Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Peygamber Efendimiz sinema yapsaydı

Büyük laflar ediyoruz. Her şeyin doğrusunu biliyoruz. Ne söylediğimizin farkında olsak bile nasıl söylediğimize dair hassasiyet gözetmiyoruz.

Kim olduğumuzu umursamıyoruz. Karşımızdakine ayar vermekten kendimize dönemiyoruz.

Esas usule mukaddemdir… Yani usulü halletmeden esasa geçemezsin. Hukuki bir kaide olsa da insanın olduğu her yer ve ana işaret eden bir kaide bu.

Her meselede önemli. Ancak söz konusu sanat olunca daha da ehemmiyet kazanıyor.

Sanatın temel sorusunun ‘nasıl’ olmasının ifadesi bu…

İnsanlar arası ilişki de aynen böyle.

Size insanlık tarihinin en esaslı ifadesini kullanan kişi kaba saba, anlaşılmaz, itici, manasız bir üslup kullanmışsa ne söylediğinin pek bir önemi kalmıyor. Çünkü iletişim yöntemi duyguyu tetikler. Muhatabınıza samimi bir tat vermezseniz ya da inandırıcı olmazsanız ‘ne’ sorusu kendine başka elbise arar.

Hz. Peygamber bu hususta güzel bir misaldir. “Güzel ahlakı tamamlamak için” gelmiştir. Üslubu, üslubumuz olabilir. Sanat üretimi açısından söylüyorum bunu. Yoksa her insan için en güzel rehberdir O…

Sanat üretiminde sünnetin etkisi ne olabilir?

Misal; Peygamber kötü söz söylemezdi. Kötüye işaret etmezdi. Kötüyü afişe etmezdi. İyi olanı anlatmak için bile kötünün ayrıntısına girmezdi. Bu, nasıl bir dil kullanacağımıza dair hayati derecede mühim işaretler barındırır.

Şiddeti özendirici dil kullanımına bakmak gerek…

Son dönemde özellikle epik filmler, dönem işi yapımlarda kılıç, silah kullanımı, kan gösterimi revaçta. Başarının kıstası, gösterdiğiniz miktarıyla alakalı sanki. Televizyon dizilerinde de iş buraya vardı. Diyelim ki sinemaya herkes gitmez, rızası ile herkes gidip izliyor. Televizyonda ise öyle bir şey yok. Denetim de reytinge takılıyor. Haliyle, beyaz camda gördüğünü ‘doğru’ kabul eden gençler, hak arayışı için şiddeti, insani iletişim için kabalığı, kendini ifade için hamaseti tercih ediyor.

Oysa Peygamber Efendimiz’in örnekliği buna müsaade eder mi diye sormak gerek.

Şiddeti özendirmemek, kan göstermemek, sözel dile de biçimsel üsluba da dikkat etmek gerek.

Büyük laflar etmenin yolu illa da hamaset yapmak olmamalı. Ya da büyük laf etmek zorunda değil herkes. Sözümüzü şiddetsiz, kansız, nazik bir şekilde verebiliriz.

Savaş sahnesi çekilmesin, insanlık tecrübesi aktarılmasın demek değil elbet. Peygamber nasıl başardıysa, insanların kalbini kazandıysa biz de aynı yolu seçip üslubumuza dikkat edebiliriz.