Son Dakika

Reklamın kötüsü olur

Türkistanlı ozan Abdürehim Heyit, okuduğu bir şarkıda asırlar önce yaşayan "atalarının savaşçılığını" överek teröre hizmet ettiği iddiasıyla hapsediliyor. Söyler misiniz, bu durum Çin'deki zulmü anlatmak için yeterli değil mi?

Son yirmi yılda 10 milyondan fazla insanını savaşlarda kaybetmiş bir ümmetin çocuklarıyız. Yeteri kadar zulüm, katliam ve işkence görmedik mi? Irak'tan, Afganistan'a; Filistin'den Doğu Türkistan'a kadar zalimlerin mahremimize el sürmediği yer kaldı mı? İslam dünyasının sömürgeleştirilemeyen tek toprak parçası, son sığınağımız Anadolu'da dahi işgalcinin kirli eldiveni teröre on binlerce kurban vermedik mi?

Öyle ise, haklı davamızı anlatmak için, yalana, ajitasyona, abartıya başvurmanın ne gibi bir gerekçesi var, anlayabilen var mı? Arakan'da bir milyondan fazla insan yurdunu terk etmedi mi? Tecavüzün, yağmanın sıradan bir hal aldığı bu küçücük toprak parçası Müslümanlar için toplu bir ölüm kampına dönüşmedi mi? Ben bu acıyı gözlerimle, mülteci kamplarında gördüm.

Söyler misiniz, bunca gerçek ayan beyan ortada iken, Budistler’in, Zerdüştler’in cenaze törenlerinin görüntülerini "Arakan'da vahşet" diye dolaşıma sokmanın, bu videoları her cuma günü "tebrik" niyetine birbirimize göndermenin faydası ne? Kan görmekten yorulmuş gözlerimizi duyarsızlaştırmaktan, hakikat ortaya çıktığında artık "arka planda seyreden gerçek kan denizine bigane kalmaktan" başka ne işe yarıyorlar?

Türkistan, Kızıl Rusya ile Kızıl Çin arasında pay edileli, paramparça değil mi? Doğusunun boynunda bir asırdır Maocu Çin'in esaret zinciri dolanmış değil mi? Yüz binler, tıpkı Rusya'nın Sibirya'daki toplama kamplarında can verdiği gibi, Çin Seddi'nin önünde Komünizm'e kurban edilmedi mi? Bugün 1 milyona yakın Türk, Kızıl Çin'in istediği şekle girmediği için "asimilasyon kamplarında" değil mi?

On binlerce Türkistanlı, Pakistan'dan Tayland'a, Türkiye'den adını sanını bilmediğimiz ada ülkelerine hicret etmedi mi? Bunca yaşanan zulüm, davamızın haklılığını anlatmaya yetmiyor mu? Çin’deki Sokak kavgalarının ya da uyuşturucu mafyasının işkence-infaz videolarını, "Doğu Türkistan'da zulüm" başlığıyla yayınlamanın, sosyal medyada paylaşmanın davamıza nasıl bir katkısı olabilir?

Bu tarz yalan haberlerden ancak katil rejimler fayda umabilirler. Yüz binlerce vatandaşını varil bombalarıyla katleden, şehirleri yerle bir eden Esed ve ülkemizdeki yandaşları, üç-beş kendini bilmezin dünyanın başka bölgelerinde çekilmiş görüntüleri "Suriye'de katliam" başlığıyla paylaşmasını delil diye gösterip, kendilerini temize çıkarmaya çalışmadılar mı? Yalanlar ancak zalimlerin günahlarını örtmeye yarayabilirler.

Bu yazı, büyük ozan Abdürehim Heyit'i anlatmak için kaleme alınacaktı. Onun şahsında Uygur Türklerinin dramına bir parça olsun dikkat çekmek isteyecekti. Fakat, sırf sosyal medyada kısa bir süre tatmin duygusu yaşamak isteyen ya da "reklamın kötüsü olmaz" diyerek gerçeği bilmesine rağmen üzerini örtenlerin, davamıza nasıl büyük bir zarar verdiğini yazmayı daha uygun gördüm.

Türkistanlı ozan Abdürehim Heyit, okuduğu bir şarkıda asırlar önce yaşayan "atalarının savaşçılığını" överek teröre hizmet ettiği iddiasıyla hapsediliyor. Söyler misiniz, bu durum Çin'deki zulmü anlatmak için yeterli değil mi?

Atalar, ne zulme boyun eğdiler; ne yalandan ümit ettiler. Onun için daima alınları aktı, istikametleri bozulmadı. Onlardan öğrenecek çok şeyimiz var. Doğruluktan ayrılmayalım ki, Allah bizden yardımını esirgemesin.

Ne diyor Heyit:

Onlar öyle atalar idi ne güzeller olmuştu şeyda/Hançer olup saplanır idi olsa mel’un her yerde peyda.

Yorumlar

Mustafa Aynen katılıyorum hocam

Yazara ait diğer yazılar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.