Amerika Filistin’e tüm yardımını kesecek ve diğer ülkelerin de yardım etmesini engelleyecek.

Bu tehdit Mahmud Abbas başkanlığındaki Filistin Yönetimi’ne yönelik.

Çünkü direniş gruplarının ABD ve müttefiklerinden aldığı bir yardım yok.

Anlaşmada direniş grupları liderlerine suikast tehdidi var.

Bu da Gazze Şeridi’ni yeni bir savaşın beklediğini gösteriyor.