Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Seçim notları: Aşırı demokrasi, kırık beyazlar, vs…

Hayırlı olsun.

Mağlubiyete alışkın kronik güruhun klişe çirkeflikleriyle, alışılmış vesveseleriyle birlikte bir seçim sürecini daha atlattık.

‘’Adam kazandı.’’

Seçim süreci boyunca dilinden yalanı ve iftirayı düşürmeyen Muharrem İnce, bu sözleriyle, ortaya attıkları hastalıklı iddialar sebebiyle şizofreni teşhisi koyduğu kendi seçmenine ters olarak, belki de ilk kez doğruyu söyledi. Kendisini tebrik ediyorum.

Mutluluğumuzu gizlemeyeceğiz. Yıllardır ne tecavüzcülüğümüz ne cahilliğimiz ne koyunluğumuz kaldı. Sözde demokrat, tahammülsüz, kartondan entelektüellere rahatsızlık vermemek için susacak, sevincimizi içimize gömecek değiliz. Zira kibirden ve hasseden kurtulabilmiş değiller. Kemikleşmiş saçmalıklarla kendilerini tatmin etmeye; sakim akıllarını, kısır idraklerini putlaştırmaya devam ediyorlar.

Sosyal ilişkilerde bariz bir diktatörlük kurmuş vaziyetteler. Hoşgörüleri yok. Halen daha, birlik bütünlük yalanlarına sığınıp bizi küçümsemekten başka bir şey yapmıyorlar. İzin vermeyeceğiz, kendimizi ezdirmeyeceğiz, güya elitist mahalle baskından çekinmeyeceğiz. Elitist yaşam ve kültür biçiminin hakikî manada yanına dahi yaklaşamayacak olan bu tonu kırık ‘’beyazlara’’ sınırlarını bildirmekten geri durmayacağız.

Diğer yandan bizim de devam etmemiz gerekiyor. Sahip çıkarak, tartışarak, eleştirerek… Yeni sistemden, yeni düzenden en yüksek verimi nasıl alabiliriz sorularıyla iştigal olmak durumundayız. Ortada bir gerçek var. Millet liderine güvendi ama parti bazında uyarısını yaptı. Şimdiden sonra bu uyarıya odaklanmak şart. Düzelmesini, yenilenmesini, paklanmasını istediğimiz çok önemli meseleler var. Mecliste çeteleşmiş ihanet kliklerine hiçbir koz vermeden, yapılması elzem düzenlemeleri dile getirmekle sorumluyuz.

Ayrıca zihnimize -silmemek üzere- yerleştirmemiz gereken bir facia daha var. Mutluluğumuzu bulanıklaştıran trajik bir felaket…

Kemalist söylemleri sırtlarına yüklenip, hümanist çığlıklarla teröristleri yeni Meclis’e soktu bir kısım CHP seçmeni. Komünist kimliklerle göz boyayıp, her fırsatta halkı ve devleti tehdit eden terör örgütü üyelerini milletvekili yaptılar. Kandil’in TBMM sözcüsü HDP’ye, emperyalist maşası liderlerinin emriyle ‘’koyun gibi’’ oy verdiler. Zerre utanmadılar. Zerre sorgulamadılar. Cahilâne bir inatla, çatal dillerinden düşürmedikleri şehitlerimizin necip ruhlarını incittiler.

Bu rezaleti unutmayalım hiçbir zaman, kendileri de unutmasınlar. Ölü vicdanlarına çivilesinler yaptıkları haysiyetsizliği.

Ayrıca…

Görüyorsunuz, öyle demokratik bir ülkede yaşıyoruz ki PKK terör örgütünün resmi siyaset organı olan HDP’ye, Fetullah Gülen teröristiyle aynı dili konuşup Pensilvanya ile paralel bir politika benimseyen İyi Parti’ye, parti meclisinde aleni şekilde DHKP-C terör örgütü üyelerini barındıran CHP’ye ve hiç hicap duymadan bunlarla kol kola giren Saadet Partisi’ne; seçim vesilesiyle devlet yönetme hakkı tanınıyor. Doğrudan veya dolaylı, ülke menfaatlerine yönelik ne yapılmışsa yıkmayı vadeden bu oluşumlara ittifak kurma müsaadesi veriliyor.

Üstelik, sandıkta istenen elde edilemediği zaman, bu kirli ittifaka fırsat vermeyen millet iradesi suçlu ilan ediliyor. Kompleksli, yetersiz, paranoyak bir azınlık tarafından dışlanıyor ve değersizleştiriliyor.

Daha ne olsun!

En başta dediğimiz gibi, hayırlı olsun!