Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Sermaye sahibi, sözümüz sana!

Diriliş Postası Apple Podcast ButtonDiriliş Postası Google Podcast ButtonDiriliş Postası Spotify Podcast ButtonDiriliş Postası Youtube sayfası

Zaman zaman bu konuya değiniyoruz. En son Haziran 2018’de “Sanatı desteklemek de dini vecibedir” başlığıyla dikkat çekmeye çalışmışız.

Her sohbet ortamında muhatap aldığımız güncel soru şu: Kültür-sanat alanında yer alabildik mi/alabilecek miyiz?

Ortama göre uzun ya da kısa cevap vermeye çalışıyoruz. Zira soru mühim. Net cevap verme iddiasında değiliz. Çünkü zamana göre değişen şeydir, cevap. Mevcut durum çerçevesinde, olması gerekeni söylemek vazifemiz olsa gerek.

İçerik ve yöntem açısından sinemanın muhatabı üreticilerdir. “Sinemaya destek” başlığıyla açılan her hususun hedefindeyse “sermaye” vardır. Fazlasıyla seküler bir söylem olsa da “sermaye” olarak niteleyeceğimiz kişilerin, kazançlarından “destek” bağlamında ayırdıkları pay hayati derecede önem arz ediyor.

Sinema, tarihin hiçbir döneminde devlet ve burjuva desteği olmadan ayakta duramadı. Teknoloji ve yeni yöntemler sinema üretimini biraz daha özgürleştirse de sermaye her daim önemli olacak.

Türkiye’deki “yeni orta sınıf”, bu yazının muhatabı oluyor. Yani mütedeyyin ve sermaye sahibi…

Söz konusu kişiler için kültür-sanat faaliyetlerine destek vermek vazifedir. Vermemek vebal… Kıyas yapmak elbette hoş değil. Ancak anlaşılması için şöyle söyleyelim; cami, kuran kursu yaptırmak, öğrenciye burs vermek ne kadar makbul ise ve hükmü ne ise ‘uygun sanat’ı desteklemek de öyledir.

Hollywood’un sinsiliğinden dem vurup, animasyonların çocuklar üzerindeki zararlarını vurgulayıp, Türkiye’de üretilen sinema içeriklerinin memleket ile bağının zayıflığını anlatmak güzel geliyor bu şahıslara. Oysa eleştirdikleri ortama can suyu verecek olanlar da kendileri.

“Bize lazım olan” içeriği üretecek kişilerin desteklenmesi, bu tür sinemacıların yetiştirilmesinin sağlanması vazifedir. Herkes bu hususta üzerine düşeni yapmalıdır.

Bir Hollywood filminin bütçesinin 100 milyon dolar (600 milyon TL civarı) olduğunu düşünürsek, makasın ne denli açık olduğu ortaya çıkar. Hollywood ayarında film yapmanın peşinde olmamalıyız zaten. Bize lazım olan, bu topraktan beslenen algı, vergi ve içeriğe ulaşmaktır. Bu minvalde üretim yapmaktır. Türkiye’de eli yüzü düzgün bir filmi hayata geçirmek için gereken miktar 1-5 milyon TL civarındadır. Prodüksiyon ve oyuncu kadrosuna göre bu miktar 20 milyon TL’ye kadar yükselebilir. Kimileri için bu miktarlarda destek sunmak işten bile değil.

Olayın bir de kısa film boyutu var. Kısa filmcileri desteklemek daha kolay. Atölyeleri ve kısa film çekimlerini desteklemek 20 bin TL’den 100 bin TL’ye uzanan bir destek aralığına işaret ediyor. Kimilerinin aylık yakıt masrafı…

Destek dediğimiz mevzu için iki tarafı bir araya getirecek organizasyon gerekli elbet. Bunun için de sinemacılar elini taşın altına koyup kurumsallık noktasında harekete geçmeli.

Tekrar ediyoruz ki; sinemaya destek dini vecibedir.

Herkes üzerine düşeni yapmalı.