Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Seçimi nasıl okumalı?

Sultan Selim Han Mısır seferinden dönerken “Mısır’ı aldık ama Sinan’ı kaybettik.”  diyerek üzüntüsünü belirtir. Mısır seferinde şehit olan Sinan Paşa, Yavuz’un çok sevdiği, kuşatmasında otağını kendisine bıraktığı veziridir. Seçim sonuçlarına baktığımızda Ak Parti açısından durum Yavuz’un Mısır zaferi gibidir. Türkiye genelinde birinci olunmuş ancak önemli iller kaybedilmiştir. Mehmet Özhaseki ve Binali Yıldırım Tayyip Erdoğan’ın Sinanlarıdır. Bu iki isim bugüne kadar birçok kritik görev ve zamanlarda Tayyip Erdoğan’ın yanında durmuşlardır. Gel gör ki, İstanbul’da iki aday arasındaki sayı farkının azlığı, 320 bine yakın oyun geçersiz olması ve sonuçların tutanaklara geçilirken yapılan müdahaleler sonucu tartışmalı hale getirse de yeniden yapılacak sayım ve değerlendirme uzun yıllar konuşulmaya devam edecektir. Elbette seçimlerde sonuç önemlidir; 1 oyla kim kazanırsa zafer onundur. İmam Gazali’ye atfedilen güzel bir söz var  “Öyle çalış ki ahirette işin şefaate kalmasın.” Seçim büyük farklarla kazanılsaydı böyle bir tartışmaya gerek kalmayacaktı. Yine de olanda “hayır vardır” diyerek sonuçları sükûnet içerisinde muhasebe yaparak değerlendirmek gerekir.

Türkiye son yıllarda hızlı değişimlere sahne oluyor. Üst üste seçimler yaparak sistemi değiştirdik. 6 yılda 5 seçim yapmışız. Sistem değişikliği, başkanlık, parlamento ve yerel seçim olmak üzere az zamanda çok karalar alarak hayatımıza yön vermeye çalışıyoruz. Bu baş döndürücü trafik içerisinde her şey birbirine karışmış durumda. Parti teşkilatları profesyonel seçim organizatörleri haline geldi. Bu çalışmaları en başarılı bir biçimde yapan ise Ak Parti’dir. Türkiye’de her seçim bir bıçak sırtı mantığıyla yapıldığı için hep gerilimli, hep stresli oluyor.

Genel seçim havasında gizli ve açık ittifakların yapıldığı 31 Mart Yerel Seçimleri sonuçları itibariyle üzerinde uzun yıllar konuşulacak bir tablo ortaya çıkardı. Çok karmaşık denklemleri çözümlemek epeyce zihin yormayı gerektiriyor. Toplamda baktığımızda seçimin galibi Cumhur İttifakı yani Ak parti ve MHP’dir. Kaybedeni ise Millet İttifakı yani CHP, İP’tir.  Bir de perde arkası destekçileri var: HDP, SP.

Peki, her şey göründüğü gibi mi? Keşke o kadar kolay olsa. Söz konusu olan yerel seçimler olunca işler iyice karışmış durumda. Toplamda AK Parti kazandı ama özelde bu ittifak işinden en karlı CHP çıktı. Uzun zamandır topyekûn olarak saldırdıkları Ak Parti’yi bu defa tezgâha getirdiler. AK Parti’nin karşısına huyu suyu onlara daha yakın adamlar koydular. Arkasına gizli açık, irili ufaklı ne kadar muhalif varsa topladılar. CHP’nin kıdemli kaybetmekle ünlü lideri, yanına İP’i de alarak birkaç ufak gösteri yaptıktan sonra ortadan kaybolup pusuya yatıp olan biteni seyretmeye başladı.  Daha önce defalarca denedikleri oyun bu defa tuttu.

AK Parti kampanyasında yapılan hizmetleri ve bundan sonra yapacaklarını anlatmak yerine daha çok soyut genel meselelerle konuyu kendi aleyhine döndürdü. Bir de kampanyanın sadece tek isim üzerinden yapılması da adayların öne çıkmasını perdeledi. Tabii uzun yılların getirdiği olumsuz birikimler de küskün kitlelerin oluşmasına vesile oldu. Halk, yıllardır aşına olunan aynı yüzlerle yola devam etmenin doğru olmadığını düşündü. Ve daha birçok sebep…

Şimdi artık ülkenin sürekli gündemlerine geçme zamanıdır. Birinci önceliğimiz iktisat olmalıdır. Dış politikada yoğun günler bizi bekliyor. Ülkemizin hayrına olan geçmişten ibret alıp geleceğe odaklanmaktır.